Şiddetsiz Bir Sağlık Sistemi, Şiddetsiz Bir Hekimlik Ortamı, Şiddetsiz Bir Ülke Mümkün ve Zorunludur!
- Nisan 17, 2026
- 74

Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında katledilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. 14 yıldır aynı gerçeği söylüyoruz: Sağlıkta şiddet, tek tek kişilerin öfkesine ya da “iletişim sorunlarına” indirgenemez. Sağlıkta şiddet, sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasaya teslim eden, hekimleri ve sağlık emekçilerini değersizleştiren, hastaları müşteri haline getiren ve sağlık sistemindeki çöküşün faturasını hekimlerle hastaları karşı karşıya getirerek yönetmeye çalışan siyasal tercihlerin doğrudan sonucudur.
Türk Tabipleri Birliği’nin 17 Nisan’ı “Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü” ilan etmesi de, sağlıkta şiddeti bireysel değil, sağlık sisteminin merkezindeki yapısal bir sorun olarak görmesinin ifadesidir. Bu nedenle 17 Nisan, Dr. Ersin Arslan’ın şahsında yitirdiğimiz bütün sağlık emekçilerini anarken, sağlıkta şiddeti üreten düzene karşı mücadelemizi büyütme günüdür.
Yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık alanında derin bir yıkım yaratmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmiş, birinci basamak zayıflatılmış, kamu hastaneleri işletme mantığıyla yönetilen yapılara dönüştürülmüş, şehir hastaneleriyle sağlık hizmeti şirketleşmenin yeni basamaklarına taşınmıştır. Sağlık hizmetinde nitelik değil nicelik esas alınmış, daha fazla poliklinik başvurusu, daha kısa muayene süreleri, daha çok performans puanı ve daha çok gelir baskısı sistemin temel mantığı haline getirilmiştir.
Bu düzende ne hekimler ve sağlık emekçileri ne de hastalar korunmaktadır. Hekimler ve sağlık çalışanları uzun çalışma saatleri, angarya, güvencesizlik, ağır iş yükü, düşük ücret, mesleki bağımsızlığa dönük müdahaleler ve idari baskılar altında çalışmaya zorlanmaktadır. Hastalar ise nitelikli, erişilebilir, eşit ve ücretsiz bir sağlık hizmetine ulaşamamaktadır. Randevu bulamayan, bulsa da beş dakikaya, kimi zaman daha da kısa sürelere sıkıştırılmış bir muayeneye mahkûm edilen, koruyucu sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayan halkın biriken öfkesi, gerçek sorumlulara değil, karşısında gördüğü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelmektedir.
Siyasi iktidar ise bu tabloyu değiştirmek yerine, yıllardır sağlık emekçilerini hedef gösteren, değersizleştiren ve toplumsal öfkenin önüne set çekmek yerine onu sağlık kurumlarının içine yığan bir tutum izlemektedir. Sağlıkta şiddeti önlemek için köklü adımlar atılmamakta, şiddeti doğuran yapısal nedenler ortadan kaldırılmamakta, sağlık ortamındaki gerilim her geçen gün daha da büyütülmektedir.
İstanbul’da bu yıkım çok daha görünür ve yakıcı biçimde yaşanmaktadır. Kentte sağlık hizmetine başvuru yükü büyürken kamu sağlık kurumlarının altyapısı, personel planlaması ve çalışma düzeni bu yükü karşılayamaz hale gelmiştir. Acil servisler gerçek işlevinden uzaklaştırılmış, poliklinikler birer işlem hattına çevrilmiş, birinci basamak omzuna kaldıramayacağı sorumluluklar yüklenerek yalnızlaştırılmış, hekimler ve sağlık çalışanları ise hem fiziksel hem de psikolojik olarak tükenme noktasına sürüklenmiştir. Böyle bir ortamda şiddetin artması şaşırtıcı değildir; bizzat sistemin beklenen sonucudur.
İstanbul Tabip Odası olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Sağlıkta şiddetin çözümü yalnızca cezaları artırmak değildir. Elbette etkili ve caydırıcı yasal düzenlemeler gereklidir. Ancak gerçek çözüm, şiddeti doğuran sağlık politikalarının terk edilmesidir. Gerçek çözüm, piyasacı sağlık düzeninden vazgeçilmesidir. Gerçek çözüm kamusal, eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz ve koruyucu sağlık hizmetini esas alan bir sağlık sisteminin kurulmasıdır.
Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvende olmadığı bir yerde halkın sağlık hakkı da güvence altında değildir. Sağlık emekçilerinin itibarsızlaştırıldığı, emeğinin değersizleştirildiği, sürekli baskı altında tutulduğu bir düzende nitelikli sağlık hizmeti üretilemez.
Sağlıkta şiddet kader değildir.
Sağlıkta şiddet kaçınılmaz değildir.
Sağlıkta şiddet önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur.
Dr. Ersin Arslan’ı ve sağlıkta şiddet nedeniyle yitirdiğimiz tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz.
İstanbul Tabip Odası olarak şiddetsiz bir sağlık sistemi için, güvenli çalışma koşulları için, hekimliğin onuru için, halkın sağlık hakkı için, kamusal ve nitelikli bir sağlık sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Şiddetsiz bir sağlık sistemi, şiddetsiz bir hekimlik ortamı, şiddetsiz bir ülke mümkündür ve zorunludur.
İstanbul Tabip Odası