Seçme Seçilme Hakkı ve Seçmen İradesine Saygı Paneli Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi

31 Mart ve 23 Haziran seçim süreci ve sonrasında yaşanan Diyarbakır, Mardin, Van Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanmasını bizzat sürecin muhatabı olmuş isimlerle tartışmak, seçme seçilme hakkının demokrasilerdeki yerini değerlendirmek, içinde yaşadığımız döneme dair bir okuma yapabilmek amacıyla İstanbul Tabip Odası’nca (İTO) “Seçme seçilme hakkına, seçmen iradesine saygı” başlıklı bir panel gerçekleştirildi.

Yoğun ilgi ve katılımla gerçekleşen panele hekimlerin yanı sıra siyasi parti yönetici ve üyeleri, meslek örgütlerinden yönetici ve temsilciler, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kişi katıldı.

3 Ekim 2019, Perşembe günü Cağaloğlu binamızda düzenlenen panelde moderatörlüğü  İTO Başkanı Dr. Pınar Saip yaparken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, Diyarbakır’ın kayyum darbesiyle görevden alınan seçilmiş eş başkanı Dr. Selçuk Mızraklı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski hakimi Hukukçu Rıza Türmen konuşmacı oldular.

Toplantı İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk’ün hoşgeldiniz konuşmasıyla başladı. Dr. Öztürk “19 Ağustos’ta kayyum darbesinin haberini aldığımızda İstanbul Tabip Odası olarak bir açıklama yayınlamış ve “Bu karanlıktan hep birlikte çıkacağız” demiştik. Bugün düzenlediğimiz bu bir araya geliş de bu düşüncemizin bir ifadesidir. Bu panelin hepimiz açısından ufuk açıcı, ön açıcı olacağına inanıyoruz” dedikten sonra panelistleri masaya davet etti.

Dr. Pınar Saip paneli açarken yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Ülkemizde en önemli sorunlardan biri demokrasi eksikliği. Bu durumun kanıtlarını son birkaç aydır yaşadığımız olaylarda da gördük. Üç büyük ilimize kayyum atanması, Canan Kaftancıoğlu’nun 7 yıl önceki sosyal medya paylaşımları sebebiyle ceza alması. Bütün bunlar seçim sürecinin getirmiş olduğu kazanımların yokedilmesine yönelik adımlardı. Demokrasi son derece önemli, bizler sivil toplum kuruluşları olarak, meslek odaları olarak bunun bilincindeyiz. Demokrasi bir yerde zedelenirse diğer bütün kurumlara da yansıyacaktır bu olumsuzluk. Bu nedenle bu haksızlık, hukuksuzlukların yaşandığı ilk günden beri tavrımızı gösterdik, bizler de seçimle göreve gelmiş yöneticileriz. Bu tehdit hepimize, dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Bu toplantının demokrasi adına, hukuk adına bir katkı sunmasını umut ediyoruz.”

Panelde ilk konuşmayı Dr. Canan Kaftancıoğlu yaptı. 31 Mart seçimlerinin iptali, 23 Haziran seçimlerine uzanan süreçte yaşanan haksızlık ve adaletsizliklere değinen Dr. Kaftancıoğlu şunları söyledi: “Bizler inandığımız ilkeleri, değerleri hayata geçirmek için, toplumu, dünyayı değiştirmek için bir siyasi mücadele veriyoruz. Meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, ortak bir idealde bir araya gelmiş tüm yapıların bu mücadeleyi büyütmesi çok önemli. İstanbul Tabip Odası da bu önemli buluşmaya vesile olarak, birlikte eşit, özgür, kardeşçe yaşayacağımız bu memleketi dönüştürebilme çabasının adımlarına katkı sunmuş oldu.”

Dr. Selçuk Mızraklı ise Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine yönelik kayyum atamalarına ve sonrasında yaşanan sürece değinerek şunları söyledi: “Ülke öyle bir hale getirildi ki her tarafta bir çürüme yaşanıyor. Ben şuna inanıyorum. Biz hekimler çok kullanırız. Kanserden korkma geç kalmaktan kork. Çünkü her geçirdiği zamanın kanserin vücutta diğer organlarla etkileşime girme gibi sorunlu bir dönemdir. O yüzden geç kalınmamalıdır… Ülkede baskıcı bir dönemden geçiyoruz. Yan yana durursak, güç birliği yaparsak biz bunları yeneriz. 31 Mart’ta olan buydu. Eğer daha önce yan yana gelseydik bunları yine yenerdik. Kaybettiğimiz her gün daha sonrası çok daha fazla süreye neden olabilir. Mesele üç kente kayyum atama meselesi değildir. Siz eğer parlamenter seçimin önüne engel koyarsanız demokrasiyi berhava edersiniz.”

Son konuşmayı yapan Hukukçu Rıza Türmen ise kayyum atamalarının hukuksuzluğuna dikkat çekti ve şunları dile getirdi: “Kayyumlar anayasanın 127’nci maddesine dayanarak yapıldı. Ancak yapılan şey demokrasiye aykırı yapıldı. İkincisi bu görevden uzaklaştırma soruşturma ya da kovuşturma olması gerekir. Bir kişinin aday olması kabul ediliyor ama belediye başkanı olmasını kabul edilmiyor. Seçmen kime oy verecek? Bu seçmenin iradesiyle alay etmektir. Bir başkan görevden alınınca yeni belediye başkanı meclis seçer. Ama OHAL zamanında bir yasa çıkarıldı. OHAL dönemi bittikten sonra OHAL döneminde çıkan bir KHK kanun haline getirildi. Eğer yeni kayyum atamalarını istemiyorsak bir araya gelmek gerekir. Belediye başkanlarının görevden alınması demokrasiye vurulmuş büyük bir darbedir.”

Panel yapılan konuşmaların ardından soru ve cevap bölümüyle son buldu.