Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi Yayımlandı Ancak Birinci Basamak Hâlen Depreme Hazır Değil!


  • Ağustos 17, 2026
  • 496

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan “Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi”ni, afetlerde birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini tanıması açısından önemli bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz. Destek il-aile sağlığı merkezi (ASM) eşleştirmeleri, geçici ASM planlaması, aşılama ve soğuk zincir, mobil sağlık hizmetleri, personel rotasyonu ve ilk saatlerden itibaren oluşturulan iş akışı önemli düzenlemelerdir.

Ancak iyi hazırlanmış bir afet müdahale planı, afete dirençli bir birinci basamak sağlık sisteminin yerini tutamaz.

Rehberde özellikle dört başlık ciddi biçimde yeniden ele alınmalıdır: İstanbul’daki 1.105 ASM’den yalnızca 376’sının deprem sonrasında hizmet vermesinin planlanması; “geçici” ASM’lerin kalıcılaşmasını önleyecek bağlayıcı bir düzenlemenin bulunmaması; afet koşullarında liste, performans ve ödeme sisteminin nasıl değiştirileceğinin açıklanmaması ve sağlık çalışanlarına güvenlik nöbeti öngörülmesi. Bu dört başlık, rehberin yalnız teknik olarak değil, sağlık hizmetinin örgütlenmesi ve sağlık çalışanlarının hakları açısından da geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Rehberde İstanbul’daki 1.105 ASM’den yalnızca 376’sının deprem sonrasında hizmet vermesi planlanan ASM olarak belirlendiği görülmektedir. Bu tablo, birinci basamak sağlık altyapısının kırılganlığını açıkça ortaya koymaktadır. Asıl yapılması gereken, depremden sonra hangi ASM’lerin çalışabileceğini belirlemekle yetinmek değil; deprem olmadan önce bütün ASM’leri güvenli hale getirmektir.

Sağlık Bakanlığı ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne çağrımız açıktır: Deprem güvenliği konusunda risk taşıyan ASM’leri ve yapılan değerlendirmelerin sonuçlarını sağlık çalışanları ve toplumla paylaşın. Güvensiz binaları gecikmeden boşaltın, güçlendirin veya yenileyin. ASM’leri aile hekimlerinin kendi olanaklarıyla kiraladığı yapılara bırakmak yerine, kamu tarafından yapılmış, sağlık hizmetine uygun ve depreme dayanıklı binalara kavuşturun.

6 Şubat depremlerinin bir başka önemli dersi de afet döneminde olağan zamanın aile hekimliği modelinin aynen sürdürülemeyeceğidir. Büyük nüfus hareketlerinin yaşandığı koşullarda hizmet, kayıtlı nüfus ve performans göstergelerine göre değil bölgenin gerçek nüfusu ve sağlık gereksinimlerine göre örgütlenmelidir. Afet süresince sağlık çalışanlarının ücret ve iş güvencesi korunmalı; olağan dönem performans ve mali yaptırımları uygulanmamalıdır.

Geçici ASM’ler gerekli olabilir; ancak 6 Şubat sonrasında yaşandığı gibi geçici çözümler yıllarca kalıcı hale gelmemelidir. Her geçici ASM için kalıcı, güvenli kamu sağlık tesisine geçiş takvimi oluşturulmalıdır.

Rehberde ayrıca kritik halk sağlığı hizmet alanlarının güvenliğinin kolluk kuvvetlerince sağlanmasının mümkün olmadığı durumlarda güvenliğin sağlık çalışanları tarafından nöbetleşe sağlanmasının öngörülmesi kabul edilemez. Sağlık çalışanının görevi güvenlik hizmeti vermek değildir. Devletin yükümlülüğü sağlık çalışanına güvenlik nöbeti yazmak değil, sağlık hizmetinin güvenli koşullarda verilebilmesini sağlamaktır. Bu hüküm rehberden çıkarılmalıdır.

Sağlık çalışanlarının barınma, dinlenme, ulaşım, ücret, çalışma süresi ve güvenlik hakları afet planlarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Kendisi ve ailesi afetten etkilenmiş bir sağlık çalışanı yalnızca “görevlendirilecek insan gücü” olarak görülemez.

TTB, tabip odaları, sağlık emek-meslek örgütleri ve sahada çalışan sağlık emekçileri afet planlarının yalnızca uygulayıcısı değil, hazırlanmasının ve değerlendirilmesinin de tarafı olmalıdır.

Bugün sorulması gereken yalnızca “Deprem olduğunda ne yapacağız?” değildir. Asıl soru şudur:

Deprem olmadan önce birinci basamağı nasıl güvenli ve dirençli hale getireceğiz?

Depremden sonra sağlam ASM aramak değil, depremden önce bütün ASM’leri güvenli hale getirmek gerçek afet hazırlığıdır.

İstanbul Tabip Odası Aile Hekimleri Komisyonu

AÇIKLAMANIN TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ 


Bu HABERİ Paylaş!