Şiddetle mücadelede şimdiye kadar olan kazanımlarımız bir kararnameyle yok edilemez!


  • Kasım 25, 2021
  • 164

25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi’nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. 25 Kasım önce 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda, daha sonra da 1985 yılında BM tarafından Kadınlara Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü ilan edildi. 1981’den bu yana dünyanın dört bir yanında kadınlar; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetine, tecavüze, tacize, savaşa, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyor. Kadınlar, 2021 yılında da dünyanın dört bir yanında kadın cinayetlerinden kürtaj hakkına, araç kullanmaktan, dilediğince giyinebilmeye kadar pek çok farklı alanda hakları için mücadele ediyor.

2021 yılını tüm dünya COVID-19 pandemisi ile mücadele ederek geçirirken, gizli pandemi kadınlara yönelik şiddet varlığını sürdürmeye devam etti. BM, pandeminin kadınların eşitlik mücadelesini 25 yıl geriletebileceğini açıkladı. Pandemi döneminde ekonomik belirsizlik, sosyal izolasyon, karantina kuralları olumsuz başa çıkma mekanizmalarını (alkol madde kullanma, borçlanma gibi) tetikleyerek ev içi şiddetin artmasına neden oldu. Kısıtlamalar kadınların gerek aile ya da yakınlarından gerekse hukuki destek alma olanaklarını sınırlandırdı. Enfeksiyonla ilgili endişe kadınların sığınak, sağlık ve sosyal hizmet desteği almayla ilgili kararlarına engel oldu; böylece kadınlar sömürücü ilişkilere maruz kalmaya devam ettiler.

Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından yayınlanan, Türkiye’de medyaya yansıyan kadın cinayetleri çetelesine göre 2021 yılında en az 256 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) raporlarına göre Türkiye’de kadınların %38’i şiddete maruz kalmakta. Türkiye aynı zamanda OECD’ye üye ülkeler arasında kadınlara yönelik şiddetin en yaygın olduğu ülke konumunda, 41 ülke arasında zirvede yer alıyor. 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'nda ise 156 ülke arasında 133. sırada yer aldı.

Biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddet ile kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belge olan ve Türkiye dahil 20 ülkenin imzacı olduğu İstanbul Sözleşmesinden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Mart ayında bir gecede imza çekildi. Zaten hükümleri tam olarak uygulanmayan ve sürekli içi boşaltılmaya çalışılan bu sözleşmeden çıkmak, kadınları ataerkil sistemde daha çaresiz ve şiddet karşısında savunmasız bırakmaya çalışmaktır. Şiddetle mücadelede şimdiye kadar olan kazanımlarımız bir kararnameyle yok edilmeye çalışılmaktadır. İstanbul Sözleşmesi feshedildikten sonra kadınlara yönelik şiddet artarak devam etmiştir.

Hem İstanbul Sözleşmesinin yeniden etkin uygulanması hem de ILO 190 - İş Yaşamında Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesinin kabul edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların hakları pandemi bahane edilerek ellerinden alınamaz.

Samsun’da görev yaptığı hastanede birlikte çalıştığı sağlık çalışanını eski eşin şiddetinden korumak isterken bıçaklanarak katledilişinin beşinci yıldönümünde, 25 Kasım 2020 günü TTB tarafından Dr. Aynur Dağdemir’e adandı. Babanın ısrarlı takibi ve şiddetinden annesini korumak isterken babanın katlettiği Dr. Gülnur Yılmaz, tüketen çalışma koşulları nedeniyle yaşamlarına son veren Dr. Melike Erdem ve Dr. Ece Ceyda Güdemek, daha bir ay önce 36 saatlik nöbetten çıkıp bitkin halde evine dönerken meydana gelen trafik kazasında yaşamını kaybeden Dr. Rümeysa Berin Şen ve bu mücadelede kaybettiğimiz bütün kızkardeşlerimizin anısına saygıyla.

İstanbul Tabip Odası
Kadın Komisyonu


Bu HABERİ Paylaş!