Hiçbir mahkeme kararı savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu gerçeğini değiştiremez

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2016-2018 dönemi Merkez Konseyi üyeleri hakkında 24 Ocak 2018 günü yayınladıkları “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklama nedeniyle açılan davada 11 üye hakkında toplamda 20 yıla yakın hapis cezası verilmesi üzerine İstanbul Tabip Odası’nca (İTO) bir basın toplantısı düzenlendi.

7 Mayıs 2019, Salı günü 12.30’da “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur Dedikleri İçin Cezalandırılmaya Teşebbüs Edilen TTB Yöneticilerinin Yanındayız” çağrısıyla gerçekleştirilen basın toplantısına hekimlerin, İTO ve TTB yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi ve vatandaş da destek verdi.

Basın toplantısında ilk olarak İTO Başkanı Dr. Pınar Saip basın metnini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada şunlar dile getirildi: 

“Hiçbir şiddet eylemi ya da çağrısı içermeyen, tam tersine tümüyle barışçıl açıklamalar nedeniyle bir tabip örgütünün yöneticilerini hapis cezasına çarptıran mahkeme kararı, başta Dünya Tabipler Birliği olmak üzere uluslararası tabip örgütlerinin ve kamuoyunun hayret ve şaşkınlıkla izledikleri gibi, sadece Türkiye değil dünya hukuk tarihine de geçmiştir. 

Takdiri kendilerine bırakıyoruz.

Ancak, biliyoruz ki;

Hiçbir mahkeme kararı savaşın ölümlere, yaralanmalara, hastalıklara ve sakat kalmalara yol açtığı gerçeğini değiştiremez.

Hiçbir mahkeme kararı savaşın ölüm ve ağır sakatlıkların yanı sıra, güvenli suya, yiyeceğe ve sağlık hizmetlerine ulaşma zorluğuna yol açarak salgın hastalıklara neden olduğu gerçeğini değiştiremez.

Hiçbir mahkeme kararı Birinci Dünya Savaşında yarısına yakınını sivillerin oluşturduğu 16 milyon insanın, İkinci Dünya Savaşında dörtte üçünü sivillerin oluşturduğu 65 milyon insanın öldüğü gerçeğini değiştiremez.

Hiçbir mahkeme kararı yanı başımızdaki Irak’ın işgalinde büyük çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu 1 milyon, Suriye’ye yönelik emperyalist müdahalede keza büyük çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu 500 bin insanın öldüğü gerçeğini değiştiremez.

Hiçbir mahkeme kararı savaşın başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere insan topluluklarının büyük yıkımına neden olduğu gerçeğini değiştiremez.

Hiçbir mahkeme kararı savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu gerçeğini değiştiremez.

Ve hiçbir mahkeme kararı “Savaş bir halk sağlığı sorunudur!” dedikleri için cezalandırılmaya teşebbüs edilen arkadaşlarımızın suçsuzluğu, meşruluğu, haklılığı gerçeğini değiştiremez!

Hiçbir mahkeme kararı hekimleri ve hekim örgütlerini savaşa karşı barışı savunmaktan vaz geçiremez.

İstanbul Tabip Odası olarak ifade ediyoruz ki; barışı savunmak suç değildir, barışı savunduğu için hapis cezasına çarptırılan TTB 2016-2018 dönemi Merkez Konseyi’nin 11 üyesinin her biri ve hepsi, her birimizin ve hepimizin onurudur!

Bu dava burada bitmez!”

Basın metninin okunması ardından yapılan konuşmalar şöyle oldu:

Dr. Ali Çerkezoğlu (TTB 2. Başkanı): “Bu dava Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin yargılandığı bir dava değildir. Bu dava hekimlerin yargılandığı bir dava da değildir. Bu dava hukuksuzluktan, anti demokratik uygulamalardan, iktidar yandaşlığından nemalanan çok küçük bir azınlık dışında herkesin davasıdır. ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ ifadesinin suç içermediğini burada hekim olanlar zaten bilir, halk sağlığı derslerinde anlatılır ve sınavda bunun tersi yanıt veren sınıfı geçemez. Açıktır ki söylenen sözden kaynaklı bir yargılama söz konusu değil. Biz buradan ülkemizde demokrasi talep eden herkesi Türkiye’deki yargı sistemini sorgulamaya ve demokratik bir hukuk rejimini inşa etmeye davet ediyoruz.”

Dr. Gençay Gürsoy (2002-2006 İTO, 2006-2010 TTB Başkanı): “George Orwell’ın dediği gibi ‘Artık hukuk dışı bir şey yok, çünkü hukuk yok.’ Türkiye çok karanlık dönemlerden geçti ve geçiyor. Ben bu süreçlerin en eski tanıklarından birisiyim ama böylesine karanlık bir dönem yaşamadık. Türk Tabipleri Birliğinin hedef gösterildiği, hacamatçıların kapımızın önünde sloganlar attığı dönemleri de gördük ama hukuğun bu derece yerlerde süründüğü ve bir hükümetin hatta bir kişinin yargı dahil bütün kurumları teslim aldığı bir dönemi yaşamamıştık. TTB ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dediği için mi mahkum oldu? Türkiye’nin dört bir tarafı bu cümleyle donatılmalıdır. Bu dönem uzun süreli ama onurlu bir mücadelenin başlangıç dönemi olacaktır.”

Dr. Özdemir Aktan (2006-2010 İTO, 2012-2014 TTB Başkanı): “‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ sloganı çok güzel bir slogan ve aslında Dünya Tabipleri Birliği’nin bir sloganıdır. Benim dönemimde, benden önceki ve sonraki dönemlerde aynı başlıkla bir çok bildiri yayınlandı, bu sözü defalarca pankartlara yazıp alanlara çıktık, o zaman suç sayılmıyordu ama bugünlerde suç sayılmaya başlandı. Merkez Konseyi üyelerimizin,  barış akademisyenlerinin, cezaevlerindeki belediye başkanlarının, siyasetçilerin ve gazetecilerin ödediği bedellerin bu mücadeledeki yeri unutulmayacak ve geleceğimizde bunların hepsinin önemli bir yeri olacaktır.”

Dr. Raşit Tükel (2016-18 TTB Başkanı): “Bizim iki bildirimiz yargılandı ama daha çok ‘savaş halk sağlığı sorunudur” bildirimiz öne çıktı. Diğer bildirimiz ise 1 Eylül 2016 Dünya Barış Günü’nde yayınladığımız bir bildiriydi. Bu bildirinin sonu da şöyle bitiyordu; ‘Bu ülkede barış içinde yaşamamız mümkün...’ Biliyorsunuz yargılanmamız sonucunda bize isnat edilen suçlama ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’. Barış içinde bir arada yaşamanın mümkün olduğunu ifade eden bir bildiri ve barışı savunan, savaşı bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlayan bir bildiriyle böyle bir sonuca hangi yollarla, hangi akıl yürütmelerle hangi hukuksal değerlendirmelerle gidilebilir? Bu herkes için şaşırtıcı ve anlaşılması zor bir süreç oldu. Bugün sadece Türk Tabipleri Birliği’nin başına gelmiş olan bir durumla karşı karşıya değiliz. Bütün toplumun karşı karşıya olduğu bir tehdit karşısında Türk Tabipleri Birliği’nin payına düşen bir süreç var. Bu süreçte payımıza düşeni hekim olarak meslek örgütü olarak sonuna kadar savunacağız ve bu davadan haklı olarak, doğruları savunmuş olarak çıkacağız.”

Yapılan konuşmaların ardından basın toplantısına katılan, meslek örgütü, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcileri destek konuşmaları yaptılar.

Basın toplantısına katılarak destek mesajı veren kurumlar şunlar oldu:

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği

Türk Toraks Derneği

İstanbul Dişhekimleri Odası

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası

İstanbul Veteriner Hekimler Odası

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliği

Çağdaş Demokrat Muhasebeciler Derneği

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

Eğitim-Sen

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Haber-Sen

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İst. İl Koordinasyon Kurulu

Makina Mühendisleri Odası İst. Şb.

Elektrik Mühendisleri Odası İst. Şb.

İnşaat Mühendisleri Odası İst. Şb.

Mimarlar Odası İst. Şb.

Maden Müh. Odası İst. Şb.

Şehir Plancıları Odası İst. Şb.

Kültür Sanat-Sen

Sine-Sen

Devrimci Sağlık-İş

Emekli-Sen

Tüm Emekli-Sen 

Emekliler Dayanışma Sendikası

Britanya Alevi Federasyonu

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

Demokrasi İçin Hukukçular

Kartal Hukukçular Derneği

Yurttaşlık Derneği

Yurttaş Girişimi

Sosyal Haklar Derneği

Sosyal Araştırmalar Vakfı

Tarih Vakfı

İşçi Dayanışma Derneği

Koşuyolu Gönüllüleri

Kocaeli Dayanışma Akademisi

Suruç Aileleri İnisiyatifi

Cumartesi Anneleri

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

İnsan Hakları Derneği İst. Şb.

Halkevleri

Emek Partisi

Halkların Demokratik Kongresi

Halkların Demokratik Partisi

Özgürlük ve Dayanışma Partisi

Türkiye İşçi Partisi

Yeşil Sol Parti

Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği

Kaldıraç Dergisi

Basın metni için tıklayınız.