100. Yılında 14 Mart Tıp Bayramı Konferansı ve 90. Yılında Gelenekten Geleceğe İstanbul Tabip Odası Paneli Yapıldı

14 Mart’ın 100. yılı ve İstanbul Tabip Odası (İTO) kuruluşunun 90. yılı sebebiyle 12 Mart 2019, Salı günü Cağaloğlu binamızda bir konferans-panel gerçekleştirildi. İki bölüm halinde düzenlenen toplantıda ilk olarak Prof. Dr. Nuran Yıldırım “100 Yılında 14 Mart Tıp Bayramı” konulu bir sunum gerçekleştirdi. İkinci bölümde ise “90. Yılında Gelenekten Geleceğe İstanbul Tabip Odası” başlığında Dr. Erdal Atabek, Dr. Gençay Gürsoy, Dr. Pınar Saip ve Dr. Tahsin Çınar’ın konuşmacı olduğu bir panel yapıldı.

Etkinlik açılışında bir konuşma yapan İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk “Hem 14 Mart Tıp Bayramının 100. yılı hem de İTO’nun (kuruluş adıyla 3. Mıntaka Etibba Odası’nın) 90. Kuruluş yılı. TTB çatısı altında tüm Türkiye’de 100. yıl etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. İstanbul’da hafta boyunca sürecek etkinliklerimizi 17 Mart 2019, Pazar günü yapılacak Büyük Hekim Yürüyüşü’yle sonlandıracağız” dedi ve ardından sunumunu yapmak üzere Prof. Dr. Nuran Yıldırım’ı kürsüye davet etti.

Prof. Dr. Yıldırım yaptığı sunumda, ülkemizdeki tıp eğitimi tarihinde yaşanan süreçleri ele aldı; tıp eğitiminin Fatih Darüşşifasıyla 1470 yılında başladığını, hekimbaşının tayiniyle belirlenen tıp öğrencilerinin darüşşifada hastaların başında pratik eğitim de aldığını, hocaların eğitiminden geçip icazetnamelerini alarak mezun olduklarını, 1556’da yılında açılan Süleymaniye Darüşşifası ve Tıp Medresesi’nde de yine teorik bir eğitim verildiğini, okul ile hastanenin ayrıldığını, darüşşifada hastaların başında pratik eğitim alındığını aktardı. 14 Mart 1827 ile birlikte modern tıp eğitiminin başladığını belirterek bunun o dönem Avrupa basını tarafından da Osmanlı çağdaşlaşmasının önemli bir adımı olarak yorumlandığını belirtti.

Prof. Dr. Yıldırım devamında şunları söyledi: “Mütareke döneminde, 13 Kasım 1918’de, tıp öğrencileri okullarından savaşın galibi ittifak devletleri donanmasının İstanbul Boğazı’ndan geçişini izlemek zorunda kalıyorlar. İngiliz askerleri okulun büyük bölümüne yerleşiyorlar. Tıbbiyeliler bu durumu içlerine sindiremiyorlar, bir şey yapmak lazım diyorlar. Tıbhane-i Amire’nin kuruluşunun 92. Yılını kutlamak gerekçesine kimsenin itiraz edemeyeceğini düşünüp 14 Mart 1919’da Zeynep Hanım Konağı’ndaki Darülfünun Konferans Salonu’nda bir toplantı düzenliyorlar. Bu toplantıya öğrencilerin yanı sıra İstanbul Tıp Fakültesinin bütün hocalarını ve ayrıca İngiliz, Fransız, Amerikan Kızılhaç temsilcilerini davet ediyorlar. Toplantıda memleket savunmasının okuldan önce geldiğini vurgulayan konuşmalar yapılıyor. Memduh Necdet Bey adında bir son sınıf öğrencisi ise yaptığı konuşmasını şu sözlerle noktalıyor: ‘İtiraf ediyoruz ki vatan ve onun kalbi, beyni olan İstanbul bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor, ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir’. Konuşma büyük coşku yaratıyor. Ertesi yıl İstanbul işgal altındayken 14 Mart 1920’de bu kez Kadıköy Apollon sinemasında kutlama yapılıyor. Önceleri öğrenciler tarafından düzenlenen 14 Mart anmaları, öğrenci derneklerinin çoğalması sonrasında, bir zaman sonra tabip odalarınca kutlanır oluyor. 1976’dan beri 14 Mart’ı içine alan hafta 14 Mart Tıp Bayramı ve Sağlık Haftası olarak kutlanıyor. 100 sene önce tıp öğrencileri bu mücadelenin meşalesini yaktılar, onların ışığı hepimizin yolunu aydınlatsın.”

Konferansın ardından moderatörlüğünü Dr. Osman Öztürk’ün yaptığı panele geçildi.

Panelde ilk konuşmayı 1966-1984 dönemi TTB Başkanı Dr. Erdal Atabek yaptı. Dr. Atabek konuşmasında 1966’da göreve gelmeleriyle birlikte Türk Tabipleri Birliği’nin bağımsız, halk sağlığını ve hekim haklarını bütüncül bir bakış açısıyla savunan, iktidarları uyaran/muhalif bir yapıya dönüştüğünü aktardı ve şunları söyledi: “1965’te iki arkadaş olarak Merkez Konsey’e girdik. 1966 yılında, istifalar sonrasında mevcut Konsey tarafından başkan seçildim, 67’de seçime gittik, bütün ilkeleri koyduk, TTB Sağlık Bakanlığı şubesi değildir, bağımsız bir meslek kuruluşudur, görevi halk sağlığını korumak, hekim haklarını kazanmaktır dedik ve tüm delegelerin oyunu alarak göreve seçildik. 1965 bağımsız bir meslek kuruluşuna dönüşümün tarihidir.”

İkinci konuşmacı olan 2002-2006 İTO, 2006-2010 TTB Başkanı Dr. Gençay Gürsoy ise yaptığı konuşmada TTB’nin hekimliğin dar sınırlarına mahkum olmadan yürüttüğü mücadeleyle dünyadaki hekim örgütleri arasında özel bir yeri olduğuna dikkat çekti ve bu geleneğin Dr. Erdal Atabek dönemiyle başladığını belirtti. Dr. Gürsoy yürütülen bu mücadele sürecinde birbirini takip eden 3 dönemin TTB Başkanının yargılandığına dikkat çekti ve 2 yıl 3 ay hapis cezası almasıyla sonuçlanan dava sürecinde TTB Başkanı olmasının adeta ağırlaştırıcı bir unsur olarak ele alındığına dikkat çekti ve şunları söyledi: “Benim İTO ve TTB Başkanlığı dönemim bugünkü iktidarın sağlık politikalarıyla mücadeleyle geçti. Mücadele kitle tabanı olan ve kitleyi harekete geçirebilecek bir yapı kurmakla mümkün. Bütün meslektaşlarımı 17 Mart Pazar günü Haydarpaşa’daki Büyük Hekim Yürüyüşünde birlikte olmaya çağırıyorum.”

Üçüncü konuşmacı olan İTO Başkanı Dr. Pınar Saip ise konuşmasına, “Böylesi köklü geçmişi olan bir örgütün yöneticisi olmaktan büyük onur duyuyorum, masadaki duayen hocalarımıza teşekkür ediyorum.” sözleriyle başladı. Dr. Pınar Saip yaptığı konuşmada içinde bulundukları dönemde dünyada ve ülkemizde yürütülen neoliberal politikaların hem genel hem de sağlık alanına yönelik etkilerinin yoğun olarak hissedildiğine dikkat çekti. Buna bağlı olarak sağlık sisteminde büyük değişikliklerin, erozyonun yaşandığını belirten Dr. Saip şunları söyledi: “Bu dönem kuralsızlığın, hukuksuzluğun, sağlık sisteminin alt üst oluşunun, geleneksel eğitim kurumlarının yok oluşunun, çökertilişinin yaşandığı zor bir dönem… Hekimliğin çok farklı alanlarında; kamu hastanelerinden özel hastanelere, muayenehanelerden işyeri hekimliğine dek bütün alanlarda sorunların biriktiği bir dönem. Bütün bu alanlarda mücadele yürütmeye çalışıyoruz. Umarım çok güçlü, deneyimli, örgütlü olan bu kurumu koruyarak bayrağı daha iyi bir noktaya taşıyabiliriz.”

Panelde son konuşmacı ise genç hekimlerden Dr. Tahsin Çınar oldu. Dr. Çınar yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sağlıkta Dönüşüm politikalarının yarattığı birçok sorunla karşı karşıyayız; kariyer odaklı eğitim, hekim emeğini yok sayan politikalar, güvencesizlik, geleceksizleştirme. 15 yıllık sağlıkta dönüşüm programı sebebiyle kendimizi bağımsız hissetmiyoruz. Tıp fakültelerinde gerici yapılanmalar son derece arttı. Tıpta uzmanlık sınavları yüzünden hekimlik akademik bir alan olmaktan çıkartıldı, TUS dersanelerinin hakimiyetine sokuldu.  Hastanelerde hekimliğin uygulanışı konusunda bir idari baskı ortamı var. Kamuda hekimlik yapmak çok daha güvencesiz bir ortam olarak görülüyor. Sağlıkta şiddet son derece arttı.”

Toplantı katılımcıların soru ve katkılarının alınmasının ardından sona erdi.