Depremi Unutmadık! 6 Şubat Depreminin Yıl Dönümünde İstanbul Tıp Fakültesi Önündeydik


  • Şubat 06, 2024
  • 265

İstanbul Tabip Odası (İTO) ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası (SES), 6 Şubat depreminin 1. yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi önünde basın açıklaması yaptı. "Depremi Unutmadık" pankartı açılan eylemde konuşan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Saffet Ercan, İTO olarak depremin ilk günlerinde bölgeye ulaştıklarını söyledi. Depremde yıkılan İskenderun Devlet Hastanesi’ni örnek gösteren Dr. Ercan, İstanbul depreminde sağlık kurumlarının yıkılmaması için bir an önce önlem alınması çağrısı yaptı. Basın açıklamasını SES Şişli Şube Eşbaşkanı Fadime Kavak Sevim okudu. Açıklama şöyle;

Takvimler bugün 6 Şubatı, bir yıl önce hepimizi yasa boğan bir acıyı gösteriyor.

Ne yazık ki yaşadığımız bu coğrafyanın tarihi her zaman acıların, yıkımların, felaketlerin tarihi oldu. Yeri geldi, felaketin adı Erzurum Horasan oldu. Yeri geldi Erzincan oldu.

Yeri geldi, yıkımın adı Muş Varto oldu, Bingöl oldu.

Yeri geldi acının adı Elâzığ, Lice, Gediz oldu. Yeri geldi gözyaşlarımız Dinar, İzmir, Kocaeli, Adapazarı, İstanbul, Ağrı, Denizli için aktı.

Acının merkez üssü; 1999’da Gölcük ve Düzce, 2003’te Bingöl, 2011’de Van, 2020’de İzmir Seferihisar oldu.

Bundan bir yıl önce, 6 Şubat 2023 ise hepimizin yüreğine kordan bir ateş düştü.
Sadece Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Elâzığ ve Diyarbakır değil, hepimiz derin bir acıyla sarsıldık, yıkıldık.

Şaibeli resmi rakamlara göre 53 binin üzerinde canımız 6 Şubat depremi ile aramızdan koparıldı. Başta yıkımın yaşandığı 11 kentimizde yaşayanalar olmak üzere kimimiz eşini, annesini, babasını, kimimiz çocuklarını, yakınlarını, dostlarını kaybetti. Onlarca kişinin cenazesi hala bulunamadı, akıbetleri meçhul.

Yaşadığımız felaketi anlatmaya sözcüklerin yetmediği günler, aylar yaşadık. Haftalarca “Ben iyiyim ama” diye başlayıp gerisi boğazımızda düğümlenen cümleler kurduk.
Aradan bir yıl geçse de ne yasımız bitti. Ne acımız ne de öfkemiz dindi.

Bu ülkede onlarca deprem, yıkım, felaket yaşadık. Ama hepimiz biliyoruz ki bu afetler yaşanmadan yıllar önce bilim insanları, meslek odaları defalarca kez uyarıda bulundu, raporalar hazırladılar.

Sadece bilim insanlarının, meslek odalarının değil, devletin hazırladığı resmi raporlarda da hep aynı şeylerin altı çizildi.

Hatırlayalım, on binlerce sayfalık o raporlarda ne denildi?

● “Deprem öngörülemez, bilinemez bir doğa olayı değil, ülkemizin bir gerçeği” denildi.
● “Deprem öldürmez kötü yapılaşma öldürür” denildi
● “Deprem kaçınılmaz ancak depremin ağır sonuçlarından kaçınmak mümkün” denildi.
● “Depremle baş etmek için gerekli bilgimiz, insan kaynağımız, hukukumuz, kurumsal yapılarımız var, yeter ki bunları işlevli hale getirelim, gecikmeden derhal önlem alalım” denildi.

1999 Marmara depreminin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Demirel “Altımız çürüktür, ama yine de bu altın üstünde yaşamaya mecburuz. Bu depremden çok şey öğrendik.” demişti.
24 yıl sonra gerçekleşen 6 Şubat depremi ise üstümüzün yani mevcut devlet organizasyonunun altımızdan çok daha çürük olduğunu gösterdi.

Japonya’da yaşandığında can kaybı üç beş kişiyi geçmeyen bir deprem bizde on binlerce vatandaşı hayatından eden, kentleri yerle bir eden bir felakete dönüşmüştür.

Bu büyük yıkımın sorumluluğu, kâr hırsıyla başı dönen, her karış toprağı ranta çevirmeye çalışan müteahhitlere de yıkılamaz yalnızca. Çünkü asıl sorumlu bu sorumsuz müteahhitleri usulsüz halelerle besleyen, onları denetlemeyen ve imar afları gibi akıl almaz uygulamalarla bu korkunç düzeni yaratan siyasi iradedir.

Unutmadık:

● Yakınlarımızdan haber almak için çırpınırken devreye konulan bant daraltmalarını, internet kesintilerini unutmadık.
● Depremin yaşandığı illerde daha 24 saat geçmeden OHAL ilan edenleri, çaresizlikle kıvranan, derdine derman arayan depremzedeleri “kimse kalkanları kaldırmayacağımızı zannetmesin” tehdidiyle susturmak isteyenleri unutmadık.
● Yüzlerce gönüllümüzle deprem bölgesine gitmeye çalışırken önümüze konulan engelleri, sadece bizim değil muhalefet partilerinin, STK’ların yardımlarının depremzedelere ulaştırılmasına engel olanları unutmadık.
● Kızılay’ın çadır satmasından, yardımları zimmetine geçiren yetkililere kadar uzanan rezaletler zincirini unutmadık.
● Aradan koca bir yil gecmesine ragmen hala cadirlarda yasayan insanlarimizi unutmadik.
● Okurken bile kanimizi donduran kayip cocuklarimizi ve bu konuda resmi makamlarin duyarsizligini unutmadik

● Kisin dondurucu ayazindan,yazin kavurucu sicagindan yasam mucadelesi veren insanlarimizi unutmadik..

Aradan bir değil, yüz yıl da geçse bu acıları bizlere yaşatanları unutmayacağız.

6 Şubat depreminde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı özlemle anıyor, yakınlarını kaybedenlere bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Ve buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz:

Depremden sonra Milli Dayanışma Paketi çıkardınız.

Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi topladınız

Yetmedi.. 2023 Temmuz’unda 762 milyar lirası depremle ilgili harcamalara ayrılmak üzere 1 Trilyon 120 Milyarlık Ek bütçe yaptınız.

Bu da yetmedi... 2024 bütçesinde yine halktan, çalışanlardan alınan vergileri bir yıl öncesine göre ikiye katladınız.

Ama aradan geçen bir yıla rağmen deprem bölgesinde hala tek bir çivinin çakılmadığı, molozların dahi kaldırılmadığı yerler var. Milyonlarca insan adeta devasa bir konteyner kente, çadır kente dönüşmüş şehirlerde kaderlerine terk edilmiş durumdalar.

Barınma, sağlıklı beslenme ve eğitim sorunları başta olmak üzere, en temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan sorunlar sürüyor.

Soruyoruz: Nereye gitti peki bu bizlerden topladığınız vergiler?

● Milyonlarca insan sizden, resmî törenler düzenleyip, nutuklar atmanızı değil, başını sokacak bir çatı istiyor.
● Milyonlar sizden, yaşadığı acıları istismar etmenizi, yerel seçim yatırımı olarak kullanmanızı değil, temiz su, temiz gıda, sağlık ve eğitim kurumları istiyor.
● Yoksulluk ve çaresizlik kıskacındaki milyonlar sizden “rezerv alan” adı altında arsalarına çökmenizi, yüzlerce yıllık zeytinliklerine binalar dikmenizi değil, depremden etkilenen evlerinin onarım masraflarını karşılamanızı istiyor.
● Milyonlar sizden, 6 Şubat depremini “asrın felaketi” deyip “kader” olarak göstermeye çalışmaktan artık vazgeçmenizi, olası depremlere karşı bir an önce önlem almanızı bekliyor.

Son söz olarak buradan depremzedeler başta olmak üzere tüm halkımıza sesleniyoruz:
Depremlerin, sellerin, doğa olaylarının binlercemizi yaşamdan koparan birer felakete dönüştürüldüğü,

Ekmeğimizin, satın alma gücümüzün her geçen gün küçüldüğü,

Haklarımızın, özgürlüklerimizin ortadan kaldırıldığı bu bozuk düzen bizim düzenimiz değildir.
İnsana, emeğe, doğaya düşman bu bozuk düzene, köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Depremzede kardeşlerimizle 6 Şubat depreminin ilk gününden itibaren başlattığımız dayanışmamızı büyütmeye, acılarımızı paylaşmaya, yaralarımızı hep birlikte sarmaya devam edeceğiz.

 


Bu HABERİ Paylaş!