Silivri 14 Mart Tıp Haftası Anıt Töreni Yapıldı


  • Mart 13, 2026
  • 57

 

İstanbul Tabip Odası (İTO) Silivri Temsilciliği tarafından 14 Mart Tıp Haftası kapsamında 13 Mart 2026 Cuma günü, Silivri Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi.

Törenin sunumunu Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Hemşire Yeliz Keser yaptı.

Hekimlerin, sağlık çalışanlarının, emek-meslek örgütlerinin ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı törende Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu da yer aldı.

Tören, odamız ve diğer sağlık kuruluşları tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk konulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Törende konuşan İTO Silivri Temsilcisi Dr. Fethi Bozçalı, hava, barış, demokrasi ve sağlık kavramı üzerinden sağlığın paralı olmasının, sağlığın ticarileşmesinin havanın paralı olması gibi yaşamla bağdaşmadığını; barış ve demokrasinin olmadığı ortamda sağlıktan söz edilemeyeceğini, hekimlik değerlerine sahip çıkmaya, iyi hekimlik yapmaya kararlı olduklarını dile getirdi.

Törende, Silivri Devlet Hastanesi Temsilcisi Dr. Meltem Irmak tarafından okunan "14 Mart Tıp Bildirge"si şöyle:

İYİ HEKİMLİK DEĞERLERİ AŞINIYOR

HALKIN YOKSULLUĞU ARTIYOR

BU GİDİŞE DUR DEMEK İÇİN BURADAYIZ!

14 Mart 1827'de modern anlamda ilk tıp okulunun (Tıbbiye i Amire) açılma tarihi olan14 Mart,  yıllardır ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanıyor.

İstanbul Tabip Odası, her yıl olduğu gibi bu yılda 14 Mart Tıp haftasında birçok etkinlik yapıp, sağlık ortamı ile ilgili tespitlerini, görüşlerini ve hekimlerin yaşadıkları sorunları kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyor.

2026 yılı 14 Mart Tıp Haftası için “İyi hekimlik değerlerini savunmak için birlikte güçlüyüz’ sloganıyla kamuoyuna sesleniyoruz. Sağlık Bakanlığının sağlığı piyasalaştıran ve sağlık çalışanlarını iş güvencesinden yoksun performansa dayalı çalıştırma politikaları, iyi hekimlik değerlerini tahrip ediyor. İyi hekimlik değerlerini, hekim haklarını ve halkın sağlık hakkını birlikte savunmak için buradayız.

Hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının, güvenli ortamda şiddete uğramadan, güvenceli çalışabileceği, emeğinin karşılığını tama alabileceği ücret için ve halkın, eşit, ücretsiz, ulaşılabilir iyi sağlı hizmeti alabilmesi için 7 Mart’ta Haydarpaşa’dan Kadıköy’e yürüdük. TTB çağrısıyla 14 Mart ta Ankara’da olacağız.

Sağlık Bakanlığının 2024 yılı verilerine göre göre Türkiye’de bir yıl içinde hekime başvuru sayısı 12,2 gibi korkunç bir sayıya ulaşmış. Maalesef ülkemizde başvuru sayısı OECD ülke ortalamasının(OECD ülke ortalaması yıllık başvuru sayısı:6,5) iki katına çıkmış. Aile hekimleri bile ortalama günde 70 hasta muayene etmek zorunda bırakılmış. Zaten hekimler mevcut durumda hastalarına muayene için 5 dakika bile ayıramıyor. Hastalar yetersiz muayene süreleri ve hekimler üzerindeki performans baskısı yüzünden defalarca başka hekimlere muayene olup, aynı tetkikleri defalarca yapmak durumda kalıyor. Böylece bu sistemden hasta fayda görmediği gibi hekimlerde kısa sürede çok hasta muayene etmek, çok ameliyat yapmak zorunda kaldığı için tükenmeye başlıyor.

Türkiye’de kışkırtılmış sağlık hizmeti nedeniyle her yıl giderek artan başvuru sayılarına rağmen sağlıklı yaşam süresi 65 yılı geçmiyor. Örneğin Norveç’te başvuru sayısı 3,1 gibi düşük olmasına rağmen sağlıklı geçen sürenin 71 yıl olduğunu, İsveç, Finlandiya, Portekiz, Yunanistan ve Almanya gibi ülke kıyaslamalarında benzer sonuçlar içerdiğini bildirmek isteriz.

Sağlıkta piyasalaşma, çalışanlara performans baskısı, kışkırtılmış sağlık politikaları hekimlerde mesleki bıkkınlık, tükenme ve bitmek bilmeyen şiddete uğrama tablosu yaratmıştır. Hekimlik değerleri giderek aşınmış, hekimler aleyhine malpraksis davaları artmış, mesleki tatminsizlik, idari baskı ve gelecek kaygısı nedeniyle genç hekimler çare olarak ülkeyi terk etmeye başlamıştır.

Sağlık Bakanlığının bu politik tercihinden hem hekimler hem halk zarar görüyor ama sağlık piyasası, endüstrisi, firmaları bu durumdan ciddi karlar elde ediyorlar.

Sağlık Bakanlığına sesleniyoruz, küresel sağlık firmalarına fayda sağlayan ama sağlık çalışanlarını ve halkın yararına olmayan sağlık politikalarından ne zaman vazgeçeceksiniz? 

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Şubat 2026 dönemine ilişkin enflasyon verisi %54,14 olarak açıkladı. Türk-İş, Şubat 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırması sonucuna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 32 bin 365 TL ye, yoksulluk sınırı 105 bin 424 TL yükseldiğini açıkladı.

Ancak kamu çalışanlarına yapılan ücret artışı %11 gibi çok düşük düzeyde kaldı. 2026 yılı asgari ücret ise net 28.075,50 TL gibi açlık sınırının altında kaldı.

Bu rakamlar, çalışanların ve emeğiyle geçinen halkın yoksulluğunun giderek derinleştiğini göstermeye yetiyor. Derin yoksulluk, halkın yeterli ve dengeli beslenememesine, kötü barınma koşullarına, temel ihtiyaçların yeterince karşılayamamasına yol açtığını biz hekimler görüyoruz. Gelir adaleti sağlamadıkça toplumun sağlıksız hali hekimlerin yapacağı tedavi veya vereceği ilaçla giderilmesi olanaklı değildir.

Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu bir kez daha söylüyoruz.

Yaşam hakkını savunuyor, tüm savaşların son bulmasın istiyoruz.

Herkesi, canlılara yönelik şiddete ve doğa tahribatına karşı duyarlı olmaya, sesini çıkarmaya çağırıyoruz.

Koruyucu ve kamusal sağlık hizmetin, herkese eşit, ücretsiz sunulmasını istiyoruz.

Bunun olanaklı olduğunu biliyoruz.

İyi hekimlik yapmak istiyoruz.

Sağlık çalışanlarının şiddetsiz bir sağlık ortamında çalışma hakkı; nitelikli tıp ve uzmanlık eğitim hakkı, gün içi dinlenebilme hakkı ve angaryaya dönüşmeyen nöbet tutma hakkı, vergide adaletin sağlandığı, izin ve hastalıkta kesinti içermeyen, güvenceli ve emekliliğe yansıyan temel bir ücret hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Saygılarımızla                                                                               

İSTANBUL TABİP ODASI

SİLİVRİ TEMSİLCİLİĞİ

 

 

 


Bu HABERİ Paylaş!