|
BASIN AÇIKLAMASI 29.04.2003
IMF'YE VERİLEN SÖZLER HEKİMLERİ VE HASTALARI MAĞDUR EDİYOR
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 03.04.2003 günü kabul edilen 4839 sayılı kanunla devlet memurlarının zorunlu emeklilik yaşı 61'e indirildi.
Bu kanunun sakıncalar yaratacağı meslek gruplarından birisi de hekimlik mesleğidir. Uzun bir tıp eğitimi ve ihtisasından sonra sağlık hizmeti sunmaya başlayan hekimlerimiz, kısa sürelerle yenilenen veya değişen tıbbi bilgilerle kendilerini yenilemek ve yetiştirmek durumundadırlar.
Bir hekimin yetişmesi ve tecrübe kazanması uzun bir süreç almaktadır. 61 yaşındaki bir hekim deneyimli ve kıdemli bir hekimdir. Kamu hastanelerinden hizmet alan hastaların uzun uğraşlarla deneyim kazanmış ve yaşamının verimli bir döneminde olan bu hekimlerimizin hizmetinden mahrum bırakılmasını doğru bulmuyoruz.
Üstelik, başta SSK hastaneleri olmak üzere tüm kamu sağlık kurumlarında hekim eksikliği olduğu bilinen bir gerçektir. Bu gerçeğe rağmen emeklilik yaş haddinin düşürülmesi kamuda çalışan birçok hekimi mağdur etmenin yanı sıra ülkemizin sağlık hizmetlerini de olumsuz yönde etkileyecektir.
Bir çok meslektaşımız kanunun yayınlanmasının hemen ardından, hiçbir hazırlık ve geçiş süreci tanınmadan, yıllardır hizmet ettikleri hastanelerden alelacele emekli edilmişlerdir. Bu uygulama bireysel mağduriyetlere yol açmanın ötesinde meslektaşlarımızın onurunu derinden zedelemiştir. Bu uygulamanın kişilerin hak aramalarını engellemenin yanı sıra son aylardaki hızlı kadrolaşma amacıyla yapıldığının kaygısını taşıyoruz.
Bunun yanı sıra, çıkarılan yasayla bir hekim eğer üniversitede görevli ise 67 yaşına kadar çalışma olanağı bulurken, diğer kamu kurumlarında görevli ise 61 yaşında emekli olmak zorunda kalacaktır. Bu uygulamanın mantıklı ve makul bir açıklaması mümkün görünmemektedir.
4839 sayılı kanun zorunlu emeklilik yaşını 61'e indirirken Bakanlar Kurulu'na bazı devlet memurlarının yaş haddini 65'e kadar uzatma yetkisi vermektedir. Bu hüküm, öncelikle, eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca emekliliğe ilişkin bütün düzenlemelerin yasa ile yapılması bir zorunluluk iken Bakanlar Kurulu'nun takdirine bırakılması hukukla bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, 4839 sayılı kanunla devlet memurlarının sosyal güvenlik prim kesintisi %15'ten %16'ya çıkarılmaktadır. Bu karar aldıkları ücretler zaten son derece yetersiz olan kamu çalışanlarının durumunu daha da zorlaştıracaktır.
Yasanın getirdiği diğer çok önemli bir düzenleme de Emekli Sandığı emekli, malul, dul ve yetimlerinin aylıklarından "sağlık katkı payı" adı altında "sağlık sigortası primi" kesilmeye başlanmasıdır. Bu uygulamayı, öncelikle, toplumun emekçi sınıflarının sosyal güvenlik ve sağlık hakkına yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyoruz.
Aldıkları "asgari" emekli gelirleriyle zaten yaşamlarını zorlukla sürdürebilen emekliler Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ve sosyal güvenlik ilkeleriyle bağdaştırmayan bu uygulamayla yeni bir mali yük altında bırakılmaktadırlar.
4839 sayılı kanunun yasalaşma sürecindeki gelişmeleri de son derece önemli buluyoruz.
Bilindiği gibi bu kanun ilk olarak 16.03.2003 tarihinde kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından hukuka, mevcut yasalara ve Anayasa'ya aykırı bulunarak bir kez daha görüşülmesi için TBMM'ne geri gönderilmişti. AKP Hükümeti bu uyarılara sayısal üstünlüğüne dayanarak kanunu hiç değiştirmeksizin tekrar TBMM'nden geçirdi.
Kendilerinin uğradığı en küçük haksızlıkta hukuka sığınanlar, ne yazık ki, kamu çalışanlarının çalışma hakkını hukuka aykırı olarak sınırlamakta bir beis görmediler.
AKP Hükümeti işbaşına geldiği ilk günlerde sivil toplum örgütleriyle yakın işbirliği yapacağı sözünü vermişti. Oysa bu kanunun çıkarılma sürecinde de gördüğümüz gibi bu sözleri tutmak bir yana çalışanların örgütlerinden gelen tepkiler bile dikkate alınmamaktadır.
Bu kanunla getirilen uygulamanın İMF'ye verilen taahhütlerin bir sonucu olduğu da kamuoyunun bilgisi dahilindedir. AKP Hükümeti'nin kamu çalışanlarının emeklilik yaş sınırını bile İMF direktifleri doğrultusunda belirlemesini fevkâlade aşağılayıcı buluyoruz.
İMF'ye verilen sözler doğrultusundaki uygulamaların toplumun emeğiyle geçinen büyük kesimiyle birlikte hekimleri ve hastalarımızı mağdur etmesini tepkiyle karşılıyoruz.
İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU
|