|
14/03/2006
HEKİMLERİN 14 MART 2006 BİLDİRGESİ Ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcının yüz yetmiş dokuzuncu yıldönümünü, ne yazık ki, sağlık ve hekimlik ortamımız açısından fevkâlade olumsuz koşullarda "kutluyoruz". Halka rağmen IMF talimatlarını duraksamadan yerine getiren AKP hükümeti gözünü sağlık sistemine dikmiştir. Gitgide iyice yoksullaşan halkın sağlığı büyük bir tehdit altındadır. Sağlık hizmetini parayla alınır satılır hale getirmeye çalışan siyasi iktidar, biz hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının mesleki ve toplumsal geleceğini de hiçe saymaktadır. Hükümetin kurulduğu günden bugüne kadar izlediği ekonomik politikalar, sosyal devletin son kalıntılarını da ortadan kaldıracak niteliktedir. Vergi yükü hemen tümüyle çalışanların sırtında taşınmaktadır. Enflasyon düşmesine karşın işsizlik devam ediyor, iç ve dış borçlar artıyor, gelir grupları arasındaki uçurum derinleşiyor. AKP iktidarı kamunun elinde ne varsa satışa çıkarmış, kimilerini yok fiyatlara satmış, elde kalanları ise, fiyat düşürerek pazarlamaya çalışmaktadır. Sıra şimdi okullara, hastanelere, sağlık ocaklarına gelmiştir. Satılanlar "babalar gibi" satılacak, satılmayanlar işletme haline dönüştürülecektir. Adım adım uygulamaya çalıştıkları Sağlıkta "Dönüşüm" Programı'nın temeli budur. AKP Hükümeti'nin sağlıkta çözüm olarak sunduğu "Genel Sağlık(sızlık) Sigortası", "Aile Hekimliği", "Hastanelerin İşletmeleştirilmesi" önermelerinin hiçbiri yeni değildir. 1980'lerde Dünya Bankası uzmanlarınca geliştirilen bu politikaların esasını sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması oluşturmaktadır. Türkiye'nin gerçekleriyle hiçbir şekilde bağdaşmayan bu program, daha şimdiden Sağlıkta "Çöküş" Programı'na dönüştü. Şimdilerde bu çöküşün faturası hekimlere ve meslek örgütümüze çıkarılmaya çalışılıyor. Hekimlere yönelik tutum ve davranışlar artık neredeyse hekim düşmanı politikalara dönüştü. Türkiye sağlık sisteminin hiçbir sorununu çözmeyi başaramayan siyasi yetkililer sağlıktaki her başarısızlığın sorumlusu olarak hekimleri göstermeyi alışkanlık haline getirdiler. Daha dün mecburi hizmetin "uygulamada başarısız olduğu"nu tespit edip "çağdışı" bulanlar bugünlerde tekrar mecburi hizmetin nimetlerini keşfettiler. Bu ülkenin doktorlarının bilgisi, birikimi ve yeteneklerine güvenmeyenler Dubai'li şeyhlerle kapalı kapılar arkasında pazarlıklar yaparak yabancı doktor ithaline hazırlanıyorlar. Bir yandan da Türki cumhuriyetlerinden 50-100 dolara hekim getirerek hekim emeğini değersizleştirmeye ve ucuzlatmaya çalışıyorlar. Öte yandan; IMF'ye verdikleri taahhütün gereği olarak, emeklilik yaşını 68'e, prim gün sayısını 9 bine çıkarmayı, emekli maaşlarını % 23 ile % 33 arasında düşürmeyi öngörecek kadar gayri insani; aylık geliri 127 YTL'den fazla olan herkesten 64 ile 431 YTL arasında sağlık vergisi almayı, ödeyemeyenleri sağlık hizmetinden mahrum bırakmayı düşünecek kadar gayri ahlaki; sağlık hizmetlerini "temel teminat paketi" ile sınırlayıp parası olanın parası kadar hizmet satın almasını önerecek kadar gayri vicdani düzenlemeleri içeren Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sızlık) Yasa Tasarısını toplumun onayına sunmadan TBMM'den geçirmeye hazırlanıyorlar.
Biz hekimler, bütün bu olumsuz koşullara rağmen; Mecburi hizmete Yurt dışından 50-100 dolara doktor ithaline Hekimleri hedef göstermeyi alışkanlık haline getiren Başbakan'ın sözlerine Hekimleri Yeşil Kart'a muhtaç eden ilk Sağlık Bakanı'nın mesleğimize ve meslek örgütümüze yönelik haksız suçlamalarına Sağlık ocaklarımızın tasfiye edilip aile hekimliği işletmelerine dönüştürülmesine "Sağlıkta tasarruf" adı altında reçete yazma hakkımızın sınırlanmasına Hekim emeğinin ucuzlatılması girişimine Kamu sağlık kurumlarının çökertilmesine Özel hastane patronlarının Sağlıkta "Dönüşüm" Programı'na Genel Sağlık(sızlık) ve Sosyal Güven(siz)lik yasa tasarılarına Haksız, mesnetsiz soruşturmalara, cezalara, sürgünlere İl içi, il dışı geçici görevlendirmeler ve rotasyonlara Hekimlere yönelik sevgisiz, hürmetsiz, değer bilmez tutumlara Sağlıkta "Çöküş" Programı'nın faturasının hekimlere çıkartılmasına İktidarın bütün ilişki ve olanaklarının kullanılarak Tabip Odalarını "ele geçirmeyi" amaçlayan "fetih harekatı"na KARŞI
EMEĞİMİZE, MESLEĞİMİZE, GELECEĞİMİZE, MESLEK ÖRGÜTÜMÜZE SAHİP ÇIKMAYA, HERKESE EŞİT/ÜCRETSİZ/NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ !
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU
|