Ruh Sağlığı Günü'nde önleyici hizmetlerin önemine değinilerek, neoliberal politikalar sonucu yeniden üretilen şiddetin sonuçları anlatıldı

İstanbul Tabip Odası’nda dün (8 Ekim) Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeniyle bir basın toplantısı yapıldı.

Basın toplantısına Türk Nöropsikiyatri Derneği adına Dr. Peykan Gökalp ve Dr. Mustafa Sercan, Türkiye Psikiyatri Derneği adına Dr. Doğan Şahin, Türkiye Şizofreni Dernekleri Federasyonu adına Mesut Demirdoğan, Türk Psikologlar Derneği adına Aslı Çarkoğlu, Psikiyatri Hemşireleri Derneği adına Nevin Onan, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği adına Dr. Senem Başgül ve İstanbul Tabip Odası adına Dr. Emel Atik katıldı.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, yaptıkları bir araştırmaya göre, İstanbul’daki kamu ve üniversite hastaneleri psikiyatri polikliniklerinde hastalara genellikle 10-15 dakikada bir randevu verildiği söylendi. Bu 10-15 dakikanın “dostlar alışverişte görsün” anlamına geldiğini belirten Yönetim Kurulu, ruh sağlığı hizmetlerinde çağdaş, etkili tedavinin vazgeçilmez öğesi olan psikoterapinin SGK ödemesi dışında tutulduğuna dikkat çekilerek, psikiyatri asistanlarının da  psikoterapi eğitimi almasının kendi gayretleri ve parasal güçlerine bırakıldığı ifade edildi.

Neoliberal politikalar sonucu ortaya çıkan işsizlik, güvencesizlik, yoksulluk ve şiddetin yeniden üretildiğine değinilen açıklamada “Bu nedenle yaşanan kayıplar ruhlarımızı devamlı olarak yaralıyor, hasta ediyor!” dendi.

İstanbul Tabip Odası toplumun ruh sağlığı bakımından tepkisini şöyle dile getirdi: “Biz hekimler, sağlığından sorumlu olduğumuz toplumun sağlık risklerinin sürekli olarak arttığı politikalar içinde sağlık hizmeti vermeye çalışırken, 10 dakikalık muayene sürelerine, performans sistemi kapsamında insanı öncelemeyen, hasta başına yapılan ticari hesaplarla yönetilen ücretlendirilmelerle güvencesiz çalışmaya, yaşatmaya adanmış mesleğimize rağmen bizlere de yönelmiş olan şiddet olayları karşısında mesleğimizi yapamaz hale getirilmeye tepki duyuyoruz.”


Her yüz bin kişiye iki psikiyatri uzmanı

Açıklamada ayrıca, her yüz bin kişiye iki psikiyatri uzmanın ve ruh sağlığı profesyonelinin düştüğü vurgulanarak, yetkililer, ruh sağlığını bozan şiddet, savaş ve yoksulluk üreten politikalardan bir an önce vazgeçmeye,  ruh sağlığı hizmetlerini herkes için ulaşılabilir, nitelikli, eşit ve ücretsiz kılmak adına acil önlemler almaya davet edildi.

Ruh Sağlığı Platformu tarafından yapılan açıklamada da ülkemizde ruh sağlığı hizmetlerinden bir takım iyimser gelişmeler olduğu söylendi. Buna rağmen, şiddetin yaşamın her alanında yükselmesi, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin on yıl öncesine göre 50 kat artması, kadına ve çocuklara yönelik şiddetin artması, şiddetin bireysel ve toplumsal en yüksek derecesi olan savaşın kapıya dayanması gibi durumları sıralayan Platform, karamsarlığa neden olan gelişmelerin iyimser gelişmelerden daha baskın olduğunu belirtti.

Depresyon riskinin ülkemizde önde gelen ruhsal sorun olduğunu söyleyen Platform, “Her on erkekten ve her beş kadından biri,  yaşamları boyunca en az bir kez depresyon geçirme riski altındadır” dedi.

Barışçıl ve güvenli bir toplum düzeni sağlansın

Platform isteklerini şöyle sıraladı:

“Ruh sağlığının temel koşulu olarak, yalnızca savaşın değil hiçbir şiddetin olmadığı bir normal yaşamı sağlayıcı barışçıl ve güvenli bir toplum düzeni sağlanmalıdır.

Sağlık çalışanlarına dönük şiddetin, tüm hastalara verilen sağlık hizmetini olumsuz etkileyeceği gerçeğinden hareketle kalıcı ve etkin önlemler alınmalıdır.

Başta sağlıkta dönüşüm politikası ve genel sağlık sigortası olmak üzere sağlık hizmetlerine ulaşımı güçleştiren ekonomik görünümlü düzenlemeler, hasta hakları lehine değiştirilmelidir.

Ruh sağlığının korunması bakımından kırılgan gruplar çocuk, kadın ve yaşlılar başta olmak üzere toplumsal düzeyde yaşamın her alanında önlem alıcı düzenleme gerektiren ülke genelinde bir ruh sağlığı politikası düzenlenmelidir.

Ruh Sağlığı Yasası bekletilmeden çıkarılmalıdır.”

Rol model hükümet şiddet uygularsa

Basın toplantısında bir sunum gerçekleştiren, Doğan Şahin, hükümetlerin vatandaşın rol modeli olduğunu anlatarak hükümetlerin vatandaşlarıyla ya da komşularıyla kurduğu ilişkinin bireylerin toplumsal davranışlarını yönlendirdiğini ifade etti. Şahin, şiddet uygulayan hükümetin davranışlarının vatandaşların da şiddet uygulamasında belirleyici olduğunu belirtti.

Savaşın psikiyatrik bozuklukları artırdığına değinen Şahin, “Kişiler savaş neticesinde yaşadıkları acizliği gidermek için kendileri de şiddet uygulayıcı konumu geçiyorlar” dedi. Savaşların, vatandaşları zalime ve yalana inanma eğilimi gösteremeye; ölmektense, güçlü olanın yanında olmaya yönlendirdiğini söyleyen Şahin “Bireyler böylece ‘saldırganla özdeşleşme’ye başlıyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Peykan Gökalp de kişilerin ailelerinde görmedikleri sıcaklığı en çok “annelik işlevi gören” hekim ve öğretmenlerde aradıklarını, beklentilerinin karşılanamaması üzerine şiddeti en çok onlara yönelttiklerini anlattı.

Şizofrenler sosyal hayatta tedavi edilebilecek

Türkiye Şizofreni Dernekleri Federasyonu adına katılan Mesut Demirdoğan da medyada ruhsal bozukluğu olan kişilere ilişkin yapılan haber dilline dikkat edilmesi konusunda uyararak, bu kişilerin klinik ortamlar dışında sosyal hayatta ve iş hayatında tedavi edileceğinin altını çizdi

İstanbul Tabip Odası FEMS Üyesidir
Bu Web Sitesinden En İyi Şekilde Yararlanmak İçin lütfen İnternet Explorer 8 ve Üstü Kullanınız.