İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanelerimize sahip çıkıyoruz!

İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yaşanan mali kriz ve bu krizin sağlık hizmetlerine olumsuz yansıması, yüzlerce hemşire ve sağlık çalışanının istifa etmesi üzerine, yaşanan sorunlara dikkat çekmek için İstanbul Tabip Odası ve SES Aksaray Şubesi’nce bir basın açıklaması yapıldı.

29 Ağustos 2018, Çarşamba günü 12.30’da İstanbul Tıp Fakültesi ana kapısı önünde bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları “Hastanelerimize Sahip Çıkıyoruz! Haklarımızı İstiyoruz!” pankartı arkasında buluştu. Basın açıklamasına Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu, İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, İTO Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu, Dr. Güray Kılıç, Dr. Recep Koç ve Dr. Murat Ekmez katıldılar.

Etkinlik İTO Başkanı Dr. Pınar Saip’in konuşmasıyla başladı. Dr. Saip konuşmasında şunları söyledi. “Biliyorsunuz sağlık hizmetleri bir ekip işidir. Bu ekipte hekimin rolü ne kadar büyükse, sağlık çalışanlarının da yeri o kadar önemlidir. Hasta da bu bütünün bir parçasıdır. Ancak uygulanmakta ısrar edilen Sağlıkta Dönüşüm Programı sebebiyle üniversite hastaneleri özel hastane işletmesi gibi düşünülmüş, sadece kar getiren işlere odaklı hale getirilmiştir.  Yapılan işlemlerden çok daha fazlasını harcadığımız halde SGK geri ödemeleri bunun çok gerisinde kalmaktadır. Bu nedenle hem sağlık hizmetleri, hem de eğitim ve araştırma hizmetleri aksamaktadır. Hem İstanbul Tıp Fakültesi hastanesinden, hem de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesinden yüzlerce hemşire arkadaşımız istifa etmiştir. İhaleler nedeniyle, hastalar için çok gerekli malzemeler alınamamaktadır. Ayrıca  sürekli taşınacağımız endişesi çalışanlarda gelecek endişesine yol açmaktadır. Yine öğretim üyelerimizin istifaları her geçen artmaktadır. Biliyorsunuz İstanbul ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri dünyada eğitim açısından akredite edilmiş fakültelerdir ve tıp eğitiminin en önemli ayaklarından biridir. Burada eğitimin aksamış olması, eğitim için yeterli hastanın olmaması bu akreditasyonda sorunlar yaratabilir. Ayrıca araştırma fonksiyonlarına devam edebilmesi için de destek hizmetleri çok önemlidir. Bugün birçok servisimizin kapatılmış olması hastalarımıza yeterli hizmet veremiyor olmamızın da sıkıntısı içindeyiz. Bizler üniversite hastanelerini yaşatmak için genel bütçeden acilen bir desteğin gelmesini rica ediyoruz yetkililerden. Ve bütün bu kurumlardaki sorunları tartışabilmek için idarecilerin gerek sağlık çalışanlarıyla gerek öğretim üyeleriyle bir araya gelip sorunları tartışması ve çözüm önerileri üretmesi gerekmektedir. Aksi halde referans olabilecek bu gözbebeği hastaneleri kaybedeceğiz. Ve üniversite hastanelerinin çökmesi, hastalarımızın tamamen özel hastanelere mecbur kalmasına sebep olacaktır.”

Ardından SES Aksaray Şubesi adına Yönetim Kurulu Üyesi Aynur Gürcan bir açıklama yaptı. Açıklamada “…Şu anda tıp fakülteleri mali kriz içinde. Çünkü fakülteler sosyal güvenlik kurumundan hizmet karşılığı aldığı paraya bağımlı hale getirildi. Fakülteler ayakta kalabilmek için para kazanmak zorunda kalıyor, eğitim hastanesi olmaktan çok hizmet hastanesi durumuna dönmekteler.  Vergi toplayan devlet bu paraları öncelikle sağlığa ve eğitime harcamalıdır.   Tıp  Fakültelerine genel bütçeden verdiği hizmetlere yetecek miktarda para ödenmesini talep ediyoruz. Biz sağlıkçıların gelirinin önemli bir kısmı, sosyal güvenlik kurumundan gelen, döner sermaye ek ödemesi ile karşılanıyor. Yapılan ameliyat, bakılan hasta, yapılan girişim gibi hesaplarla yani parça başına yapılan işe göre ücret alıyoruz. Oysa biz herhangi bir rekabet içine sokulmadan hak ettiğimiz miktarda ve emekliliğe yansıyan maaş ödenmesini istiyoruz. 

Bu ülkede biz emekçilerin maaşı yoksulluk sınırının altında. Maaş zammı dönemlerinde bütçe dengeleri, ülke ekonomisi, Yunanistan oluruz yoksa diyerek sefalet zammını dayatan hükümet, patronlara gelince vergi kıyakları, teşvikler yapıyor. Patronların kasası; sigorta primlerine getirilen aflar, işsizlik sigortası fonundan verilen faizsiz kredilerle şişiriliyor. Sermaye için bunlar yapılırken, bizlere kırıntı bile verilmiyor. Sendikaların görevi üyelerinin özlük ve mali haklarını korumak geliştirmek ve iyileştirmek için mücadele eder kamuoyu oluşturur. Anayasanın 25. Maddesi Herkes düşünce, vicdan ve kanaat hürriyetine sahiptir.  Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce, vicdan ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz denmektedir. Hastanelerimizin sorunlarının çözümü konusunda kılını kıpırdatmayan üniversite yönetimi, aldığımız basın açıklaması kararımızı yasadışı ilan ederek soruşturma ve baskıyla engellemeye çalışmıştır.  Buradan bu tutumlarını kınıyoruz, hukuk önünde hesap soracağımız bilinmelidir.

İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastane çalışanlarına üç aydır ödenmeyen performans maaş ödemeleri derhal ödenmelidir.

Hemşire yatakhanesinde ki hemşirelerinden ücret talebinden vazgeçilmelidir.

İvedi olarak kurumlarımıza merkezi atamayla hemşire alınarak hemşire açığının giderilmesi talep ediyoruz.

24 saat yataklı tedavi hizmeti veren kurumlarımızda verilen yemeklerin kaliteli ve hijyen koşullarında verilmesini istiyoruz.

Çalışanlara dönük baskı ve mobbing uygulamasına derhal son verilmesini istiyoruz.

Üniversite yönetiminin sendikal çalışmalarımıza ve faaliyetlerine dönük sürdürdüğü engelleme tutumundan bir an önce vazgeçmelidir.

Fakültelerimizin içinde bulunduğu mali krizin çözümü için hükümetin ivedi olarak merkezi bütçeden borçlarını ödemesini talep ediyoruz. Taleplerimiz karşılanmazsa eylemlerimizin devam edeceği bilinmelidir” denildi.

İstanbul Tabip Odası adına hazırlanan basın açıklamasını ise Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada şunlar söylendi: “Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yapılan ve üniversite hastanelerinin eğitim ve araştırma işlevlerini yok sayarak uygulanan performans sistemi ve geri ödeme koşulları bu programın başından beri üniversite hastanelerini ciddi bir mali krize sokmuş ve hizmetlerin tümünü aksatmaya başlamıştır. Üniversite hastanelerine başvuran zor hastaların tanıları, tıbbi ve cerrahi tedavileri için yapılan harcamalar, bu hizmet karşılığında SGK tarafından fakültelere ödenen rakamların birkaç katı fazlasına çıkmakta, yatırılan her hasta, yapılan her ameliyat hastanelerimizin zarar hanesine yazılmaktadır. Halbuki üniversite hastanelerinin verimliliği araştırma, eğitim ve sağlık hizmeti verdiği hastalıklardaki zorluklar göz önüne alınarak yapılmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır.

Ancak bunlar yapılmadığı için hastanelerimizin içine düştüğü durum gerçekten endişe vericidir. Büyük oranda performans ödemelerindeki aksama, azalma ve çalışma koşullarının ağırlaşması nedeniyle İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp fakültesi hastanelerinden yüzlerce hemşire arkadaşımız ayrılarak performans ödemelerinin daha yüksek ve çalışma koşullarının daha iyi olan hastanelere geçmişlerdir. Bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı yoğun bakım gibi ciddi eğitim gerektiren ünitelerde yetiştirdiğimiz kalifiye elemanlardır. Bunun sonucunda birçok bilim dalı servislerinde yatak sayısı azaltılmış, hatta bazı servisler kapatılmak zorunda kalınmıştır. Bu durum sadece sağlık hizmetini değil, mezuniyet öncesi tıp eğitimi ve uzmanlık eğitimini de aksatmaktadır. Borçlar nedeniyle ihalelerin yapılamaması tanı ve tedavi zorluklarına neden olmaktadır.

Amacımız tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmek ve ülkenin gözbebeği hastanelerimizin çöküşüne seyirci kalmayıp sesimizi duyurmaktır. Fakültelerimizin bu zor günleri ve çalışanlarımızın özlük hakları ile ilgili sorunlarını dile getirmek amacıyla yapılacak toplantı ve basın açıklamalarının yönetim tarafından yasadışı ilan edilmesi her ne kadar bizi derinden yaralamışsa da biz üzerimize düşeni yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bunu halkımıza, hastalarımıza, yetiştirdiğimiz ve yetiştirmemiz gereken ülke çocuklarına olan görevimiz olarak kabul ediyoruz.

İstanbul Tabip Odası olarak üniversite hastanelerinin yaşatılabilmesi için önerilerimiz;

· Sağlık çalışanlarının kaybının önlenmesi için gerekli tedbirler ivedilikle alınmalıdır. Eşit işe eşit ücret ilkesinden hareket edilmelidir. Sağlık çalışanlarının maddi hak kayıpları giderilmeli, çalışma koşulları iyileştirilmelidir. Emekliliğe yansıyan güvenceli ücret modeline geçilmelidir.

· Özel hastane işletme modelini kamu hizmeti veren kuruluşlara dayatan döner sermaye ve global bütçe modeli terk edilmeli, ileri tanı ve tedavi, eğitim ve bilimsel araştırma işlevlerini yerine getirebilmeleri üniversite hastanelerinin giderleri devlet bütçesinden karşılanmalıdır.

· Gerek öğretim üyesi gerekse sağlık çalışanlarının kaybının önlenebilmesi için üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlara yönelik ilgili tarafların tartışabildiği, bilgilendirmelerin yapıldığı toplantılar yapılmalı, üniversite hastanelerinin geleceğine yönelik çözümler üretilmelidir.”



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası