31.12.1998- SAĞLIK ALANINDAKİ OLUMSUZ GİDİŞ 1999'DA ARTIK TERSİNE DÖNMELİDİR
KAMUOYUNA AÇIKLAMA İstanbul'da 13000 hekimin temsilcisi konumundaki bir meslek örgütü olarak; 20. Yüzyılın son yılında sağlık alanındaki olumsuz gidişin artık tersine dönmesini bekliyoruz.
Halkın nitelikli, kolay ulaşılabilir ve yaygın bir sağlık hizmeti aldığı, sağlıkta ve tüm alanlarda özelleştirme dalgasının tersine çevrildiği, hekimlerin de mesleklerini özledikleri şekilde uygulayabildikleri koşulların oluşması için toplumsal bir seferberliğe ihtiyacımız olduğunu görüyoruz.
1999 yılının; siyasi partilerin, hükümetlerin, basının, meslek örgütlerinin, sendikaların ve kitle örgütlerinin halkın sağlık talebini daha fazla gündemlerine aldıkları ve hekim örgütlerinin sözlerine daha fazla kulak verdikleri bir yıl olmasını diliyor; 1999'da da halkın sağlık hakkı ve hekim emeği için güçbirliğine hazır olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.
İstanbul'da ve ülkemizin dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarında zor koşullar altında çalışan hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının, basın mensuplarının ve tüm yurttaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimizle kutlar; yeni yılda sağlık, mutluluk ve başarılar dileriz.
1999'un ulusal bağımsızlığımızın, aydınlanmanın, barışın, demokrasinin, emeğin ve kardeşliğin yılı olmasını diliyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
12.12.1998- SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN CHP VE DSP'YE ÇAĞRI
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN CHP VE DSP'YE ÇAĞRI:
GÜÇBİRLİĞİ YAPIN... Sözcülüğünü 68'liler Birliği Vakfı Başkanı Haşmet Atahan'ın yaptığı Sivil Toplum Kuruluşları Birliği ve aralarında İstanbul Tabip Odası ile İstanbul Eczacılar Odası'nın da bulunduğu meslek örgütlerinin temsilcileri İstanbul'daki DSP ve CHP il merkezlerini ziyaret ederek iki partinin hükümet kuruluşu ve seçim sürecinde güçbirliği yapmalarını istediler.
10.12.1998, Perşembe günü DSP İl Başkanı Hasan Fehmi Yavuzalp'i ziyaret eden temsilciler hükümeti kurmakla görevlendirilen DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in elini CHP'ye uzatmasını önerdiler. Görüşmede; şeriat ve mafya ile ilişkili siyasi partilere meydanı bırakmamak, gelir ve vergi adaletsizlikleri ile mücadele etmek için iki partinin biraraya gelmesi durumunda halktan da büyük destek alacakları dile getirildi. DSP İstanbul İl Başkanı; bu mesajları Genel Başkan Bülent Ecevit'e ileteceğini belirterek sivil toplum örgütlerinin desteğini istedi.
Dün de CHP İl Başkanı Ethem Cankurtaran ile görüşen sivil toplum örgütlerin temsilcileri, aynı beklentileri dile getirdiler. Görüşmede CHP İl Başkanı, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in güçbirliği için adım atması durumunda CHP'nin de buna kayıtsız kalmayacağını umduğunu açıkladı.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Basın Bürosu
10.12.1998- DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ
BASINA AÇIKLAMA 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ'nin üzerinden 50 yıl geçmesine karşın, bu bildirgenin kaleme alınmasının gerekçeleri ne yazık ki tüm insanlar için ortadan kalkmış değil.
İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan insanlık onurunun, devredilemez insan haklarının, özgürlük, adalet ve dünya barışının temeli olması gerektiği idealini henüz gerçekleştirebilmiş değiliz.
Tüm insanların söz ve inanma özgürlüğüne sahip oldukları bir dünya, henüz kurulabilmiş değil.
İnsan haklarının hukuk rejimiyle korunması ilkesi her ülke için gerçekleştirilebilmiş değil.
1789 Fransız Büyük Devrimi'nin kıvılcımıyla yakılan ışığın dünya üzerinde henüz erişemediği yerler var.
İnsan haklarının geliştirilebilmesi, bireylerin ve ulusların aydınlanmasıyla, hak aramaya dayanan bir yurttaşlık bilincinin gelişmesiyle ve bu amaçla örgütlenmeyi başarabilmekle mümkündür.
Cumhuriyet Devrimimizin atılımlarına rağmen ülkemizde de insan hakları kavramının tam olarak yerleşmesi için daha yapacaklarımız var. Bunun için hak arama kültürünü geliştirmek zorundayız. Bunların içinde sağlık hakkının yurttaşlarımız tarafından talep edilmesinin yaşamsal bir önemi var.
Her zaman insanların acılardan, korkulardan korkulardan uzak, din, dil, ırk, mezhep, cins ve renk ayrımı gözetmeksizin kardeşçe yaşamasını ilke edinmiş bir mesleğin temsilcileri olarak; yeni bir "bin yılın eşiğinde"
· İnsanlık onuruna aykırı uygulamaların, işkence ve kötü muamelenin son bulması,
· İdam cezasının kaldırılması,
· Sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik hakkının istisnasız herkes için gerçekleştirilmesi,
· Gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesi,
Bütün bunları sağlayacak olan yurttaşlık bilincinin gelişmesi için, aydınlanma, haberleşme, örgütlenme ve düşünce özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Saygılarımızla,
Prof.Dr. Orhan Arıoğul
Başkan
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu adına
01.12.1998- 1 ARALIK DÜNYA AIDS GÜNÜNDE HASTAHAKLARINA VE HEKİMLİĞİN ETİK DEĞERLERİNE SALDIRI
BASIN AÇIKLAMASI> Hasta haklarına ve hekimliğin etik değerlerine saldırı...
1 Aralık dünya AIDS gününde bazı televizyon kanallarının AIDS'li hastaların isimlerini rayting amacıyla yayınlamaları hekimliğin etik değerlerine ve hasta haklarıan ağır bir darbe indirmiştir.
Hastaya ait tıbbi bilgilerin ve sırların saklanması hekimliğin önemli etik kurallarından biridir. Bu bilgilerin basın yoluyla yayınlanması da yasalarımıza göre suç oluşturmaktadır.
İstanbul Tabip Odası olarak sözkonusu yayınlardan önce TV kanallarını uyarma çabalarımız ne yazık ki sonuç vermemiş ve sorumlular suç işlemeye devam etmişlerdir.
Toplantı halindeki İstanbul Tabip Odası Temsilciler Kurulu'ndan Oda Başkanımız Prof.Dr. Orhan Arıoğul başkanlığında bir heyet görüşlerimizi iletmek üzere Odamızı temsilen saat 20.45'de sözkonusu TV kanallarına gitmişlerdir.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Temsilciler Kurulu olarak hekimliğin etik değerlerine ve hasta haklarına yönelmiş bu saldırıyı kınıyor, bahsi geçen yayınlar hakkında her türlü yasal girişimde bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
İstanbul Tabip Odası
Basın Bürosu
27.11.1998- 27 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ ÖĞRETMENLERE DAYAK ATILARAK KUTLANDI!
24 Kasım Öğretmenler Günü, Öğretmenlerimize dayak atılarak kutlandı! 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde sorunlarını dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapmak isteyen öğretmenlerin güvenlik güçleri tarafından dövülmesi Cumhuriyet'in 75. Yılında eğitime verilen önemi ve iktidarın öğretmenlerin hak arama çabalarına bakışını yansıtmaktadır.
El üstünde tutmamız gereken ve her türlü saygıya layık bir meslek grubuna yapılan bu saldırıyı İstanbul Tabip Odası olarak kınıyor, sorumluların biran önce yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmalarını bekliyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
25.11.1998- SAĞLIĞIMIZA, EMEĞİMİZE, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM Ayrılıkçı terör örgütü PKK liderinin İtalya'ya sığınmasının yarattığı kriz...
İki büyük siyasi parti liderinin Meclis komisyonlarında aklanması...
Hükümet hakkında verilen gensoru önergesinin kabul edilmesinin ardından oluşacak siyasi boşluk...
Ülkemiz Cumhuriyetimizin 75. Yılı kutlamalarının hemen ardından ciddi sorunlar ve siyasi çalkantılar içinde. Ama bütün bunlar günlük yaşamda heran karşılaştığımız sorunları unutturmuyor.
Sağlık da bunların başında gelen bir konu. Biz hekimler, ülke yöneticilerine, yönetmeye talip olanlara ve günlük dertleri içinde bunalan halka sorunları hatırlatmak için buradayız.
Hükümet düşse de, düşmese de, İtalya krizi bitse de bitmese de devlet bütçesi önümüzdeki günlerde kararlaştırılacak. Mevcut hükümet, öncekiler gibi sağlığa bütçeden % 3'ün altında bir pay ayırmayı uygun buldu. Sağlıktaki yatırımlar durduruldu. Kamu sağlık çalışanlarına düşük ücret uygulamasına devam edileceği belli oldu.
Bu duruma daha fazla katlanmak istemediğimizi hizmet verdiğimiz kişilere açıklamak istiyoruz. Sağlığımıza, emeğimize ve geleceğimize birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu nedenle "artık yeter" diyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları gelişmiş-gelişmemiş birçok dünya ülkesindekiler gibi sağlığa devlet bütçesinden daha fazla pay ayrılmasını hak ediyor. Daha yaygın sağlık hizmetini hak ediyor. Doğuda-batıda, kuzeyde-güneyde herkese sağlık hizmetlerinin eşit sunulmasını hak ediyor.
Bütün bunlar için sadece hekimlerin ve hekim örgütlerinin çabası yeterli değil. Sağlık hizmeti alan yurttaşlarımızı ve basını da ülkemize, 75 yıllık Cumhuriyetimize yakışır bir sağlık düzeni ve sağlık bütçesi için güçbirliğine davet ediyoruz.
Bu vesileyle son günlerde İtalya krizi nedeniyle gelişen gerginlik karşısında her türlü ırkçı-milliyetçi kışkırtmalara karşı kardeşlik ve sağduyunun hakim olması dileğimizi iletmek istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'nin din, mezhep, etnik köken ayrımı yapılmaksızın bütün yurttaşlarının eşit ve özgür yaşadığı nice 75. yıllara barış ve kardeşlik ortamı içinde ulaşacağı inanç ve dileğimizi tekrarlamak istiyoruz.
Saygılarımızla,
25 Kasım 1998- Kadıköy İskelesi Önü
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
22.11.1998- 221 HEKİM İŞYERİ HEKİMLİĞİ KURSUNU BAŞARIYLA BİTİRDİ İşyeri hekimliği; çalışma ortamlarının insan sağlığını olumsuz etkilemeyecek koşullara ulaştırılması için gerekli olan koruyucu hekimlik hizmetlerini kapsamaktadır.
İstanbul Tabip Odası tarafından düzenlenen, 9 gün süren ve 62 saatlik programı içeren işyeri hekimliği kursu bugün tamamlandı.
İşyeri hekimliği sertifikası almaya hak kazanan 221 hekim, bundan sonra en az 50 sigortalı işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hekimi olarak görev yapacaklar.
Yürürlükteki yasalara göre 50'den fazla sigortalı çalıştıran her işyeri hekim bulundurmak zorunda.
İstanbul'da yasalara göre hekim çalıştırması gerektiği halde yasaya uymayan 800 işyeri bulunuyor. Bunlara İstanbul Tabip Odası tarafından uyarı yazısı yazılmış olup 500'ü hakkında da Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmuştur.
İşçi sağlığı alanında iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmak için ve işçi sağlığını çağdaş standartlara çıkarmak için başta işveren örgütleri olmak üzere konunun tüm taraflarını daha fazla duyarlılığa davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
02.11.1998- HEKİMLERİN YAŞAM KOŞULLARI DÜZELTİLMELİDİR
Nitelikli Sağlık Hizmeti İçin Hekimlerin Yaşam Koşulları Düzeltilmelidir.
Sağlık Bakanlığı Hazırladığı İyileştirme Paketini Savunacak mı? Cumhuriyet�in 75. yılı kutlamaları sırasında dikkat çekilen konulardan biri de sağlık hizmetlerinin istenen düzeyde olmamasıdır. Kamu sağlık hizmetlerini 1940�lı yıllardan sonra ihmal eden, 27 Mayıs�tan sonra kısa süre için hatırlayan iktidarlar son yıllarda giderek artan bir kayıtsızlık içindedir. Sağlık hizmetlerini sadece kısa vadeli politik yarar amacıyla kullanan, hiçbir köklü plan ve projeyi yaşama geçiremeyen hükümetler, yurttaşlara "Başının çaresine bak" mesajı vermektedir.,
Oysa Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi bu değildir.
Gelir dengesizliğinin azalacağına arttığı bir ülkede, ancak kamusal projelerle halkın sağlık sorunları çözülebilir veya ortaya çıkmadan önlenebilir.
Bu kamusal projelerin önemli koşullarından biri de kamu sağlık hizmetlerinde çalışanların çalışma olanaklarını ve yaşam standartlarını iyileştirmektir. Nitekim Cumhuriyet�in ilk yıllarında da, sağlıkta sosyalleştirme atılımının yapıldığı 1960�lı yıllarda da buna uygun hareket edilmiştir.
Bu gerçek, Sağlık Bakanlığı�nın geçtiğimiz yıl sonunda ve Eylül l988�de hazırlattığı iki "Sağlık Personelinin Özlük Haklarının iyileştirilmesi Tasarısı"nda da kabul edilmektedir.
1- Sağlık Çalışanlarından istenen verimi alabilmek,>
2- Kamu Sağlık Kuruluşlarında çalışmayı özendirmek,
3- Mahrumiyet bölgelerinde çalışmayı özendirmek,
4- Özveriyle çalışan, nöbet tutan, yıllarca eğitim görmüş ve emek vermiş insanların hakkını teslim etmek,
amacıyla hazırlandığı belirtilen tasarı bir iyileştirme sağlayabilir.
Endişemiz, bu tasarıların sadece "Dostlar alışverişte görsün" yaklaşımından ibaret olmasıdır. Nitekim geçtiğimiz yıl sonunda hazırlatılan benzer bir tasarı, hükümet içinde önemli bir tartışmaya konu bir olamadan kadük kalmıştır.
Bu kez, Sağlık Bakanlığı�nın hazırladığı tasarının gereğini yapmasını dikkatle bekliyoruz. Halkın daha nitelikli kamu sağlık hizmeti alabilmek için sağlık çalışanlarının haklı taleplerinin yanında olduğunu biliyoruz. Geçen yıl olduğu gibi kamuoyu oluşturulması ve tasarıların savunulması konusunda Sağlık Bakanlığı�na destek vermeye hazırız.
Yeter ki samimi olsunlar.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL TABİP ODASI
YÖNETİM KURULU
29.10.1998- YAŞASIN CUMHURİYET! NİCE 75 YILLARA... Cumhuriyetimizin 75. Yılını; kuruluşunda ortaya konan değerlere büyük bir inançla sahip çıkarak kutluyoruz. Uzun savaşlardan yorulmuş ve çok sayıda emperyalist devletin fiilen işgaline uğramış Anadolu�da halkın gücüne ve yaratıcılığına güvenerek kazanılan Kurtuluş Savaşı�mızın sonunda taçlandırılan bir Cumhuriyet�in yurttaşları olmaktan onur duyuyoruz.
Ulusal Kurtuluş Savaşı�ndan sonra siyasette ve ekonomide de tam bağımsızlık ilkesiyle kurulan Cumhuriyet�in sağlık alanındaki kazanımlarını ısrarla korumayı ve geliştirmeyi bir görev biliyoruz. Sağlık sorunlarına boğulmuş ülkemizde çıkış yolunun, on yıllardır ihmal edilen Cumhuriyet�in kuruluş felsefesi ilkelerinde aranması gerektiğine inanıyoruz.
Biz hekimler 75. Yılda Cumhuriyet�e sahip çıkıyoruz. Ve diyoruz ki;
Cumhuriyet�e sahip çıkmak şeriata karşı çıkmaktır.
Cumhuriyet�e sahip çıkmak tam bağımsızlığı savunmak, IMF ve Dünya Bankası�nın dayatmalarına karşı çıkmaktır.
Cumhuriyet�e sahip çıkmak tüm özelleştirmelere karşı çıkmak, SEKA�yı savunmaktır.
Cumhuriyet�e sahip çıkmak kamusal bir sağlık sistemini savunmaktır.
Cumhuriyet�e sahip çıkmak demokrasiyi savunmaktır.
Cumhuriyet�e sahip çıkmak emeği ve alınterini savunmaktır.
Başta M.Kemal ATATÜRK olmak üzere Cumhuriyet Devrimi önderlerine ve 75 yıldır Cumhuriyet değerleri için mücadele eden herkese minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Aydınlattıkları yoldan yürüyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
08.10.1998- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AYDINLANMA ODAĞI
Üniversiteye ve Rektör Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu�na Yeni Öğrenim Yılında Başarılar Diliyoruz
Yeni öğretim yılının açılışı dolayısıyla, ülkemizin en köklü geleneklere sahip eğitim kurumu olan İstanbul Üniversitesi�nin Sayın Rektörüne, Üniversitenin tüm çalışanlarına ve öğrencilerimize İstanbullu hekimler adına başarı ve destek mesajlarımızı iletmek için bu ziyareti gerçekleştiriyoruz. İstanbul Üniversitesi�nin ülkemizin yüzyıllardır süren aydınlanma, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde önemli bir yeri var. Bu Üniversite�den Cumhuriyet değerlerini özümsemiş olarak yetişen nesiller, aydınlanma meşalesini kuşaktan kuşağa taşıyarak önemli bir görev yaptılar.
Sayın Rektör�ün Üniversite�nin bu geleneğine uygun olarak laik, bağımsız, demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerine sahip çıkmasını, Cumhuriyetimizin değerlerine yönelen tehdit ve saldırılara karşı ödünsüz ve kararlı tutumunu takdirle karşıladığımızı özellikle vurgulamak istiyoruz. Aynı zamanda meslektaşımız ve Odamız üyesi olan Sayın Alemdaroğlu�nun bu onurlu mücadelesinde her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.
İstanbul Üniversitesi�nin ülkemiz için "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" nice nesiller yetişmesinde vazgeçilmez ve öncü bir yeri olacağına inanıyor, değerli öğretim üyelerimizin ve sevgili öğrencilerimizin başarılı ve verimli bir öğretim yılı geçirmelerini diliyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
02.10.1998- GRİP AŞISI
Grip hastalığı, hastalıktan korunma ve Grip Aşısı Sayın Basın Mensubu,
Sonbahar mevsimine girilmesiyle beraber grip hastalığı ve korunma yöntemleri konusunda sağlıkla ilgili bir meslek örgütü olarak kamuoyunu doğru bilgilendirmenin görevimiz ve sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla konunun uzmanı öğretim üyelerinden yararlanarak oluşturduğumuz bilgileri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Sağlığın metalaşmasına karşı olan bir meslek örgütü olarak üzülerek görüyoruz ki; bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi reklam ve ticari amaçlı ve eksik/yanlış bilgilendirici haberler ile aşı kampanyası haberleri basında yoğun bir şekilde yer almaya başlamıştır.
Grip hastalığı etkeni: Grip hastalığının etkeni influenza virusudur.
Belirtileri: Halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ya da nezle ile karıştırılır. Grip hastalığı; yüksek ateş, baş ağrısı, şiddetli halsizlik, kas ağrıları ve kuru öksürükle seyreder.
Grip aşılarının koruyuculuk oranı: Grip aşılarının koruyuculuğu virusun çeşitlerinin fazlalığı ve yeni ortaya çıkan çeşitler nedeniyle % 60-80 arasında değişmektedir. Korunma % 100 olmadığı için aşı olduğu halde kişiler grip hastalığına yakalanabilmektedir. Bu durum insanlarda koruyuculuğu % 100 olan aşılara karşı bir güvensizlik duygusu oluşturabilmektedir. Bu nedenle sağlık haberlerinde grip aşısının koruyuculuğunun % 100 olmadığı mutlaka belirtilmelidir.
Kimlere aşı uygulanır: Her türlü tıbbi müstahzar gibi aşılar da mutlaka hekim kontrolünde ve önerisiyle uygulanmalıdır.
Grip aşısı önerilen risk grupları şunlardır:
1. 65 yaş ve üzerindeki kişiler>
2. Solunum ve dolaşım sistemine ait kronik hastalığı bulunan erişkin ve çocuklar
3. Diabetes Mellitus (Şeker hastalığı) ve Böbrek Yetmezliği gibi kronik metabolik hastalıklar
4. Hastalık veya aldığı ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi bozuk olan hastalar ile ev halkı
5. Uzun süre aspirin kullanması gereken çocuklar
6. Huzurevleri ve diğer bakımevlerinde kalanlar
7. Yukarıdaki riskli grupları izleyen veya onlarla temas halinde olan kişiler veya aile bireyleri
Grip aşısının kesinlikle uygulanmaması gereken durumlar: Gebeliğin ilk üç ayı, başka bir ateşli hastalığı olan kişiler, yumurtaya karşı allerjisi olan kişiler
Grip aşısının yan etkileri: Aşılama yerinde ağrı, ateş, kırgınlık, kas ağrıları, allerjik reaksiyonlar
Konuyu değerlendirmelerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
İstanbul Tabip Odası
Basın Bürosu
26.09.1998- ŞEF-ŞEF YARDIMCILIĞI SINAVI En az 309 kadro yine boş kalacak ! Eğitim hastanelerinde boş bulunan Şef ve Şef Yardımcısı kadroları için açılan sınav 28 Eylül 1998, Pazartesi günü Ankara�da yapılıyor. Üçüncü ve son aşama olan "Jüri Mülakat Sınavı"na 298 aday katılacak.
İstanbul Tabip Odası�nın tespitlerine göre; Sağlık Bakanlığı�nın tüm Türkiye için ilan ettiği toplam 553 boş kadronun (206�sı şeflik, 347�si şef yardımcılığı) en az 309�u sınav sonrasında yine boş kalacak. Yani 99 şeflik, 210 şef yardımcılığı kadrosu bu sınavda da doldurulamayacak.
Eğitim hastanelerindeki eğitici kadro açığının bu sınav sonucunda da giderilemeyecek olması, tıpta uzmanlık eğitimine ve sağlık hizmetlerine ilişkin önemli bir sorunun sürmesi anlamına gelecek.
İstanbul Tabip Odası, eğitim hastanelerimizin hizmet ve eğitim rolleri açısından büyük önem taşıyan eğitici kadro açığının kapatılabilmesi için, Sağlık Bakanlığı�nın yeni bir sınav sürecini bir an önce başlatması gerektiğini savunmaktadır.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
25.09.1998- CUMARTESİ ANNELERİNİN ACISI DİNSİN... Üç yıldır kaybolan yakınlarının izlerini bulmak amacıyla etkinlik gösteren ve kamuoyunda "Cumartesi Anneleri" olarak bilinen yurttaşlarımızın acılarının son bulmasını istiyoruz.
998 Türkiye�sinde kayıp yakınlarının çığlıklarına duyarlı meslek gruplarından biri de doğal olarak hekimlerdir. İnsanların acılarını dindirmek için uğraş veren hekimler, her hafta en zor iklim koşullarında ve baskı altında bile arayışlarını sürdüren annelerin çilelerinin son bulmasını istemektedir. Tersine, son zamanlarda kayıp yakınları üzerindeki baskıların artması üzüntü ve endişe yaratmaktadır.
Hükümet yetkililerini; ülkemizin bu ayıbını ortadan kaldırmak için ciddi girişimlerde bulunmaya ve biz hekimlerle birlikte kamuoyu vicdanını tatmin edecek açıklamalar yapmaya davet ediyoruz.
İstanbul Tabip Odası olarak İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı�na bu beklentilerimizi içeren birer mektubu 21.9.1998 tarihinde göndermiş bulunuyoruz. Sağlıklı bir toplum için temel koşulların başında can güvenliği ve adaletin sağlanması gelmelidir. Hükümet yetkililerini bu yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
04.09.1998- "HEKİM GÖZÜYLE"
İSTANBUL TABİP ODASI�NDAN RADYO PROGRAMI Sayın Basın Mensubu,
İstanbul Tabip Odası�ndan Dr. Rıfat YÜCEL ve Dr. Özcan Baripoğlu�nun hazırlayıp sunduğu "Hekim Gözüyle" adlı program yayın hayatında.
Her Pazar günü, 11.00 - 12.00 saatleri arasında Radyo Cumhuriyet�te (107.4) canlı olarak yayınlanan programda konukların katılımıyla; haftanın sağlık gündemi, basında çıkan sağlık haberleri ve toplumsal sağlık sorunları ile ülke sağlık politikası üzerine değerlendirmeler yer alıyor.
6 Eylül 1998, Pazar günkü programda; basında çıkan sağlık haberlerinin değerlendirilmesi, hekimlere saldırılar, "mestinon" adlı ilacın öyküsü, kornea nakli ile tedavi edilmesi mümkün olan göz hastalıkları ve sağlıkta KDV uygulaması konukların katılımıyla ele alınıyor. Program dinleyicilerin öneri ve eleştirileri ile güçlenmeyi hedefliyor.
Konunun kamuoyuna duyurulması için desteğinizi bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Basın Bürosu
02.09.1998- ACİL SERVİSLERDE CAN GÜVENLİĞİ İSTİYORUZ Geçtiğimiz ay bir meslektaşımıza SSK İzmir Tepecik Hastanesi�nde yapılan fiili saldırıdan sonra bu kez çok benzer bir olay İstanbul�da yaşandı.
Hastanemizde görevli Dr. Abdulmuttalip Baştürk; 27 Ağustos 1998, Perşembe gecesi, saat 22.30 sıralarında bir hasta yakınının fiili saldırısına uğramıştır. Aynı gece nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı�na suç duyurusunda bulunan meslektaşımıza hayati tehlike nedeniyle geçici adli rapor verilmiştir. Hekim arkadaşımız; aynı gece Şişli Etfal Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniği�nde "beyin sarsıntısı" teşhisiyle gözlem altında tutulmuş, saldırgan ise hayati tehlikeye sebebiyet vermek iddiasıyla çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakılmıştır.
Bizler zor şartlar altında çalışarak her gece yaklaşık 500 acil hastaya hizmet vermekteyiz. İstanbul�da 24 saatte yaklaşık 2000 hastanın acil servislere başvurduğu düşünülürse hastanemizin verdiği acil sağlık hizmetinin büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir. Biz hekimler ayrıca yıllardır kamu sağlık kurumları üzerinde uygulanan "tasarruf tedbirleri" nedeniyle oluşan personel eksikliği sıkıntısını da duyuyor ve çoğu zaman adeta yardımcı sağlık personeli gibi çalışıyoruz. Bu şartlar altında varolan yardımcı sağlık personeli de durumdan rahatsızdır.
Aynı zamanda tüm sağlık kuruluşlarında olduğu gibi bu hastanede de güvenlik önlemleri son derece yetersizdir. Örneğin; bazen yaralı bir hasta yanında -birçoğu içkili de olabilen- 50�ye yakın hasta yakını da zorla muayene/tedavi odasına girebilmekte ve muayene ortamını ve hekim-hasta ilişkisini son derece olumsuz etkileyebilmektedir.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yurttaşlarımıza elimizden gelen en üst düzeyde sağlık hizmetini sunmaktayız ve sunmaya devam edeceğiz.
Bizler; Dr. Abdulmuttalip Baştürk�e yapılan bu insanlık dışı saldırıyı kendimize ve hekimlik mesleğine yapılmış sayıyor, şiddetle kınıyoruz. Sağlıkçılara yönelik saldırılara sessiz kalmayacağımızı ve olayın takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
Bu son saldırı ile beraber sağlık kurumlarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliklerinin olmadığı bir kez daha açığa çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm yetkili birimleri sağlık kurumlarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini koruyacak önlemleri ivedilikle almaya çağırıyoruz.
Hastanelerde güvenlik önlemleri alınmadığı sürece Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilgili tüm yetkili birimler bu ve bundan sonraki saldırıların sorumlusu olmaktan kurtulamayacaktır.
Önerilerimizi de kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
1. Sağlık kurumlarında acil servis güvenliği kolluk kuvvetlerince sağlanmalı, varolan önlemler güçlendirilmelidir (Örneğin bu hastanede bir gece için görev yapan 1 polis memurunun en az 5�e çıkarılması).
2. Acil servise başvuran hastanın yanında en fazla 2 hasta yakını muayene/tedavi odasına alınmalıdır.
3. Alkollü, silahlı ve saldırgan eğilimli kişiler -hasta yakını dahi olsalar- muayene/tedavi odasına alınmamalı, hekimle muhatap olmaları engellenmelidir.
4. Kamu sağlık kurumlarında uygulanmakta olan "5 Nisan tasarruf tedbirlerinin" sonucu gözlenen yardımcı sağlık personeli sayısındaki azalma biran önce giderilmeli, bu tedbirler uygulamadan kaldırılmalıdır.
5. Yurttaşlarımız ve basın; son örneklerle giderek artma eğiliminde olan sağlık görevlilerine karşı saldırganca tutumlara tepki vermelidir.
Saygılarımızla,
Şişli Etfal Hastanesi
İstanbul Tabip Odası Temsilciliği
01.09.1998- DÜNYA BARIŞ GÜNÜ HEKİMLERDEN ÇAĞRI: SAĞLIĞIN ÖN KOŞULU BARIŞTIR Sayın Basın Mensubu,
1 Eylül Dünya Barış Günü, bu yıl da dünyanın değişik bölgelerinde süren savaşlar, katliamlar ve silahların gölgesinde kutlanıyor (!). İnsanlığın savaşsız ve sömürüsüz bir dünyaya duyduğu derin özlem hala Yeni Dünya Düzeninin kışkırttığı ırkçı milliyetçiliğin neden olduğu çatışmalar yüzünden engelleniyor.
Savaşın olumsuz etkilerinin en belirgin görüldüğü alanların başında sağlık alanı geliyor.
· 1 tane bombardıman uçağının bedeli ile 16 tane tam teşekküllü hastane kurulabilir.
· 1 akıllı mayının fiyatı, geçen yıl ishalden ölen 3 milyon insanın tedavisi için yeterlidir.
· Dünyada toplam askeri harcamaların % 50�si ile milyonlarca insanın ölümüne yol açan açlık önlenebilir, çevre sağlığı sorunu çözülebilir.
· Nükleer enerji ile çalışan 1 denizaltının maliyeti dünyadaki tüm çocukların aşılanmasına ve 120 milyon kadının 1 yıl boyunca aile planlaması programına alınmasına yetiyor.
Savaşın sağlık üzerindeki olumsuz etkisi sadece harcamalarla sınırlı değil. Savaşın yol açtığı yoksulluk, açlık, salgın hastalıklar ve göçler insan sağlığı için sürekli bir tehdit oluşturuyor.
Örneğin ABD�nin Irak�a saldırısından sonra uygulanan ilaç ambargosu nedeniyle Irak�lı çocuklar ilaç ve mama sıkıntısı çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü�nün verilerine göre Irak�ta aşılama oranı % 95�den % 80�e düşmüş durumda.
Ülkemizin Güneydoğu�sunda yaşanan silahlı çatışma ortamı da bölge halkının sağlığını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Sağlık Ocakları karakola dönüştürülüyor. Bölgede hızla artan sıtma, yaşanan yoğun göç nedeniyle giderek ülkemizin diğer şehirlerine sıçrıyor. Türkiye�de rapor edilen trahom, tifo, paratifo, dizanteri ve brusella olgularının yarıdan fazlası Doğu-Güneydoğu Anadolu�da tespit ediliyor. Bölgedeki aşılama oranı Türkiye genelinin çok altında kalırken bebek ölüm hızı dramatik biçimde ülke ortalamasının üzerinde seyrediyor.
Silahlı çatışma ortamı, bölgede görev yapan sağlık çalışanlarının can güvenliğini de tehdit ediyor. Hekimler; mesleklerinin gereklerini yerine getirdikleri için baskılara uğruyorlar.
Oysa biz hekimler biliyoruz ki; sağlığın ön koşulu barıştır. Barış olmadığı sürece hekimlerin ve sağlık çalışanlarının nitelikli sağlık hizmeti vermek ve sağlıklı bir toplum yaratmak çabaları sonuç vermeyecektir. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde barışa olan özlem ve umudumuzu 1 Eylül Dünya Barış Günü�nde bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
Temsilciler Kurulu
29.08.1998- ŞİŞLİ ETFAL HASTANESİ'NDE HEKİME SALDIRI
HEKİMLERE& SALDIRILAR SÜRÜYOR... Sayın Basın Mensubu,
Geçtiğimiz ay bir meslektaşımıza SSK İzmir Tepecik Hastanesi�nde yapılan fiili saldırıdan sonra bu kez çok benzer bir olay İstanbul�da yaşandı.
Şişli Etfal Hastanesi�nde görevli Dr. Abdulmuttalip Baştürk; 27 Ağustos 1998, Perşembe gecesi, saat 22.30 sıralarında, Acil Cerrahi Servisi�nde nöbetçi iken balkondan düşme sonucu hastaneye getirilen Pınar Tayfur isimli hastanın muayenesini sırasında, hasta yakını iki kadın ile bir erkek de muayene odasına girmiş; Dr. Baştürk de bunun üzerine hasta yakını erkeği, sağlıklı muayene koşulları yaratmak için oda dışına çıkmaya davet etmiştir. Bu talep üzerine Eray Tayfur isimli kişi, meslektaşımıza yumrukla fiili saldırıda bulunmuştur.
Aynı gece nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı�na suç duyurusunda bulunan Dr. Baştürk�e hayati tehlike nedeniyle adli rapor verilmiştir. Meslektaşımız; aynı gece Şişli Etfal Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniği�nde "beyin sarsıntısı" teşhisiyle gözlem altında tutulmuş, saldırgan ise hayati tehlikeye sebebiyet vermek iddiasıyla çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakılmıştır.
İstanbul�da çalışan 13000 hekimin temsilcisi konumundaki bir meslek örgütü olarak Dr. Abdulmuttalip Baştürk�e yapılan bu insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyor, sağlıkçılara yönelik saldırılara sessiz kalmayacağımızı ve olayın takipçisi olduğumuzu bildiriyoruz. Aynı zamanda çok zor şartlar altında görev yapan hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırıları yüreklendirecek tutumları toplum sağlığı açısından son derece olumsuz buluyoruz.
Bu son saldırı ile beraber sağlık kurumlarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliklerinin olmadığı bir kez daha açığa çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı�nı ve ilgili tüm yetkili birimleri sağlık kurumlarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini koruyacak önlemleri ivedilikle almaya çağırıyoruz. Hastanelerde güvenlik önlemleri alınmadığı sürece Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm yetkili birimler bu ve bundan sonraki saldırıların sorumlusu olmaktan kurtulamayacaktır.
Kamuoyu ve basının da son örneklerle giderek artma eğiliminde olan sağlık görevlilerine karşı saldırganca tutumlara tepki vermesini diliyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
08.08.1998- TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİNDE KRİZ...
GEÇİCİ GÖREVLENDİRMELER HİZMETİ AKSATIYOR. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Ocakları, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) ve Verem Savaş Dispanserleri�nde görev yapan ebe ve hemşirelerin "bilgi ve tecrübelerini artırmak, tıbbi bilgi ve teknolojik gelişmeler konusunda bilgilendirmek, bununla birlikte eğitim hastanelerindeki hemşirelik hizmetlerinin yeterli düzeye çıkarılmasına katkıda bulunmak" amacıyla üçer aylık dönemler halinde görevlendirmeler yapılmaktadır.
Bu uygulama nedeniyle İstanbul�daki birinci basamak sağlık hizmetleri verilen bütün birimlerden aldığımız bilgilere göre saptadığımız olumsuz gelişmeler şunlardır:
1. Pek çok Sağlık Ocağı veya AÇSAP Merkezinde laboratuvar teknisyeni bulunmadığı için eğitilerek laboratuvarda çalıştırılan hemşirelerin de rotasyona dahil edilmesi ile laboratuvar çalışmaları azalmış ya da tümüyle durmuştur.
2. PPD ve BCG aşısı yapmak üzere eğitilmiş hemşirelerin rotasyona gönderilmesi, tüm aşı ünitelerindeki tüberkülozla ilgili bağışıklık çalışmalarını etkilemiştir.
3. Aile planlaması ünitelerinde danışmanlık, RİA uygulama ve DMPA eğitimi almış olarak çalışan ebelerin rotasyonu, bu birimleri sadece hap ve kondom dağıtımı yapılan ünitelere dönüştürmüştür.
4. Poliklinik hizmetleri yavaşlamıştır.
5. Ebeler aracılığıyla yapılan ev ziyaretlerinin imkansız hale gelmesiyle gebe ve bebek takipleri, halk eğitimi çalışmaları ortadan kalkmıştır.
Özetle; Sağlık Ocakları, AÇSAP Merkezleri ve Verem Savaş Dispanserleri, laboratuvar desteği olmaksızın poliklinik hizmetleri veren, aşı ve aile planlaması ünitelerinin en az hizmetle çalıştığı, ev ziyaretlerinin yapılamadığı, hizmet içi eğitimlerin kalktığı, görünüşte açık olan, ama yeterli çalışma yapılamayan göstermelik birimler haline dönüşmüştür.
Ayrıca hastanelere "bilgi ve tecrübelerini artırmak, çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojik gelişmeler konusunda bilgilendirmek" gerekçesiyle gönderilen ebe ve hemşirelerin buralarda kayıt, poliklinik, hatta eczacı kalfalığı gibi işlerde çalıştırıldıkları tespit edilmiştir.
Sağlık Bakanı�nın göreve gelirken açıkladığı "birinci basamak sağlık hizmetlerinin özellikle sağlık ocaklarının güçlendirileceği ve destekleneceği" tezi bu rotasyonlarla çürütülmüştür. Sağlık Bakanlığı�nı sözlerine sahip çıkmaya, mevcut sorunları çözmeye çalışırken daha akılcı politikalar üretmeye ve uygulamaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
04.08.1998- KİŞİSEL SAĞLIK SİGORTASI TASARISI NE GETİRİYOR?
21 MİLYON KİŞİYE SAĞLIK GÜVENCESİ Mİ? Son yıllarda sürekli gündeme getirilen Genel Sağlık Sigortasının ilk adımı olarak düşünülen Kişisel Sağlık Sigortası Kanunu Bakanlar Kurulunun kararıyla meclise sunuldu. Ülkemizde yaşayan ve hiç bir sosyal güvencesi olmayan 21 milyon vatandaşımıza sağlık güvencesi sağlama düşüncesi tabii ki olumlu. Bu ülkede parasızlık yüzünden tedavisiz kalmak ya da hastanelerde rehin olmak durumundaki vatandaşlarımızın bu durumdan kurtulmaları hepimizin ortak istemi.
Bu beklentiyle kamuoyu yasaya oldukça sıcak bakıyor. Ancak yasanın gerçekte neyi ne kadar çözeceği şüpheli. Örneğin bu yasa sonucunda;
· 1.basamak sağlık hizmetleri ve koruyucu sağlık hizmetlerini nasıl bir gelecek bekliyor?
· Bu yasa ile sağlık sistemindeki kargaşa daha da büyümeyecek mi?
· Ödeme güçlüğü çeken vatandaşların eksik kalan primlerini devlet üstlendiğine göre bunu karşılayacak kaynak var mıdır?
· Bu kaynak varsa neden şimdiki sağlık organizasyonunu geliştirmek için ayrılmıyor?
· Aynı kaynaklarla özellikle 1. Basamak koruyucu ve tedavi edici hizmetler yeterli düzeye çıkartılabilir. Tasarı bir çok şeyi yönetmeliklere bırakarak kanun güvencesini azaltıyor.
· Vatandaşın prim karşılığı ne tür teminatlara sahip olduğu belli değil.
Gerek toplum sağlığının korunup geliştirilebilmesi, toplumun sağlık sorunlarının etkili şekilde çözülebilmesi, ülke kaynaklarının verimli kullanılabilmesi, sağlık hizmetlerinin tüm topluma yaygınlaştırılabilmesi gerekse de sağlık çalışanlarının sorunlarının çözülebilmesi ve tıp biliminin toplumum sağlık sorunlarının çözümü doğrultusunda yoğunlaştırılabilmesi için sağlık hizmetlerinin devletin temel görevi olarak yürütülmesi ve geliştirilmesi bilimsel bir zorunluluktur.
Tüm bu nedenlerden dolayı sağlık güvencesi sağlamanın başka yolları olduğunu ve bunların daha sağlıklı sonuçlar doğurduğunu hatırlatıyor ve özel sigorta şirketleri dışında kimseye fayda vermeyecek bir sistem olan Kişisel Sağlık Sigortası tasarısından vazgeçilmesini talep ediyoruz.
Bu konuda Sağlık Bakanlığını, Tabip Odaları ve ilgili diğer sivil toplum örgütleriyle ortak toplantılar düzenleyerek alternatif çözümler aramaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
TEMSİLCİLER KURULU ÜYELERİ: Dr. Kürşat Yıldız, Dr. Hüseyin Demirdizen, Dr. Hasan Oğan, Dr. Celalettin Cengiz, Dr. Selçuk Günday, Dr. Osman Kırımlı, Dr. Cihat Ak, Dr. Cengiz Konuksal, Dr. Hikmet Çevik, Dr. Mithat Kıyak Dr. Gürcan Bahadır, Dr. Adnan Budak, Dr. Selver Sarıca, Dr. Gülperi Güner, Dr. Hülya Arda, Dr. Tülay Yarkın, Dr. Mustafa Sütlaş, Dr. Deniz Ünsal, Dr. Belma Dinçer, Dr. Nuran Doğramacıoğlu, Dr. Elif Kırteke, Dr. İnci Küçükercan, Dr. Oya Uncu İmamoğlu, Dr. Can Dolapçıoğlu, Dr. Altan Acinan, Dr. Ayfer Yıldırım, Dr. Atilla Ongan, Dr. Tamer Aydın, Dr. Yılmaz Müftahi, Dr. İsmet Sayman, Dr. Sibel Gölbaşı, Dr. Oya Şener, Dr. Hüseyin Yaman, Dr. Kayhan Sevgi, Dr. Güray Kılıç, Dr. Özgür Sarıca, Dr. İrfan Gökçay, Dr. Adil Nevresoğlu, Dr. Resmiye Beşikçi, Dr. Kamil Sema Ergun, Dr. Sinan Budak, Dr. Nezih Varol, Dr. İskender Dik, Dr. Hasan Kendirci, Dr. Aydın Kendirci, Dr. Ali Tezel Erol, Dr. İlhan Özdemirci, Dr. Turgay Çetin, Dr. Naciye Demirel, Dr. Rıdvan Yılmaz, Dr. Ali Demircan, Dr. Belda Kerimgiller, Dr. Turabi Yerli, Dr. Osman Öztürk.
04.08.1998- SSK SAĞLIK HİZMETLERİ DE ÖZELLEŞTİRİLİYOR! Yıllardır SSK Sağlık Kurumlarına yatırım yapmayan hükümetler çareyi özelleştirmede arıyorlar. Özelleştirmenin sihirli değneğinin SSK�nın bütün sorunlarını çözeceğinin propagandasını yapıp duruyorlar. Şimdi ise sıra uygulamaya geldi.
Bu günlerde ANASOL-D hükümetinin DSP�li Çalışma Bakanı�nca gerçekleştirilmeye çalışılan iki proje var:
l- SSK poliklinik hizmetlerinin özel sağlık işletmelerine devredilmesi,
2- SSK Hastanelerinin "Özerkleştirme" adı altında özelleştirilmesi.
Poliklinik Hizmetleri Taşeronlaştırılıyor!...
SSK Yönetim Kurulu �nun hazırladığı "Ayaktan Muayene ve Tedavi Sözleşmesi" ile aktif sigortalılar dışında kalanlar özel dispanserlerde muayene olacaklar. Muayene ücretleri de SSK tarafından bu özel kurumlara ödenecek.
Bilindiği gibi SSK sağlık hizmetlerini kendisi üretiyor ve kişi başına yıllık 45 Dolara mal ediyor. Hizmeti dışarıdan alan Emekli Sandığı�nda ise bu rakam 180 Dolara çıkıyor.
Poliklinik hizmetlerini özelden satın aldığı zaman SSK�nın mali yükünün artacağı çok açık. Açık olmayan ise bu faturayı kimin ödeyeceği. Hükümetlerin ödemeye niyetleri olmadığını herkes biliyor. Bu durumda faturanın çıkacağı tek adres kalıyor: SSK� lı hastalar.
Poliklinik hizmetlerinin taşeronlaştırılmasının tek sakıncası maliyetleri artırması değil. Bu uygulama sağlık hizmetlerinin bütünlüğünü bozmak, idari ve tıbbi denetimi ortadan kaldırmak, gereksiz tetkik ve tedavilere yol açmak gibi bir dizi olumsuzluğa da yol açacak.
SSK Hastaneleri "Özerkleşiyor!"
TBMM�ne sunulan bir başka yasa tasarısı daha var:"SSK Hastanelerinin Özerkleştirilmesi"
Tasarıya göre SSK hastaneleri öncelikle idari ve mali özerkliğe kavuşacak. Daha sonra ise SSK Yönetime Kurulu bu hastaneler ile hizmet satın alma sözleşmesi yapacak. Tabii eğer teklif edilen fiyatlar piyasadaki fiyatlara uygun ise.
Özerkleşme" sağlık alanındaki özelleştirme tartışmalarının kilit kavramı. Sağlıkta özelleştirmeyi doğrudan savunamayanlar "özerkleşme" nin ardına sığınıyorlar.
"Özerkleşme" nin uygulandığı alanlarda sağlık kurumlarının temel amacı "toplumsal yarar" olmaktan çıkarılıyor ve " kar"a dönüştürülüyor. İlk bakışta pek önemeli gözükmeyen bu değişiklik aslında çok temel dönüşümlere yol açıyor. Sağlık hakkı doğal bir hak olmaktan çıkıyor ancak parayla satın alınabilen bir metaya dönüşüyor. Yani, sağlık metalaştırılıyor, ticarileştiriliyor.
Hastalar açısından sonuç belli; sağlık için cepten yapılan harcamaların sürekli artması: vakıf, dernek, döner sermayeye daha fazla bağışlar; kısacası, "paran kadar sağlık hizmeti".
İşte şimdi sıra SSK hastanelerine gelmiş durumda. Bugün zaten SSK sağlık harcamalarının dörtte biri dış sevkler yoluyla özel hastanelere akıtılıyor. 1997 yılında SSK�nın sadece Florence Nightingale Hastanesi�ne yaptığı ödeme l trilyon TL. Yapılacak değişiklikle artık bütün SSK hastaneleri de özel hastaneler gibi çalışacak, esas amaçları kar olacak. Toplumun en yoksul, en çaresiz kesimini oluşturan SSK� lılar ise bugünkü sağlık hizmetlerine bile ulaşamayacaklar.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
04.07.1998- Dr. FAİK ÇELİK'İN SSK BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ'NE ATANMASI
Doç. Dr. Faik ÇELİK, SSK İstanbul Sağlık İşleri Bölge Müdürlüğü�ne atandı. 1983 yılından bu yana SSK�da hekimlik yapan Dr. Faik ÇELİK, aynı zamanda SSK Göztepe Eğitim Hastanesi 4. Genel Cerrahi Kliniği Şefi olarak meslek hayatını sürdürüyor.
Şu anda İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu Üyesi olan meslektaşımız, ayrıca 1992-1996 yılları arasında Onur Kurulu Üyesi, bilimsel yayın organımız Klinik Gelişim Dergisi�nin Editör Yardımcısı ve Uzmanlık Eğitimi Çalışma Grubu Kurucu Üyesi olarak görev yapmıştır.
SSK sağlık kurumlarının sorunlarını bilen ve hekimlik ilkelerini mesleki yaşamında titizlikle uygulayan bir meslektaşımızın bu göreve getirilmesi hekimler arasında memnuniyetle karşılanmıştır.
Durumu bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
02.07.1998- SİVAS KATLİAMININ YILDÖNÜMÜ
* SİVAS KATLİAMI, GERİCİLİĞE VERİLEN PRİMLERİN GÖSTERGESİ OLARAK AKLIMIZDA.
* HEKİMLER, LAİK - DEMOKRATİK CUMHURİYETE BAĞLILIĞIMIZI SÜRDÜRÜYOR.
Ülkemizi ortaçağ karanlığına itmek isteyen caniler 2 Temmuz 1993�te Sivas Madımak Oteli�nde 37 cana kıydılar. Şeriat ateşinde yakılan ışık yüzlü, aydınlık insanlarımızı saygıyla anıyoruz. Bu katliam, ülkemizde Cumhuriyet düşmanlığına, gericiliğe verilen primlerin bir göstergesi olarak tarihimize geçmiştir. Ancak bu ülke bizim.. Ve bu Cumhuriyet kolay kurulmadı. Kurtuluş Savaşımızda ve çağdaşlaşma mücadelesinde ön saflarda bulunmuş bir mesleğin temsilcileri olarak laik, demokratik Cumhuriyet�e bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Gücünü Anadolunun binlerce yıllık mozaiğinden, Kurtuluş Savaşı ve devrimlerinden alan çağdaşlaşma ve aydınlanma ülküsü, gericiliği ve ortaçağ karanlığını boğacaktır.
2.7.1998
Saygılarımızla
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu