|
İŞYERİ HEKİMLİĞİ ALANINDA YENİ BİR GENELGE� 19.03.2007 TARİHİNDE YAYIMLANAN 2007/ 21 SAYILI GENELGE ÜZERİNE DEĞERLENDİRME
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü SSK Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı tarafından 19.03.2007 tarihinde yayımlanan 2007/ 21 sayılı Genelge�nin değerlendirilebilmesi için öncelikle, işyeri hekimliği düzenlemelerinde Mahkeme kararları ışığında gelinen noktanın hatırlanmasında yarar bulunmaktadır.
İŞYERİ HEKİMLİĞİ ALANINDA; AÇILAN DAVALAR, YARGI KARARLARI VE GELİNEN NOKTAYA İLİŞKİN KISA BİR HATIRLATMA
Hatırlanacağı gibi 16.12.2003 günlü, 25318 sayılı Resmi Gazete�de yayımlanan İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik ve 25.12.2003 tarihli, 3-222 Ek sayılı �hekim yetkili� konulu SSK Genelgesi sonrasında;
1- Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 02.12.2004 tarihli kararı ile önce İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik�in 4. maddesindeki işyeri hekimi tanımı ile 18., 19. ve 20. maddelerinin yürütmesi durdurulmuş, böylece işyeri hekimi tanımı ve özetle işyeri hekimi sertifika yetkisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yerine getirilmesi hususlarını düzenleyen maddelerin hukuka aykırılığı saptanmıştır.
2- Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra, Tabip Odaları tarafından düzenlenen eğitim programına katılarak işyeri hekimliği sertifikası alan ve bu gerekçe ile SSK tarafından yetki verilmeyen hekimler adına açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararları alınmış, aynı davada Danıştay 10. Dairesi 25.02.2005 tarihli kararı ile 3-222 Ek sayılı SSK Genelgesi�nin 1. maddesinin "D" fıkrasının 3. fıkrasında yer alan "bu genelgenin yayımı tarihinden önce Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenmiş olan işyeri hekimliği sertifikaları geçerli olup, bu tarihten itibaren işyeri hekimliği eğitim programı ve sertifikalandırma Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılacaktır" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
3- Aynı dönem için de Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) adına açılan ve Türk Tabipleri Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliği�nin iptali istenen davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından, TTB İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliğinin hukuki geçerliliğini koruduğu sonucuna ulaşılmıştır.
4- 3-222 EK sayılı genelgenin iptali talebiyle açılan dava da, Danıştay 10. Dairesi, 1/A-a-b ve 1/B maddelerinin (Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Hekimler ve Özel bir işyerinde tam gün işyeri hekimi olarak çalışmak isteyen hekimlerin bu işyeri için yetki taleplerinde istenen belgelerin düzenlendiği maddeler) yürütmesi "Genelgenin 1/A-a-b ve 1/B maddeleri anılan Yönetmeliğe paralel düzenlemeler getirdiğinden, Genelgenin bu maddelerinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır" gerekçesiyle durdurulmuştur.
5- Bu Mahkeme kararından sonra SSK Başkanlığı tarafından, "Danıştay 10. Dairesi�nin kararının uygulanması amacı ile", 02.01.2006 tarih ve 3-255 Ek sayılı "Hekimlerin İşyeri Sigortalılarına Kurumumuz Adına Reçete Yazma ve İki Güne Kadar İstirahat Vermesi" konulu Genelge çıkarılmıştır.
1999 yılında iptal kararı verilen ve 2005 yılında ikinci kez yargı kararına konu olarak yürütmesi durdurulan önceki Genelgeler, aynı niteliği taşıyacak biçimde ve sadece sözcükler değiştirilerek yeniden yürürlüğe konulmuştur. SSK Başkanlığı bu düzenlemeleri ile meslek odalarının, işyeri hekimi görevlendirilmesindeki hukuksal yetkisini sınırlandırma, hatta yok sayma işleminde ısrar etmektedir. Danıştay 10. Dairesinin bir üst madde de aktarılan kararı ile 3-222 sayılı Genelgenin (1-A-a-b) ve (1-B) maddelerinin, işyeri hekimliği sertifikasının mutlak surette Çalışma Bakanlığından alınması zorunluluğu ile Tabip Odası onayının aranmamış olması nedeniyle yürütmesi durdurulmuş olmasına karşın, yeni Genelge ile bu kez işyeri hekimi olunduğuna ilişkin hiçbir bilgi/belge ve Tabip Odası onayı aranmaksızın, yetki verilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır. Oysa bir çok yargı kararının yanı sıra, bu yazıda aktarılan Danıştay kararlarında da açıkla belirtildiği üzere, işyeri hekimliği, hekimlik bilgilerinin üzerine ek olarak işyeri hekimliğine özgü bilgileri gerektiren mesleki bir alandır. Hekimlerin işyeri hekimliği yapabilmeleri için işyeri hekimliği sertifikasına sahip olmaları gerekmektedir.
Kısacası Danıştay 10. Dairesi�nin kararı gerekçe gösterilerek Ocak ayında çıkarılan yeni Genelge�de yine hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir ve bu Genelge�nin iptali talebiyle de dava açılmıştır. Ancak bu dava halen sonuçlanmamış olduğundan, hali hazırda yürürlülükte bulunan Genelge, 3-225 Ek sayılı bu Genelge�dir.
6- Yargı tarafından son olarak verilen karar Yönetmelik�in iptali için açılan davayı gören Danıştay 10. Dairesinin, 28.2.2006 tarihinde verdiği gerekçeli karardır. 2004/1253 E, 2006/1658 K ve 28.2.2006 günlü bu kararda, daha önce yürütmesi durdurulan 4, 18,19 ve 20. maddelerin yanı sıra 25. ve 26. maddelerin de iptaline karar verilmiştir.
Böylece Yönetmelik�in işyeri hekimi tanımı ve işyeri hekimi sertifikasının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı�nca verilmesini düzenleyen maddelerinin yanı sıra, işyeri hekimliği atanmasında meslek odasının yetkisini kaldıran 25. maddesi ile işyeri hekiminin görevine son vermede, işverenin fesih yetkisinin her koşulda varlığı ve geçerliliğini düzenleyen 26. maddesi de iptal edilmiştir.
Önemi nedeniyle hatırlatmak isteriz ki; Danıştay 10. Dairesi Yönetmelik�in 25. maddesini iptal etme gerekçesi olarak;
"6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununun 4.üncü, 5.inci maddesi ile Ek madde 1�de yer alan hükümlere göre, işyeri hekiminin atanmasında ilgili tabip odasının onayı gerektiği kuşkusuz olup, tabip odasının denetim ve atama yetkisini ortadan kaldıran, Yönetmeliğin 25.maddesinde hukuka uyarlık bulunmadığı" ifade ederken,
Yönetmelik�in 26. maddesinin iptal gerekçesi olaraksa;
"işyeri hekiminin görevin özelliği gereği işveren ve işçilere karşı bağımsızlığının korunması gerekmektedir. Nitekim Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)�nun 161 sayılı Sözleşmesinin 10.maddesinde, işçi sağlığı konusunda hizmet veren personelin, işverene, işçilere ve işçi temsilcilerine karşı görevlerini yerine getirmesi sırasında tam bir bağımsızlık içinde olması gerektiği belirtilmiş, yine Uluslararası Çalışma Örgütünün 112 sayılı Tavsiye kararında, işyeri hekiminin işçilere ve işverenlere karşı bağımsızlık içinde olmasının, ulusal mevzuatta işyeri hekiminin işe alınması ve işten çıkarılmasının özel bir statüye kavuşturulmasına bağlı olduğu vurgulanmış durumdadır. Yönetmeliğin 26.maddesinde ise, haksız işten çıkarmaları önleyici, mesleki bağımsızlığı sağlayıcı düzenlemeye yer verilmediği açıktır.
Diğer yandan 6023 sayılı Kanunun 5.maddesinin son fıkrası uyarınca işyeri hekiminin görevine son verilmesi halinde ilgili tabip odasına bildirim yapılması gerektiği halde, Yönetmeliğin 26.maddesinde ilgili tabip odasına bildirimde bulunulması öngörülmemiştir.
Yukarıda aktarılan sebeplerle Yönetmeliğin 26�ıncı maddesinde de hukuka uyarlık bulunmadığını"
belirtmiştir.
7- Bilindiği gibi önceki Yönetmelik�te ortak sağlık birimleri, "50�den az işçi çalıştıran işyerleri için" getirilmişti. Dava konusu Yönetmelik�in ortak sağlık birimini düzenleyen 4. ve 17. maddelerinde bu ölçüte yer verilmediğinden, 50 ve daha yukarı işçi çalıştıran işyerlerinde de ortak sağlık birimi kurulması yoluna giderek, işyeri hekimi çalıştırılmasının fiilen ortadan kaldırılması söz konusu olabilecekti. Bu nedenle davada bu maddelerin iptali de istenmiştir. Danıştay 10. Dairesi aynı kararında,
"İş Kanunun 81. maddesi uyarınca 50 ve daha fazla sayıda işçi çalıştıran bütün işyerlerinde bir sağlık birimi kurulması ve işyeri hekimi istihdam edilmesi zorunluluğuna Yönetmeliğin 5. maddesinde açıkça yer verilmiş olduğu, işyeri ortak sağlık birimi kurulmasının 5. maddede öngörülen işyeri sağlık birimi kurulması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı, 5. maddedeki yükümlülük dışında, ayrıca isteğe bağlı olarak sağlık birimi kurulmasını düzenlediği anlaşıldığından"
gerekçesiyle, bu maddeleri hukuka aykırı bulmamıştır. Ancak Mahkemenin gerekçesinden de anlaşıldığı gibi, Yönetmelik�in bu maddeleri gereğince, 50 ve daha yukarı işçi çalıştıran bütün işyerleri, ayrıca işyerlerinde bir sağlık birimi kuracak ve işyeri hekimi çalıştıracaktır. 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri, dilerlerse sağlık biriminin yanı sıra, ortak sağlık birimi kurabilir. Ancak işyerinin ortak sağlık birimi üyesi olması, sağlık birimi oluşturma ve işyeri hekimi çalıştırma yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
8- Sonuç olarak; yargı kararları ile
a) İşyeri hekimlerinin, tıpkı daha önceki dönemde olduğu gibi ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası'nın 5. maddesine uygun olarak, meslek örgütünden çalışma onayı alması gerektiği, yargı kararlarıyla bir kez daha vurgulanmıştır. Bu nedenle işyeri hekimlerinin SSK�ya başvurarak 2 güne kadar istirahat ve mahallinde ilaç yazma yetkisi almadan önce, meslek örgütüne başvurarak çalışma onayı alması gerekmektedir.
Yürütmeyi durdurma ve iptal kararları, geriye yürüyerek, işlemi yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırdığından, Danıştay 10. Dairesi�nin bu kararı sadece bundan sonra işyeri hekimliğine başlayacak hekimleri değil, bu ara dönem içinde meslek örgütünden onay almaksızın işyeri hekimliği yapmaya başlayan bütün hekimleri de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, halen meslek örgütünden çalışma onayı almamış olan hekimlerin derhal meslek örgütüne başvurarak, çalışma onayı alması gerekmektedir. Aksi halde hem SSK tarafından verilen yetkinin iptali, hem de meslek örgütü tarafından ilgili hekim hakkında işlem yapılması söz konusu olabilecektir.
b) İşyeri hekimlerinin sertifika eğitiminde Çalışma Bakanlığının yetkisi bulunmadığı, örgütsel ve bilimsel donanımının da bulunmadığı, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu�nda sertifika eğitimi konusunda TTB�ye tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta yetki verilmediği belirtilerek, üniversitelerin yetkisine işaret edilmiştir. Bu nedenle Türk Tabipleri Birliği, yürütmeyi durdurma kararı ışığında ve kesintisiz eğitimin gerekliğini de göz önüne alarak bütün üniversitelerin davet edildiği toplantılar sonucunda üniversiteler ile birlikte işyeri hekimliği sertifika eğitimini başlatmıştır. Üniversiteler ve TTB�nin birlikte oluşturduğu/düzenlediği bu sertifika programı çerçevesinde, Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra sertifika alan ve bu nedenle SSK tarafından yetki verilmeyen hekimler için bir günlük tamamlama kursu ve henüz sertifikası olmayan hekimlere yönelik olarak da A kursu düzenlenmiştir.
c) Bu noktada belirtmek gerekir ki ne Yönetmelik�de, ne de SSK Genelge�lerinde, işyeri hekimliği ücretlerine ve TTB�nin asgari tarifesine uyulmaması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı halde, işverenler tarafından aksi yönde sonuçlara/yorumlara ulaşılmıştır.
6023 sayılı TTB Kanunu�nun 28. maddesi ve işyeri hekimliği sözleşmesinin 3. maddesi gereğince, TTB asgari tarifesine uygun ücret belirlenmesi/ödenmesi zorunludur. Bir başka ifadeyle, işverenlerin bu yükümlülüğü aynı zamanda, aktedilen işyeri hekimliği sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de, meslek odası tarafından önerilen işyeri hekimliği sözleşmesinin kullanılması ve adı geçen sözleşmenin her yıl yenilenerek meslek odasına sunulması, sadece ilgili mevzuata uygunluk açısından değil, hekimlerin ücret ve diğer haklarının korunması yönünden de önemli bir güvencedir.
19.03.2007 TARİHİNDE YAYIMLANAN 2007/ 21 SAYILI "HEKİM YETKİLENDİRME SİSTEMİ" KONULU GENELGE
21 sayılı Genelge, �hekimlerin işyeri sigortalılarına Kurumumuz adına reçete yazma ve iki güne kadar istirahat verme yetkisinin hangi esaslara göre talep edilebileceği ve yetki tanınacağı 02.01.2006 tarihli ve 3-255 Ek sayılı Genelge ile açıklanmıştır.� demektedir.
Yukarıda da açıklandığı gibi dava konusu edilmekle birlikte henüz yargı tarafından karara bağlanmayan 3-255 sayılı bu Genelgeye göre özetle;
1- Yine kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimlerin, aynı kurumda veya başkaca (kamu-özel ayrımı olmaksızın) bir kurumda işyeri hekimliği yapması halinde Tabip Odası onayı aranmamaktadır. Keza Genelge özel bir işyerinde tam gün çalışan hekimler için de meslek örgütü onayını gösterir belge istememektedir.
Her iki çalışma alanı yönünden de, sadece ve sadece ikinci işyeri hekimliği olasılığında, Tabip Odası onayı aranmaktadır.
Oysa işyeri hekimlerine SSK adına yapılacak poliklinik muayenesi, reçete yazımı ve gerektiğinde iki güne kadar rapor verilebilmesi hususunda yetki verilebilmesi için, 6023 Sayılı Yasanın 5. maddesi ve SSK Sağlık Teşkilat Yönetmeliğinin 228. maddesindeki Tabip Odasının onayının alınmasına ilişkin açık hükme karşın, kimi durumlarda tabip odası onayının alınmasına gerek olmadığı şeklinde düzenleme yapılması, kanunlar hiyerarşisine de aykırıdır.
2- Genelge�nin 1/A-c, 1/B-b ve 1/C maddelerinde hekim yetkisi verilmesinde her ne kadar tabip odası izin belgeleri aranmış ise de, bahsi geçen/ onay verilecek hekimin, işyeri hekimi olması gerektiğine ilişkin herhangi bir kayıt düşülmemiştir. Yani işyeri hekimliği eğitimi/sertifikası almamış olan bir hekim için de SSK'nın yetki vermesi söz konusu olabilecektir. Bu düzenleme de ilgili mevzuata ve işyeri hekimliği alanının gereklerine açıkça aykırıdır.
3- Genelgede ortak sağlık birimine katılacak işyerlerinde çalışan işçi sayısı bakımından hiçbir sınırlama getirilmemiştir.
4- Genelgenin 7. maddesinde; SSK adına birinci basamak tedavi hizmeti sunma yetkisi tanınan işyeri hekimine, görevini yürüttüğü işyerine bağlı diğer işyerinde de yetkisini kullanabilmesi koşulları düzenlenmiş ve SSK'ya bu hususta takdir yetkisi tanınmış bulunmaktadır.
İş hukuku kavramları arasında "işyerine bağlı diğer işyeri" kavramı yoktur. İş Kanununda işyerine bağlı yerlerden bahsedilmektedir, işyerine bağlı işyerlerinden değil. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler işyerine bağlı yer olarak kabul edilmekte ve bu yerler işyeri bütünü içinde sayılmaktadır (İş Kanunun m.2/II-III). Böyle olunca, işyerine bağlı yerler bakımından yeni bir SSK yetkisine ihtiyaç bulunmamaktadır. Zira buralar zaten işyeri bütünü içinde sayılmaktadır.
Böylece "işyerine bağlı diğer işyeri" denerek, bir işyerinde çalışan ve SSK adına birinci basamak tedavi hizmeti vermekle yetkili kılınmış hekimin, bir başka işyerindeki ve ya birçok işyerindeki işçilere de aynı hizmeti verebilmesi sağlanmakta olup, bu durum açıkca hukuka aykırıdır. Zira SSK'nın, böyle bir yetkiyi verebilmesi için hekimin herhangi bir hekim değil, o işyerinin işyeri hekimi olması zorunludur. Çünkü hekim yetkisi, işyerlerine değil, hekimlere yetki verilmesi anlamına gelmektedir.
5- Genelgenin 12. maddesi ile; "Hekimlerce yazılan reçetelerin Genel Müdürlüğümüzce kendilerine verilen yetki ile sınırlı kalması, Kurum İlaç Listesi ve Uygulama Talimatına ilişkin tebliğ esaslarına uygun olması... gerekmektedir" düzenlemesi getirilmiştir.
İşyeri hekimlerinden, SSK tarafından sağlık hizmetinin alınmasının amacı, hastalanan işçilerin tedavilerinin sağlanmasıdır. Bunun içinde işyeri hekimi, işçinin muayenesini yaparak tanısını koyacak ve işçinin iyileşmek için gereksinim duyacağı ilaçları reçetesine yazacaktır. Hekimin hastalanan işçinin reçetesini yazarken dikkate alacağı unsur, ilaçların hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar olmasıdır. 1219 sayılı Kanun ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün hekimin hasta tedavi ve dolayısı ile reçete düzenleme yasal yetkisinin, hiçbir merci tarafından sınırlandırılamayacağı açıktır
6- Genelgenin 15. maddesinde; "İşyeri ve hekim arasında yapılacak olan sözleşmenin, ilişikte bir örneği gönderilen �Sözleşme�ye göre yapılması ve Genel Müdürlüğümüze gönderilecek taleplerde mutlaka Üniteniz görüşünün de bulunması," düzenlemesi yer almaktadır.
Genelgenin çerçevesi, sağlık biriminde iş sağlığı hizmetleri dışında kalan birinci basamak tedavi hizmetlerinin SSK tarafından alınmasında uygulanacak usul ve esaslardır. Bu çerçevenin dışında, hekimin işverenle yapacağı sözleşmenin şekil şartlarını dahi belirleyen bir düzenlemenin yapılmış olması açıkça yetki gaspıdır.
21 SAYILI GENELGE İSE SADECE "HEKİM YETKİLENDİRME SİSTEMİ"Nİ KONU ALMAKTADIR.
1- Reçete yazma ve iki güne kadar istirahat verme yetkisi tanınması işlemleri SSK Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı (Devredilen) yerine, işgücü ve zaman kaybının önlenmesi amacıyla, bundan sonra Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde Sağlık İşleri İl Müdürlüklerince, diğer illerde ise Sigorta İl/Sigorta Müdürlüklerince 21.03.2007 tarihinden itibaren işletime açılacak olan "Hekim Yetkilendirme Sistemi" programı vasıtasıyla yürütülecektir.
2- Başvurular, 02.01.2006 tarihli, 3-255 Ek sayılı Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde değerlendirilecektir.
3- Genelge ile işçi sayısı belirtilmeksizin, işyeri sayısı belirtilerek sınırlama getirilmiştir. (Yönetmeliğin 25. maddesine göre; 1.,2. ve 3. Risk Gruplarında yer alan ve 1000 işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir işyeri hekimi görevlendirilir. 1000 kişiyi aşan hallerde bu Yönetmeliğin 21 inci maddesinde belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar hekim eklenir. IV üncü ve V inci Risk Gruplarında yer alan ve 750 işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir işyeri hekimi görevlendirilir. 750 kişiyi aşan hallerde bu Yönetmeliğin 21 inci maddesinde belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar hekim eklenir.)
Buna göre; bir hekime iki işyerinden fazla işyeri için SSK yetkisi verilmeyecektir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde kadrolu olarak çalışan hekimlerin, kadrolarının bulunduğu kurumda işyeri hekimliği de yapıyor olmaları halinde, bu hekimler yönünden toplam üç işyeri hekimliği yetkisi söz konusu olabilecektir. Bu düzenlemenin, Tabip Odası onay kriterlerine aykırı olduğu açıktır.
4- Bu çerçevede daha önce yetki verilmiş hekim ve işyerleri listesi alınarak, bu listede yer alan işyerleri ile temasa geçilmek suretiyle en geç 2007/Haziran ayı sonuna kadar listeler güncellenecektir. Görüldüğü gibi meslek örgütü ile işbirliği yapmak yerine, işyerlerinden bilgi almak gibi mantıksız ve belki de imkansız bir yol tercih edilmektedir. Oysa, İş Kanunu�nun 81. maddesinde düzenlenen işyeri hekimliği yönünden, SSK yetkisinin alınması mutlak ve zorunlu bir koşul değildir. Zaten özellikle özel sağlık sigortasının bulunduğu işyerlerinde, hekimler SSK yetkisine ihtiyaç bulunmadığından, bu yetki olmaksızın çalışmaktadır. Bu şekilde çalışan bir hekimin, SSK kayıtlarında görülmesi mümkün olmayacağından, hekimin iki ayrı işyerinin daha (toplamda üç işyerinin) işyeri hekimliğini yürütmesi mümkün olacaktır. Bu nedenle işyeri hekimi istihdam edilen-edilmeyen işyerlerinin tespiti yönünden de, hekimlerin en çok kaç işyerinde (ve kaç işçi için) işyeri hekimliği görevini yürüttüğünün tespiti yönünden de, asıl adres meslek örgütü olmak zorundadır. Kaldı ki, SSK�nın, işyeri hekimliğinin zorunlu bir unsuru olmadığı halde salt �SSK yetkisi�nden hareketle bütün alanı düzenleme çabası, yukarıda özetlenen meslek odasını alanın dışına atma ve yetkisi olmadığı halde, işyeri hekimliği alanının bütününü düzenleme yaklaşımının bir uzantısıdır.
5- Genelge, Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmelik"in 26. maddesinden hareketle, aile hekimliği pilot uygulamasına geçilen illerde reçete yazma ve iki güne kadar istirahat verme yetkisi talep edilen hekimlerin, aynı zamanda aile hekimliği yetkisine de haiz olması gerektiğini düzenlemektedir. Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmelik�e göre yetkilendirilmiş aile hekimi; Bakanlık dışında birinci basamak sağlık hizmeti veren, üniversiteler, askeri birlikler, hastaneler, kurum ve işyerlerinde herhangi bir suretle istihdam edilen, bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan ve bu Yönetmelikteki fiziki ve teknik şartları temin eden hekimlere, kendi görev ve sorumluluk alanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla, kendilerinin talebi ve kurumlarının teklifi üzerine valiliklerce verilen aile hekimliği yetkisine sahip hekimdir. Aynı madde de bu yetkiye sahip olmayan hekimler yönündense, kurum ve işyerlerinde oluşacak acil durumlarda hastaya gerekli ilk müdahaleyi yapmak, gerektiğinde acil servise sevk etmekle birlikte, aile hekimini bilgilendirmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Kısacası, bu kişilerin aile hekimlerince takip edilmesi zorunludur. Bu halde işyerleri, Bakanlığa bağlı olmayan hastaneler, üniversiteler vb. birinci basmak sağlık hizmeti sunmak için, ilgili hekimin bu yetkiyi almış olmasını arayacaktır.
6- Ayrıca, aile hekimliği pilot uygulamasına geçilen illerde, SSK yetkisi verilmiş hekimlerin aile hekimliği yetkisine haiz olduklarını belgelendirmeleri istenecek, yetkisi olmayanların reçete yazma ve iki güne kadar istirahat verme yetkisi iptal edilecektir. 5. ve 6. maddeler yönünden belirtmek gerekir ki; SSK�nın işyeri hekimliği görevini yürütecek hekimlere yönelik ilgili Yönetmelik�te yer almayan �yeni bir kriteri� Genelge ile getirmesi tabii ki hukuka aykırıdır. Öte yandan, SSK bir kez daha yetki gasbında bulunmakta, işyeri hekimliğinin bir gereği olmayan iki güne kadar istirahat ve reçete yazmadan ibaret yetkisinden hareketle, işyeri hekimlerini aile hekimi yetkisi almaya zorlamakta ve yine alanının bütününü fiilen belirlemeye kalkışmaktadır.
Hukuk Bürosu
|