Page 20 - İnsan Olarak Hekim Karar Verme ve Akıl Yürütme Yolları
P. 20
hekimler olduğumuz konusunda önemli ipuçları sağlar.
2.1. Hekimlikte tanı ve tedavi kararları, akıl yürütme (reasoning)
Tıp eğitimimiz boyunca teorik dersler ve klinik pratiklerde, nö-
betlerde hocalarımızın tanı koyma ve tedavi düzenlemelerine tanık
oluruz. Elimizdeki bilgi ile birlikte bu tanıklıklar bizim de bu beceri-
leri önemli ölçüde kazanmamızı sağlar. Ayrıca her okul benimsediği,
farklı eğitim modelleriyle tanı ve tedavi planlama becerilerini kazan-
mamız, elimizdeki bilgiyi karşılaştığımız sorunları çözmede verimli
bir araca dönüştürmemiz için katkı sağlamaya çalışır.
Tıbbın ilk günlerinden itibaren de hekim öğretmenler öğrenci-
lerine hasta şikâyetleri, belirtileri ve bulguları ile ilgili bulguları nasıl
anlamlandıracağını ve bu bilgiyi hastayı iyileştirmek için nasıl kulla-
nacaklarını olabildiğince öğretmeye çalışmışlardır. Kabilenin büyücü
hekimi de muhtemelen hem kazalar, yaralanmalar, düşmeler gibi gö-
rünür sebepler hem de sebebini göremedikleri hastalıklar için gözle-
me, deneyime dayalı birikim ediniyor ve bunları kendisinden sonra
geleceklere aktarıyor, bir tür “el veriyordu”.
Hipokrat (MÖ 460- 370) hastalıkların doğasının ilahi olmadığını
kabul eden, hastalığı sarı safra, siyah safra, kan ve balgam olmak üze-
re dört sıvının dengesindeki bozulma açısından ele alan ilk hekim
olmuştur. Bu görüş Galen (131-216) tarafından geliştirilmiş ve iki
bin yıl boyunca tıpta egemen olmuştur. Hipokrat ve Galen bedensel
sıvıların yanı sıra çevresel faktörler, diyet ve yaşam alışkanlıkları da
dahil olmak üzere tüm görünür semptom ve şikayetlerin dikkatle
gözlemlenmesi ve kaydedilmesini vurgulamışlardır. Hipokrat, pratik
bilgisinin çoğunu, “eğer… o zaman” biçiminde, basit bir klinik akıl
yürütme biçimi olarak kabul edilebilecek özdeyişlerle özetlemiştir.
Günümüzde hastalıkların nedenleri ve oluşum mekanizmaları, te-
davileri ile ilgili büyük bir gelişme olmasına rağmen, halen “X belir-
tisi varsa, Y’yi düşün” gibi özdeyiş benzeri sezgiler önemli bir rol oy-
namaktadır. 1950’lerden itibaren ise “klinikte akıl yürütme” araştırma
alanı haline gelmeye başlamış, nasıl etkili bir şekilde yapılabileceğine
dair teoriler ve modeller oluşturulmuştur. (Custers, 2017)
19