Hekimler ve Sağlık Çalışanlarının Enerjisi ve Sabrı Tükeniyor


  • Ağustos 21, 2020
  • 9779

Covid-19 pandemisi bütün ağırlığıyla devam ederken, hekimler ve sağlık çalışanlarının artan işyükü, yıpranmışlığı, hak kayıpları konusunda yaşanan sıkıntıları dile getirmek üzere Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla 21 Ağustos 2020 tarihinde basın açıklamaları yapıldı.

İstanbul’daki açıklama Odamız Cağaloğlu binasında saat 13.00’da gerçekleştirildi.

Basın toplantısına İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu ile İTO Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu katıldı.

Basın toplantısı Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun “Covid-19 pandemisinin yükselişte olduğu, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yükünün ağırlaştığı bugünlerde gerek çalışma koşullarımız, hak ve ücret kayıplarımız, gerekse pandemiyle mücadelede yaşadığımız sıkıntıları dile getirmek üzere bir aradayız” sözleriyle başladı. Ardından Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu basın metnini paylaştı.

Yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:

“TTB ve tabip odaları olarak COVID-19 pandemisinin zayıflatılamadığı ve yaygınlaşma eğiliminin arttığı bu dönemde öncelikli ve ısrarlı talebimiz; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu boğucu ortamın görülmesi ve artık nefes alamayacak hale gelip tükendiklerinin farkına varılmasıdır.

COVID-19 pandemisi ile mücadele her şeyin normal, olağan kabul edildiği ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ülkeyi yönetenlerin hekimleri ve sağlık çalışanlarını görmezden geldiği bir anlayışla sürdürülemez. Hekimler için alkışların yerini uzun süredir hüzün almıştır. Hemen her gün onlarca meslektaşımızın hastalık haberini alıyoruz, birileri televizyonlardan, twitter mesajlarından başarı hikayeleri anlatırken bizler ölüyoruz!

Koşulların pandemiye uygun olarak iyileştirilmediği; eşitlik, adalet anlayışından uzak görevlendirmelerle mağduriyetlerin yaratıldığı; hekimlerin yakın geleceğe dair kaygılarının arttığı bugünlerde, sesini duyuramayan, umudunu yitiren hekimlerin emeklilik ya da istifa sayısındaki artış ciddiye alınmalıdır. Kötü yönetim ve her şeyi ben bilirim anlayışının ürünü olan bu tablonun sorumluluğu Sağlık Bakalığı’ndadır. Aylardır özveri ile çalışan hekimleri emeklilik ya da istifa noktasına getiren etmen yöneticilerin beceri ve empatiden yoksun, çözüm üretmeyen dayatmaları ve vurdumduymazlıklarıdır.

TTB ve tabip odaları olarak, meslektaşlarımızı görevlerinden uzaklaşmamaya, Sağlık Bakanlığı’nı ve ülkeyi yönetenleri ise yasaklama, kısıtlama ya da cezalandırmayı akıllarına bile getirmeden hekimlerdeki bu sıkışmışlığın ve tükenmişliğin farkına varmaya davet ediyoruz.

Öncelikle bilinmelidir ki, her dönemde ama özellikle COVID-19 pandemisi döneminde sağlık hizmeti için sunulan emeğin maddi karşılığı yoktur. Evde çocuğunu bırakarak yada hastalığı anne babasına bulaştırma endişesini her gün taşıyarak günlerce COVID-19 polikliniklerinde hasta bakmanın maddi bedeli ölçülemez.

Pandemi ile mücadele sürecinin toplumsal ayağını iyi yönetemeyen, toplumda günlük hayata yansıyan bir pandemi bilinci oluşturamayan, “başarı hikayesi” yaratma çabasından kaynaklı, gerçekler yerine sanal rakam ve beklentiler ile pandemide kontrolü kaybettiği anlaşılan yöneticilerin; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sesine, haykırışına kulak vermesini istiyoruz.
Hekimler ve sağlık çalışanlarında manevi olarak yaşanmakta olan çöküş ve tükenmişliğin, düşük temel maaşlar, komik düzeydeki performans ödemeleri ile iç içe geçerek pandemi sürecinde yaratabileceği moralsizlik ve zaaflar konusunda yetkilileri uyarıyoruz.”

Dr. Pınar Saip de yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Covid-19 pandemisinin yaygınlığı arttığı için bütün hekimler; pratisyen hekimler, uzman hekimler, asistan hekimler, aile hekimleri olarak hepimiz virüse maruz kalıyoruz. Bu yüzden bütün hekimlerin, bütün sağlık çalışanlarının ciddi bir desteğe, moral ve motivasyona ihtiyacı var. Sağlık Bakanlığı’nın bu durumu görmesini istiyoruz.” Dr. Saip Covid-19 pandemi sürecinin birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini ortaya çıkardığını da belirtti ve birinci basamağın yarı özelleşmiş halden çıkartılarak kamu sorumluluğu altında düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Aile Sağlığı Merkezlerinin bina güvenliğinden, ekipman tedarikine, bahçeli-havadar mekanlar sağlanmasından, yardımcı personel desteğinin artırılmasına dek bir dizi çalışma yürütülmesi ve birinci basamakta nüfus değil bölge tabanlı çalışma planlaması gerektiğine dikkat çekti.

Dr. Osman Küçükosmanoğlu ise şunları söyledi: “Covid-19 pandemisine karşı nasıl bir yaklaşım izleneceği konusunda farklı tutumlar izlendi. İlk zamanlar pandemi tanısı konan bütün hastalara yatış verilirken şu an sadece ağır zatürresi olan hastalar yatırılıyor. Birçok Covid-19 tanısı almış kişi ‘Kendinizi izole edin’ denilerek evine gönderiliyor. Aslında bir kişinin hasta olması, bütün ailesinin de risk altında olması demek. Veriler şeffaf değil. İl bazında yapılan değerlendirmeler, hastanelerin hasta yatış kriterleri sık sık değişiyor. Bu konuda yapılan çalışmalar da maalesef işbirliğine son derece uzak yürütülüyor.”

Basının yoğun ilgi gösterdiği toplantı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Basın metni için tıklayınız.


Bu HABERİ Paylaş!