25.09.2008
Basına ve Kamuoyuna
“çiçek eradike edildi, sıra kötü yönetimlerde”
Bebek ölümlerine seyirci mi kalacağız? Her ölen bebekle geleceğimiz biraz daha kararıyor. Siyasi iktidar “inceletiyoruz” demekle bebek ölümlerinden “AK”lamaz.
“Mikroplar hastalık, kötü yönetim ve yoksulluk ölüm nedenidir.”
Ticarethaneye dönüştürülen hastaneler, satılık sağlık ve sömürülen umutlar. İşte AKP iktidarının canla başla uygulamaya çalıştığı “Sağlıkta Dönüşüm Programı”. Sonuç: Daha fazla rant uğruna artan hastalık, ölüm ve gözyaşı.
“…hastanelerin bu hale gelişinin nedeni siyasi iktidardır. Başbakanın talimatı ile hasta kapıdan çevrilmeyecek dendiği için kuvözlerde üç bebek birden yatıyor. O üç bebek birden yattığı için hastane enfeksiyonu 13 bebeği birden öldürebiliyor.
…dr. ları esnaflaştırdığı, hastaneleri ticarethaneye dönüştürdüğü için bebekler ölüyor. Başbakanımız kürsülerden 3 çocuk yapın gibi sorumsuz açıklamalar yaptığı için…
Bu hükümet doktorlara, bilime, üniversitelere açıktan bir savaş başlattığı için, bütün bebeklerin akıbetini Allaha bıraktığı için… Dükkân haline getirilen hastanelerde bütün işler dayıoğlu, amca çocuğu taşeronlara yaptırıldığı için, AKP destekçileri sermayeyi ele geçireceğiz diye canhıraş çabaladığı, çabalarken hırstan gözleri karardığı için bebekler ölüyor…”
Hükümetten sonra savcı da bebek ölümlerinde gerçek neden ve sorumluların sağlık çalışanları olduğunu düşünüyor olabilir mi?
Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi yenidoğan ünitesinde 2006 yılına 5 bebeğin ölümü ile ilgili olarak savcı sağlık çalışanları için taksirle adam öldürmek, fiili nedeni ile 3–15 yıl cezası istemi ile dava açılması için süreci başlattı.
Daha geçen ağustosta Ankara Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde yaşanan 27 bebek ölümünün acısı dinmeden, şimdide bebek ölüm haberlerinin İzmir’den Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi’nden geldi. Bir günde 13 bebek yaşamını yitirdi. Ölen bebeklerin yakınlarına baş sağlığı dileriz.
Sağlık Bakanlığı Bilimsel Kurulu bu kez kararını açıkladı. Bir salgın olduğu bu kez açıkça Sağlık Bakanlığı Bilimsel Kurulu tarafından kabullenildi. Ülkemizin en modern merkezlerinden birisinde bile salgın önlenemiyor. Bir gece ansızın gelebiliyor.
Gerek hekimler, gerekse hemşirelerin ve sağlık emekçilerinin bu ölümlerden ne kadar etkilendiklerinin farkındayız. Tükenmişlik sendromu yaşadıklarının iş doyumlarının kaybolduğunun tanıklarıyız. Onlar ellerinden geleni yapmaya çalışıyor.
AKP iktidarının piyasa anlayışı, sağlığa esnaf zihniyeti ile yaklaşımı, hastaneleri tüccarlara yönettirme sevdası ölümleri kaçınılmaz kılmıştır. AKP, BEBEK ÖLÜMLERİNİ inceletmekle, bilimsel kurul kurmakla, müfettiş göndermekle, hekimler hakkında soruşturma açmakla “AK”lanamaz.
Biz bu resmi 2005 yılında Edirne’de, Kayseri’de, Manisa’da, Trabzon’da gördük. Sorunları, gerçek nedenleri, nasıl çözülebileceği ve öncelikli olarak nelerin yapılması gerektiği ile ilgili raporlar hazırlayarak kamuoyu ve Sağlık Bakanlığı ile paylaştık. Bakanlığın yaklaşımı, sağlıkta tahribatı tüm dünyada bilinen Sağlıkta Dönüşüm Programını hızlandırmak, sağlık çalışanları üzerindeki baskı ve tehtite devam etmek, vatandaşımızı çalışanlarımızın üzerine yönlendirmek oldu.
2007 yazında İstanbul’da benzer ölümler gerçekleşti. Bu yaz Ankara arkasından İzmir yarın hangi ilimizin hangi hastanesinden bebek ölüm haberi alacağımızı bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var ki bu ölümler son değildir.
Biz sağlık emekçileri olarak sağlık bakanlığından aşağıdaki soruların yanıtlarını açıklamasını istiyoruz:
• Yoğun bakım ünitesinde çalışan uzmanlar yenidoğan yoğun bakım eğitimi almışlar mıdır?
• Performans sisteminin kıskacına alınan hekimler, eğitim ve araştırmaya yeterli zaman ayırabilmekteler mi? Eğitim öğlen yemek arasında mı verilmektedir?
• Eğitim ve araştırma yapacak nitelikli ve yeterli klinik şefi, şef yardımcısı, başasistan var mıdır? Şefleri atarken liyakati mi yoksa sadakati mi esas alıyorsunuz?
• Yoğun bakım ünitesinden çalışan hekim ve hemşireler hizmet içi eğitimden geçmişler midir? Yoğun bakım hemşirelerinin yenidoğan yoğun bakımda görev yapmaları için gerekli motivasyonları, eğitimleri, sertifikaları var mıdır? Yoksa başka servislerden getirilen eğitimsiz hemşirelerle mi hizmet veriyorsunuz?
• Ünitede çalışan hekim, hemşire ve temizlik elemanlarının sayısı güveli ve nitelikli hizmet vermek için yeterli midir? Gündüz ve gece aynı sayıda hemşire çalıştırabiliyor musunuz? Yoksa geceleri sayıları yarı yarıya azalan sağlık çalışanlarını bebeklerin ölümlerinden sorumlu tutmaya ve ölümleri seyretmeye devam mı ediyorsunuz?
• İllerdeki diğer yenidoğan üniteleri ile bir eşgüdüm var mıdır?
• Üniversite ve Eğitim Araştırma Hastanesi arasında afiliasyon yapılmış mıdır? Üniversitenin olanakları yetkin olarak kullanılabilmekte midir? Yoksa üniversiteyi karşı kamp olarak mı görüyorsunuz.
• Yandal uzman açığını gidermek için üniversite hastanelerine neden kadro açılmamaktadır? Bu bir cezalandırma yöntemi midir? Yoksa oralara alınacak yandal asistanlarını yandaşlarınızdan seçme hakkı mı size verilmiyor?
• Yenidoğan ünitelerinin standartları sağlanmış mıdır? Üniteler 1., 2. ve 3. düzey olarak ayrılmış mıdır?
• Kapasitenin üzerindeki başvurular için yönlendirilecek hastaneler belirlenmiş midir? Onlarla koordinasyon sağlanabilmekte midir?
• Temizlik işlerinin taşeron firma eliyle yapılması ve burada çalışan işçilerin sık sık değiştirilmesi ve hizmet içi eğitimden geçmemeleri nedeniyle gerekli hijyen koşullarının sağlanamaması hastane enfeksiyonlarının oluşmasında rolü var mıdır? Taşeronlaşmaya son vermeyi düşünüyor musunuz?
• Hastane enfeksiyonlarını önleme de en önemli noktayı oluşturan el hijyenini sağlamak için gerekli donanım ve malzeme (yeterli sayıda lavabo, kâğıt havlu, el antiseptiği) devamlılık arz eden bir şekilde üniteye temin edilmekte midir? Sağlık çalışanlarının hasta bakımı sırasında el hijyeni için yeterli zamanları var mıdır?
• Yatak ve insan gücü kapasitesinin üzerinde bebek alımı enfeksiyonların ortaya çıkmasında bir etken olabilir mi? Ne kadar donanımlı olursanız olun insan gücünün sınırlarının zorlaması sağlık çalışanlarında tükenmişlik ve iş doyumsuzluğuna yol açmaz mı? Bu da başlı başına çözülmesi gereken önemli bir sorun değil midir?
Bir kez daha sağlık bakanlığını aşağıdaki önlemleri biran önce almak üzere göreve çağırıyoruz.
• Sağlık personelinin kamu sağlık kurumlarından kaçışına yol açan sağlığı özelleştiren, piyasalaştıran politikalardan ve baskıcı yönetim anlayışından davranışlarından bir an önce vazgeçilmelidir.
• Tüm yenidoğan üniteleri özerk bir komisyon tarafından denetlenmelidir. Eğitim birimini değerlendirme komisyonu tarafından denetlenip onay alamayan birimlere yan dal eğitimi verilmelidir.
• Yandal eğitimi üniversitelerle işbirliği (afiliasyon) içinde verilmelidir.
• Yenidoğan uzmanı ve yenidoğan eğitimi almış hemşire açığı hızla giderilmelidir.
• Yenidoğan ünitelerinde çalışanların motivasyonları arttırılmalı, onlara özel hizmet tazminatları verilmelidir.
• Performans sistemi hemen kaldırılmalıdır,. Yerine genel bütçeden karşılanan hakça bir ödeme sistemine geçilmelidir.
• Ölümlerin geceleri yaşandığı dikkate alınarak gece vardiyası ile gündüz vardiyasındaki hemşire sayısı eşit tutulmalı, gecede yetişmiş yenidoğan uzmanları çalışmalıdır. Taşıma sistemle yenidoğan hizmetlerinin verilmeyeceği bu olaylarda da bir kez daha kanıtlanmıştır. O nedenle başka servilerden hemşire, doktor kaydırılması sorunları ötelemekten başka bir anlam ifade etmez.
• Prematür bebeklerin mamaları hazırlanırken çok özenli davranılmalı, elle temas en aza indirilmelidir.
• Hastane enfeksiyonu kontrol komitelerinin etkin çalışması sağlanmalı, sürekli ve düzenli sürveyasn yapılarak salgın gelmeden tespit edilmeye çalışılarak enfeksiyon kontrol önlemleri zamanında alınmalı ve böylece yaygın bebek ölümleri durdurulmalıdır. Üreme olduğu anda ivedilikle kaynak bulunup ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır.
• Sağlık Bakanlığı tarafında açıklanan 50 yenidoğan merkezi açığı süratle giderilmelidir. Ayrıca eksik olan 1200 yenidoğan yatağı tam donanımlı olarak ivedilikle yerine konmalıdır. Yine bakanlığın ifadesiyle insan gücü açığı olan 400 yenidoğan uzmanı ve 6000 yetişmiş yenidoğan hemşire açığı zaman kaybetmeksizin giderilmeye çalışılmalıdır. Bu hemşireler sertifika eğitiminden geçmeli ve yüksek lisans derecesinde olmalıdırlar.
• Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde şimdiki yasal mevzuata göre Pediatri uzmanı olmak yeterlidir. Oysa asla yenidoğan uzmanı olmadan bu ünitelere ruhsat verilmemelidir.
• Yenidoğan transportu ancak yenidoğan yoğun bakım eğitimi almış kişilerce yapılmalıdır.
• Yardımcı üreme teknikleri yağan merkezlerin kesinlikle yenidoğan üniteleri ile bağlantı kurmaları gerekmektedir.
Hastalıklarımızdan para kazanma – kazandırma anlayışı (sağlığın ticareti) yerine sağlığımıza yatırım yapılmasını istiyoruz.
Koruyucu sağlık hizmetlerine gerekli önem ve öncelik verilmeden, yeterli kamusal kaynak ayrılmadan ne bebek ölümleri önlenebilir nede sağlıklı bebeklere, çocuklara sahip olabiliriz.
Bebek ölümlerinin önlenebilmesi, azaltılabilmesi sağlık ortamındaki güvene, huzura ve insana öncelik verilmesine, sağlık personelinin örselenmemesine bağlıdır. İdarecilerin çalışanlar üzerindeki baskı ve kötü yönetimler çalışanlarda motivasyon kaybına, sorunların artmasına yol açmaktadır.
Son söz olarak şunu söyleyebiliriz. Yaşanan peşi sıra ölümler tesadüf değildir. Bunların geleceği ve bundan sonra da devam edeceği bilim insanları tarafından sürekli tekrarlandı. TTB ve diğer kurumların önerdiği kalıcı önlemler alınmadığı sürece bu ölümler kaçınılmaz olacaktır. Yeterli eğitim kurumu bulunmayan, eğitici olanakları kısıtlı, yandal açığını kapatmak için üniversitelere yeterli kadro açmayan, enfeksiyon kontrol önlemlerinin tam olarak uygulanmasını sağlayamayan, kapasitesin üzerinde hasta yatışı yapan, sertifika eğitimi almış yeterli yenidoğan yoğun bakım hemşiresi sağlayamayan, performans sistemi nedeniyle hastaya müşteri gözüyle bakılan bir düzende Sağlıkta Dönüşüm Programı sonlandırılmadıkça ölümler süre gidecektir.
Biz buradan kamuoyuna açıklıyoruz. Bu ölümler tesadüf değildir, sorumluları sağlık çalışanları hiç değildir. Sorumlular ülkenin sağlık otoriteleri ve hükümettir. Hükümet sorumluluğunun gereğini yerine getirip ivedilikle meslek örgütleri, uzmanlık dernekleri, hemşirelik dernekleri ve üniversitelerle bir araya gelerek “Acil Eylem Planı” açıklamalı ve bebek ölümlerine dur demelidir.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
İSTANBUL TABİP ODASI
SAĞLIK VE SOSYAL EMEKÇİLERİ SENDİKASI (SES)
İSTANBUL ŞUBELERİ