TTB Aile Hekimliği Kolu`ndan Açıklama: Aile Hekimliğinde Sorunlar Artıyor

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu (TTB-AHK), aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşananlarla ilgili basın toplantısı düzenledi. 30 Eylül 2017 Cumartesi günü TTB’de gerçekleştirilen basın toplantısına TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Selma Güngör, Dr. Yaşar Ulutaş, AHK Başkanı Dr. Fethi Bozçalı, AHK Sekreteri Dr. Filiz Ünal ile AHK Yürütme Kurulu üyeleri Dr. Nuri Sefa Yüksel, Dr. Recep Koç, Dr. Mehmet Akarca, Dr. Doğan Eroğulları ve Dr. Selahattin Oğuz katıldılar.

Dr. Yaşar Ulutaş basın toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, 28 Eylül 2017 tarihinde Iğdır’da bir hastası tarafından ağır şekilde yaralanan Dr. Serkan Yarımoğlu’nun durumuna ilişkin bilgi verdi. Yarımoğlu’na yönelik saldırıya ve sağlık alanında giderek artan şiddete tepki gösteren Ulutaş, sağlık alanında şiddete başvuranları “can düşmanı” olarak nitelediklerini belirterek, “Vatandaşlarımızdan rica ediyoruz. ‘Can düşmanlığına’ son versinler” diye konuştu.

TTB olarak sağlıkta şiddetin önlenmesi için kerelerce çağrıda bulunduklarını ve bunun için yasa teklifi olmak üzere çeşitli somut öneriler getirdiklerini hatırlatan Ulutaş, “Sağlık alanında şiddetin önlenmesi için gerekenlerin yapılmasını bekliyoruz” dedi.

Ulutaş’ın ardından Dr. Filiz Ünal, basın açıklamasını okudu. Hükümetin, artık yürümeyen “Sağlıkta Dönüşüm Programı”nı (SDP) yeniden revize edip canlandırsın diye her seferinde yeni bir Sağlık Bakanı görevlendirdiğini belirten Ünal, bütün sağlık sisteminde olduğu gibi aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde de sorunların arttığını kaydetti. Ünal, “Hem sağlık çalışanlarının, hem de toplumun aile hekimliğine ilgisinin azalmakta olduğunu, ilk dönemlerde yaratılan aile hekimliği alevinin giderek söndüğünü bizzat yaşayarak görmekteyiz” diye konuştu.

Ünal, aile hekimliğinde yaşanan sorunlardan bazılarını özetle şöyle sıraladı:

  • Aile hekimleri, performansa dayalı sözleşmeli çalışmaya zorlanmakta, hasta baskısı ve şiddetine maruz bırakılmaktadır.
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri parçalı hale getirilmiştir.
  • Yeni ek görev ve sorumluklar yüklenerek, tüketime dayalı sağlık politikaları nedeniyle hastane acil ve polikliniklerinde yığılmış hastaların yükü, ASM ve TSM’ler tarafından giderilmeye çalışmaktadır.
  • Aile hekimleri koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaştırılıp, kışkırtılmış sağlık hizmeti talebine göz yumulmuştur.
  • Boş kalan aile hekimliği birimleri doldurulamamaktadır.

Basın mensuplarının sorusu üzerine Dr. Fethi Bozçalı da, Türkiye’de 24 bin aile hekimi bulunduğunu ve özellikle İstanbul’da bir aile hekiminin yaklaşık 3 bin 500 – 4 bin nüfusa bakmak durumunda olduğunu kaydetti. Bu rakamın son derece yüksek olduğuna dikkat çeken Bozçalı, aile hekimliğinde ciddi bir tıkanıklık olduğunu dile getirirken, bu sorunun aşılamaması durumunda bunun topluma yansıyacağı ve toplumun halk sağlığı sorunu haline geleceği uyarısında bulundu.

Basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

AİLE HEKİMLİĞİ SAMAN ALEVİNE Mİ DÖNÜŞTÜ?

Hükümet, artık yürümeyen ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı(SDP)’nı yeniden revize edip canlandırsın diye her seferinde yeni bir Sağlık Bakanı görevlendiriyor.

Hastalar muayene olabilmek için acil kapılarında ya da evlerinde günlerce bekliyor…

Hükümetin sağlık politikaları, sağlık hizmetlerini kamusal hizmet olmaktan çıkarıp, tüketime dayalı, para kazanılan bir hizmet sektörüne dönüştürme tercihi, niceliksel olarak artmış, niteliği düşmüş sağlık hizmet biçimini doğurdu. Bu durum, hastane acillerinde hasta yığılmalarına, çok uzak günlere verilen muayene randevularına, giderek artan ve çeşitlenen sağlık harcamalarına; performans baskısıyla çalıştırılan, talepleri karşılık bulmayan, bunalmış, sürekli şiddet gören sağlık çalışanı mağduriyetlerine yol açtı.

Sağlık hizmeti, piyasanın insafına terk edilir mi?

SDP adıyla sürdürülen program çerçevesinde, 2011 yılında 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname(KHK)  ile Sağlık Bakanlığı teşkilat yapısı parçalı hale dönüştürüldü. Sağlık çalışanlarının ve örgütlü oldukları Türk Tabipleri Birliği(TTB), sendika ve derneklerin haklı itirazlarına rağmen, TBMM de bile tartışılmadan yassallaşan düzenlemeye göre, sağlık bakanlığı kamusal sağlık hizmet alanından çekilip, sadece düzenleyici, denetleyici, planlayıcı rol üstlenecekti. Ancak yapılan değişikliklerin,6 yıl içinde yürümediği, ek sorunlar getirdiği görülünce, aynı hükümet 25.08.2017 tarihinde 693/694 sayılı yeni bir KHK yayınlayarak, Sağlık Bakanlığı teşkilat yapısını eski haline döndürdü. Adeta ‘pardon’ denildi…

Fakat bütün bu değişikliklere rağmen; döner sermayeli sağlık işletmesi modeli, performansa dayalı bir sistem, katkı ve katılım payları, uygulanmayan/yürümeyen GSS uygulamaları vb. sürdükçe sağlık sisteminde bir iyileşmenin olamayacağını bu sistemin sürdürülemeyeceği açıkça ortadır 

Sözler unutuldu

Bu arada, son KHK öncesi yayımlanan taslak metinlerde de yer alan – TTB’nin her fırsatta talep edip dile getirdiği- Sağlık Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla kamuoyuna defalarca deklere ettiği “Sağlık çalışanlarına fiili hizmet zammı”, “Hekimlerin emeklilik ücretlerinde artış”, “Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet” le ilgili tek bir düzenleme yapılmadı, verilen sözler unutuldu.

Aile hekimliğiyle birlikte birinci basamak sağlık hizmetlerinde neler yaşanıyor?

Aile hekimliğinin başlamasıyla adeta birinci basamak sağlık hizmetlerinin çok daha iyi olacağı propagandası yapıldı. Ancak tam tersine aile hekimliğiyle birlikte birinci basamakta sorunlar daha da arttı.

Aslında, bu sistemin yürümediği açık bir şekilde ilan edilmese bile, sistemin halini ortaya koyması bakımından ’eski adıyla’ Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun 2016 Faaliyet Raporunda’ yer alan aile hekimliği ile ilgili bazı değerlendirmelerin önemli olduğunu düşünüyoruz:

  • Performans sisteminin olumsuz etkilerinin artması
  • Çalışan personelin motivasyonunu artırmaya yönelik uygulamalar olmaması
  • Birinci basamakta sunulan hizmetlere güvensizlik ve toplum katılımının yeterli olmaması
  • AH başına düşen kişi sayısı ve verilen hizmetlerin fazlalığı nedeniyle istenen düzeyde koruyucu hekimlik uygulaması yapılamaması
  • Birinci ve ikinci basamak arasında bilgi yönetim sistemlerinin yeterince haberleşmesinin ve veri aktarımının az olması.

Bizler de TTB olarak aile hekimliği ile ilgili görüş ve önerilerimizi, sağlık çalışanlarının ve halkın yaşadığı sorunları birçok kez yaptığımız basın açıklaması ve yayınlarımızda dile getirdik. Sağlık Bakanlığıyla yaptığımız görüşmelerde yetkililere bizzat anlattık. 

Birkaç örnek vermek gerekirse;

  • Aile hekimleri, performansa dayalı sözleşmeli çalışmaya zorlanmakta, iş güvencesinden yoksun mesleki bağımsızlığı ortadan kaldıran, istismara açık ceza puan sistemiyle sözleşme feshi baskısı kurulmakta, ücret kesintileri uygulanmakta, hasta baskısı ve şiddetine maruz bırakılmaktadır.
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri parçalı hale getirilmiştir.
  • Sadece aile hekimine kayıtlı nüfusa talebe dayalı hizmet verilmekte, bölge tabanlı hizmetten vazgeçilerek toplumun bazı kesimlerinin (kayıtsız nüfus, göçmenler, mevsimsel işçiler toplumun yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır) birinci basamak sağlık hizmetlerinden faydalanması olanaksızlaşmaktadır.
  • Yeni ek görev ve sorumluklar yüklenerek, tüketime dayalı sağlık politikaları nedeniyle hastane acil ve polikliniklerinde yığılmış hastaların yükü, ASM ve TSM’ler tarafından giderilmeye çalışmaktadır.
  •  Aile hekimleri koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaştırılıp, polikliniklere hapsedilmiş, çok reçete yazmaya, olur olmaz tetkik istemeye mecbur bırakılmış, SABİM şikâyetleri ile cezalar verilmiş,“Hasta/Müşteri memnuniyeti” esas alınarak, kışkırtılmış sağlık hizmeti talebine göz yumulmuştur.
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri, kiralanmış derme çatma binalarda değil belli standartlara sahip kamu binalarında sunulmalıdır. Aile Hekimleri, uygulama yönetmelik değişikliğinin 6. maddesinde ifade edildiği gibi  “Sağlık Müdürlüklerinin kiralayacağı binalarda” hizmet vermeye zorlanmaktadır.
  • Hekimler, onlarca yerleştirme ilanına rağmen boş kalan aile hekimliği birimlerini (sadece İstanbul da açılan 600 aile hekimliği birimi hala doldurulamamıştır), nüfusu, mekânı, donanımı, hemşiresi olmadığı için haklı olarak tercih etmemektedir. Ancak Sağlık Bakanlığı bu boş birimleri(Aile hekimliği uygulama yönetmelik değişikliği md. 3.) mecburi hizmetle atama yapıp doldurmayı planlamaktadır.
  • En son yayınlanan ASM gruplandırma kriterlerinde de belirtildiği gibi sağlık çalışanlarına yönelik bitmek bilmeyen şiddeti azaltacağı söylenerek, 3 hekimin çalıştığı ya da A-B-C sınıfı Aile Sağlığı Merkezlerine görüntüleme/kamera sisteminin kurulup, bir aylık kayıtların istenirse Sağlık Müdürlüğüne verilmesini içeren düzenleme daha çok sağlık çalışanlarının baskı ve mesai denetimi amaçlı kullanacağı kaygısı yaratmaktadır.
  • Mesleki eğitim sürecinin unutulması, yeni hak kayıpları, geleceğin belirsizliği, ücret kayıpları gibi daha birçok sorun her platformda gündeme getirilmiş, çözüm önerileri sunulmuştur.
  • Sağlık hizmetleri parçalı hale getirilerek bazı hizmetler ikinci plana itildi. Türk Tabipleri Birliğinin başından beri dile getirdiği toplum sağlığı hizmetleri unutulmaya yüz tuttu. Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan Toplum Sağlığı Merkezleri, halk sağlığı hizmetlerinden çok aile hekimlerinin denetlenmesi için kullanıldı. Sorunlar içinden çıkılmaz hal alınca toplum sağlığı için Halk Sağlığı Merkezleri (HASAM) kuruyoruz denildi. O da olmayınca  ''Sağlıklı Yaşam Merkezi'' adında yeni birimler oluşturuldu. Bu birimlerde yine bireye yönelik sağlık hizmetleri verilmekte, toplum sağlığı bir kenara itilmektedir.

Sonuç olarak;

Hem sağlık çalışanlarının, hem de toplumun aile hekimliğine ilgisinin azalmakta olduğunu, ilk dönemlerde yaratılan aile hekimliği alevinin giderek söndüğünü bizzat yaşayarak görmekteyiz.

Ne istiyoruz?

Sağlık hizmetlerinin tüketime dayalı, kar amaçlı olmaktan çıkarılıp, toplumun ihtiyacına göre, koruyucu sağlık hizmetlerinin esas alındığı, birinci basamağın önemsendiği, kamu eliyle her kesime eşit ve tamamen ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hizmeti sunumunun mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekim ve sağlık çalışanlarının, güvenli ortamlarda, şiddet görmeden, iş güvencesini de içeren, mesleki bağımsızlığını koruyan, iyi hekimlik değerlerine ve mesleki eğitimine katkı sunan/geliştiren bir ortam istiyoruz. Bu arada emekliliğe yansıyan insanca ücret ve fiili hizmet zammı hak taleplerini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu taleplerimizde ısrarcı olacağımızı ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Saygılarımızla

TTB Aile Hekimliği Kolu



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası