Bir kez daha soruyoruz ölmemizi mi bekliyorsunuz?

Medilife Çapa Hastanesi’nde görev yapan Dr. Hasan Cabbar’ın 26 Şubat 2019, Salı akşamı bir hastasının yakınlarınca öldüresiye darp edilmesi hekim ve sağlık camiasının büyük tepkisiyle karşılandı. 

27 Şubat 2019, Çarşamba günü Dr. Hasan Cabbar’ı tedavi gördüğü hastanede ziyaret eden İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu 28 Şubat 2019, Perşembe günü 12.30’da Medilife Hastanesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasına, İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, Genel Sekreter Dr. Osman Öztürk, Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Dr. Güray Kılıç, Dr. Murat Ekmez, Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski başkanları Dr. Özdemir Aktan, Dr. Raşit Tükel ve hastanede görev yapan, desteğe gelen çok sayıda hekim ve sağlık çalışanı katıldı.

“Kim koruyor bu saldırganları? Ölmemizi mi bekliyorsunuz?” pankartının açıldığı basın açıklamasında ilk sözü alan Dr. Murat Ekmez şunları söyledi; “Gün geçmiyor ki sağlık çalışanlarına yönelik bir şiddet eylemi olmasın. Dr. Fikret Hacıosman’ı kaybetmemizin üzerinden altı ay geçmedi henüz. İstanbul Tabip Odası ve meslektaşları olarak Dr. Fikret Hacıosman’ın ardından ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkarılması için günlerce süren eylemler ve etkinlikler düzenledik. Fakat iktidar partisi ve Sağlık Bakanlığı eliyle çıkartılan ‘sözde’ ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’ adeta sağlıkta şiddeti özendirecek nitelikte bir yasa oldu. Bugün atılmayan adımların sonuçlarıyla bir kez daha karşı karşıyayız. Meslektaşımız Dr. Hasan Cabbar’a öldürmeye yönelik bir şiddet uygulandı. Sağlık örgütleri ve meslektaşları olarak bugün bu şiddeti protesto etmek için buradayız.”

Konuşmanın ardından İTO başkanı Dr. Pınar Saip basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamada; “Kim koruyor bu saldırganları? Ölmemizi mi bekliyorsunuz? Nasıl oluyor da bu saldırganlar İstanbul’un göbeğinde, herkesin gözü önünde 2 aydır bir hastanenin çalışanlarını tehdit etmekte ve hiçbir şekilde engellen(e)memektedirler? Nasıl oluyor da saldırganlar geçen ay da hastaneyi basıp bir sağlık çalışanını darp ettikleri halde ellerini kollarını sallayıp gezebilmekte ve saldırganlıklarına devam edebilmektedirler? Nasıl oluyor da bu saldırganlar meslektaşımızı, dağ başında değil, İstanbul’un göbeğinde planlı bir şekilde takip edebilmekte ve saldırıyı gerçekleştirebilmekte ve de ellerini kollarını sallayarak kaçabilmektedirler? Bu saldırganlar bu cüreti nereden, kimlerden almakta; kimlerden yardım ve destek görmektedirler? Hekimlerin ısrarlı taleplerine rağmen ‘TTB’nin Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası’nı Meclis’ten geçirmemek için neden bu kadar direniyorsunuz?” denildi.

Dr. Pınar Saip, açıklamanın sonunda İstanbul Tabip Odası olarak şiddet olaylarının peşini bırakmayacaklarını belirtti.

Medilife Çapa Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Orçun Oral Şentürk ise; “Bir hekim olarak çok üzgünüm, insanlık adına üzgünüm. Çünkü savaşlarda bile sağlık çalışanlarına zarar verilmez. Bugün ülkemizde öyle bir noktaya geldik ki; riskli ameliyat yapacak bir cerrah, kötü durumdaki hastaya bakacak bir doktor kalmayacak, bir hekim kendi hayatı risk altındayken bir hastaya yardım etmeye cesaret edemeyecek hale gelecek. Çünkü bugün biz yalnız olduğumuzu hissediyoruz. Umarım bu şiddet olayları son bulur” dedi.

Medilife’ta çalışan doktorlar adına konuşan Dr. Filiz Becerikli ise tıp eğitimiyle beraber hayatının 30 yılını bu mesleğe verdiğini belirttikten sonra “Bu otuz yıla rağmen hayatımı idame ettirebileceğim başka bir işi becerebilsem şu an diplomamı bırakıp o işe geçebilirim. Çocuklarımın asla doktor olmasını istemiyorum. Lütfen bizi yalnız bırakmayın, bize destek olun ki biz de size destek olalım. Çok üzgünüz, çok mutsuzuz ve ümitsiziz.” diyerek duygularını ifade etti.

Yine Medilife Çapa hekimlerinden Dr. Nilüfer Şenbecerir; “Yirmi dört yıllık meslek hayatımda, tıp fakültesinde bana hep insanları tedavi etmek, onlara zarar vermemek ve onları nasıl tedavi etmem gerektiği anlatıldı. Şiddete karşı nasıl duracağımı hiç öğrenmedim. Kendimi, bir meslektaşımı nasıl koruyabilirim bunu da bilmiyorum. Ben sadece tedavi etmeyi biliyorum, şu an ne yapacağımı da bilmiyorum o yüzden sadece çok üzgünüm.” diye konuştu.

Son sözü olan İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk konuşmasında şunları dile getirdi; “İstanbul Tabip Odası olarak başından beri olayı takip ettik, hastane yönetimiyle de sürekli bağlantı halindeydik. Bugün burada basın açıklaması yapmamıza sebep olan olayın çok farklı bir boyutu var. Burada iki buçuk aydır bu hastane çalışanlarına şiddet uygulanıyor. İki buçuk aydır bu hastane baskı altında tutuluyor. Hekimler, sağlık çalışanları baskı altında tutuluyor. Henüz bir ay önce aynı saldırganlar hastaneyi basıyorlar ve bir sağlık memurunu dövüyorlar. Gencecik bir insan  okulunu, işini, İstanbul’u bırakıp kaçmak zorunda kalıyor. Bu cesareti nereden alıyorlar, dağ başı mı burası? Çapa’dayız, Fatih’teyiz, İstanbul’un göbeğindeyiz. Yok mu bir koruyan, önlem alan? Bu saldırganlar bir ay önce şikayet olmasına rağmen ellerini kollarını sallayarak çıkıyorlar. İstanbul Tabip Odası olarak bu saldırıyı şiddetle lanetliyoruz ve bir kez daha söylüyoruz: Sağlıkta şiddeti önlemek için hazırladığımız bir kanun tasarısı var. Bu hükümet bu tasarıyı meclisten geçirmemek için direniyor. Onun yerine üç yıl önce kendi kanun tasarılarını geçirdiler. Dr. Fikret Hacıosman öldürüldükten sonra bir torba yasa geçirdiler, yasayı düzelttik, sağlıkta şiddet duracak dediler. Ne oldu? Lanet olsun sizin çıkardığınız yasaya, lanet olsun hekimlere el kaldıranlara, lanet olsun hekimleri hedef gösterenlere. Biz kendi yasamızı istiyoruz. Bu işin peşini bırakmayacağız.”

 

Basın açıklaması için tıklayınız.

 



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası