Dişhekimi Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödül ve Anma Töreni Düzenlendi
- Mayıs 22, 2026
- 207
23 Mayıs 1980'de Mecidiyeköy’deki evinde barış ve demokrasi düşmanlarınca katledilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dişhekimi Sevinç Özgüner'in anısını yaşatmak, insan hakları, barış ve demokrasi alanında çalışma yapanları onurlandırmak ve bu alanlarda yapılacak yeni çalışmaları teşvik etmek amacıyla İstanbul Tabip Odası (İTO) olarak her yıl düzenlediğimiz “Dişhekimi Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödül ve Anma Töreni” 21 Mayıs 2026 Perşembe günü, İstanbul Dişhekimleri Odası’nda yapıldı. Törenin sunuculuğunu Dr. Meltem Günbeği üstlendi. Ödül bu yıl, hukukun siyasal baskı aracı olarak kullanılmasına, savunma hakkının ihlal edilmesine ve meslek örgütlerinin etkisizleştirilmesine karşı açık ve kararlı bir tutum sergileyen İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’na verildi.
Barış, Demokrasi ve İnsan Hakları Mücadelesinde Yalnız Değiliz
Törenin açılış konuşmalarını İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Olcay Şakar ve İTO Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç yaptı. Olcay Şakar şunları söyledi:
“Bugün barışın, demokrasinin, eşitliğin, insan haklarının savunucusu; hayatının her döneminde ülkesinin geleceği için söz söyleyen ve bedel ödeyen bir insanı, Sevinç Özgüner’i anmak üzere toplandık. Bu anmaya ev sahipliği yaptığımız için mutluyuz ve onurluyuz. Sevinç Özgüner anısına yıllardır verilen ödüller yalnızca birer takdir değil aynı zamanda barış, demokrasi, insan hakları için mücadele edenlerin yalnız olmadığına, olmayacağına dair de bir hatırlatma anlamı taşıyor. Bu ödülü senelerdir veren İstanbul Tabip Odası’nı, bu sene ödüle layık görülen İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nu kutluyoruz. Başta Sevinç Özgüner olmak üzere yitirdiğimiz tüm aydınlarımızı saygıyla anıyoruz.”
Bu Ödül Demokrasiye, Hukuka ve İfade Özgürlüğüne Sahip Çıkma İradesinin İfadesi
Dr. Irmak Saraç da “Maalesef bu topraklarda barışı, demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği savunan insanlar bedelini, işlerini, yaşamlarını ve özgürlüklerini kaybederek ödüyorlar. Sevinç Özgüner de bunlarda biri ve maalesef hâlâ faili biliniyor ama meçhul geçiyor. Bu ödül yalnızca bir onurlandırma değil aynı zamanda demokrasiye, hukuka ve ifade özgürlüğüne sahip çıkma iradesinin de ifadesi. Bu yıl da ödülü Suriye’de öldürülen gazetecilere ilişkin yaptıkları açıklama nedeniyle yargılanan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’na verilmesi de bu açıdan da önemli. Sadece gazetecilerin yaşam hakkını savunmanın, barışı ve insan haklarını savunmanın yargılama konusu haline getirildiği bir ortamda; hukukun, ifade özgürlüğünün, demokratik değerlerin yanında durmak hepimizin sorumluluğu. Hele ki bugün aldığımız haberlerde hukukun nasıl kullandığının hepimiz farkındayız o yüzden bu sorumluluk hepimizin” dedi.
Özgüner Otoriteye Asla Boyun Eğmedi
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Benan Koyuncu yaptığı sunumla Sevinç Özgüner’in hayatını anlattı.
Törene uzaktan bağlanan Dişhekimi Hüseyin Meşeci de Sevinç Özgüner ile 1978 yılında İstanbul Tabip Odası çalışmaları sırasında tanıştığını belirterek “Sosyalist dünya görüşü, mücadeleci kişiliği ile tüm çevresinin sevgi ve saygısını kazanmıştı. Sevinç Özgüner hayatı boyunca sayısız badireler atlatmış hiç kimseye hele otoriteye asla boyun eğmemiş, eyvallah etmemiş, insanlığın en saf halinin anıtıdır” ifadelerini kullandı.
Törende İTO İşyeri Hekimliği Komisyonu’ndan Dr. Nazmi Algan ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Hasan Yaviç de konuşma yaptı. Yapılan açıklamalarda Sevinç Özgüner saygıyla anılarak demokrasi ve insan hakları mücadelesinde taviz verilmeyeceğinin altı bir kez daha çizildi.
Bu Karanlıktan Birlikte Mücadele Ederek Çıkacağız
İstanbul Barosu Başkanı Av. İbrahim Özden Kaboğlu ödülü, İTO geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun elinden aldı. Baro’yu kutlayan ve jüri üyelerine teşekkür eden Küçükosmanoğlu, TTB Merkez Konseyi hakkında verilen görevden alma kararının da İstanbul Barosu hakkındaki kararın da yargıyı baskı aracı olarak kullanmanın bir simgesi olduğunu söyledi. İçinde yaşadığımız bu antidemokratik ve baskıcı dönemde İstanbul Barosu’nun sorumluluğunun çok daha ağır olduğunu belirten Küçükosmanoğlu “Önümüzdeki günlerde hep beraber mücadele ederek bu karanlıktan çıkacağımızı umuyorum” dedi.
Bu Ödül Bize Görev ve Sorumluluk Yüklüyor
Ödülü aldıktan sonra konuşan Kaboğlu ise “Biz birçok ödül aldık. Ama bu ödül farklı bir ödül” diyerek başladığı sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Sevgili Sevinç Özgüner’in yaşamında verdiği mücadeleyi dinlerken içimiz acıyarak, sızlayarak 50 yıldır değişmeyen özü bir kez daha teyit ettik. Fikrin varsa fiziğin yok olabiliyor. Dolaysıyla Özgüner yalnızca diş hekimliği yapsaydı o zaman herhangi bir şey belki başına gelmeyecekti ama aynı zamanda bir toplumsal sorun olarak kendi mesleğini yerine getirdi. Tabii, o zaman tabip odası ile diş hekimleri odası birlikteydi bu bakımdan tabii hem İstanbul Dişhekimleri Odası’nı hem de İstanbul Tabip Odası’nı kutluyorum bu birliktelik geleneğini sürdürdükleri için. İspanyolların şöyle bir sözü var; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları toplumun en zinde güçleridir” derler. Bu sözü ben çok önemserim. Çünkü Anayasamıza göre de aslında genel çıkarlar doğrultusunda faaliyet gösteren meslek gruplarıdır. Dolaysıyla Sevinç Özgüner’in yalnızca diş hekimliğini yapmakla sınırlı kalmaması, kendi mevzuatından kaynaklanmıyor aynı zamanda Anayasa’nın kendisine yüklediği sorumluğu bilen bir yurttaş, bilinçli bir meslek mensubu olarak ülkenin geleceğini de insan haklarını, demokrasiyi, hukuk devletini içselleştiren, kendisine dert eden bir kişi. Anısının sürdürülmesine İstanbul Barosu olarak bizleri de ortak etmiş olmanız son derece anlamlı. Bu bize aynı zamanda görev ve sorumluluk da yüklüyor.”
Ödülün Gerekçesi
2026 yılı Dişhekimi Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü’nün İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’na verilmesinin gerekçesi şu şekilde:
“İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri, Suriye’de uğradıkları saldırı sonucu yaşamını yitiren gazetecilerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğuna dair yaptığı bir açıklama nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan dava sonucunda İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevden alındı. Bu karar şu anda Bölge Adliye Mahkemesi'nde, istinaf aşamasında devam etmektedir. Baro Yönetim Kurulu görevden alınmasının yanında ayrıca ceza davasının da muhatabı olmuştur. Bu süreçte Baro, hukukun siyasal baskı aracı olarak kullanılmasına, savunma hakkının ihlal edilmesine ve meslek örgütlerinin etkisizleştirilmesine karşı açık ve kararlı bir tutum sergilemiştir. İstanbul Barosu’nun sergilediği bu tutum hukuk devletinin, barışın ve demokrasinin aşındırıldığı bir dönemde meslek örgütlerinin toplumsal sorumluluğunu yerine getirme iradesini yansıtan ilkesel bir duruş örneği olmuştur.”












