Güvenli Çalışma Ortamı İstiyoruz

18 Nisan 2019 günü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, 3 Tesla MR görüntüleme ünitesinde görevli anestezi asistanı bir meslektaşımızın yaşadığı iş kazası sonucu yaralanması bir basın açıklamasıyla protesto edildi.

İstanbul Tabip Odası (İTO) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri tarafından düzenlenen basın açıklaması, 24 Nisan 2019, Çarşamba günü 12.30’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Orta Bahçede gerçekleştirildi. Basın açıklamasına çok sayıda hekim ve sağlık çalışanının yanı sıra İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, İTO Genel Yönetmeni Dr. Ozan Toraman katıldı.

“Güvenli Çalışma Ortamı İstiyoruz” pankartının açıldığı basın açıklamasında ilk konuşmayı yapan İTO Başkanı Dr. Pınar Saip şunları söyledi: “İş sağlığı ve güvenliği son derece önemli. Yaşanan bu iş kazası ne denli büyük riskler altında çalıştığımızın örneği oldu. 6331 sayılı İş Kanunu’nda hastaneler, hekimler ve sağlık çalışanları en tehlikeli kategorisinde sayılıyor. Bu yüzden bu kanunun gerekleri yerine getirilmeli. Çalıştığımız yerlerde risk analizleri yapılmalı, iş güvenliği kurulları oluşturulmalı ve bu kurulların içinde hekimler, sağlık çalışanları yer almalı. Çünkü gerçekten tehlikeli bir iş yapıyoruz. Anestezi asistanı Gamze arkadaşımızın göz göre göre yaşadığı iş kazası, iş güvenliğinin ne denli önemli olduğunu göstermiştir. Risk analizlerinin önceden yapılmış olması, gerekli tedbirlerin alınmış olması gerekiyordu. Maalesef üniversitelerimizde artık hizmet alımı ve taşeron sistemi söz konusudur. Cihazları hizmet alımıyla temin edebiliyor üniversiteler. Bu durum bütünlüklü hizmeti bozmaktadır. Bu kurumlar Türkiye’nin gözbebeği kurumlardır. Devlet tüm imkanlarıyla bu kurumlara gerekli donanımı sağlamalı, personel sağlamalıdır. Hatırlarsanız bundan 1 yıl önce İstanbul Üniversitesi maalesef ikiye bölündü, parçalandı. Bu köklü, büyük kurumların bu şekilde parçalanması, hizmet alımına mecbur edilmesi, iş güvenliğinin yok sayılması kabul edilemez bir durum. İstanbul Tabip Odası olarak yaralanan meslektaşımıza geçmiş olsun diyoruz. Oda olarak hekimlerin ve sağlık çalışanlarının her türlü sorunlarında yanlarındayız, sürecin takipçisi olacağız.”

SES İşyeri Temsilcisi Aydın Erol ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Yasaya göre çok tehlikeli işler sınıfında çalışıyoruz ve 6331 sayılı bu yasaya göre yıllık en az 16 saat hizmetiçi eğitimin verilmesi gerekiyor ama ne yazık ki uzun zamandır şantiye alanına dönüştürülen hastanemizde, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasına, risk analizlerinin yapılmasına dönük herhangi bir adım atılmıyor. Hastanemizde birçok bina kapatıldı, yeni binalara taşınıldı ama bu mekanlara dönük risk değerlendirmeleri yapılmadı. Hizmetiçi eğitimlerin de yapılması gerekiyor.”

Konuşmaların ardından basın metnini As. Dr. Ahmet Gürbüz okudu.

Basın açıklamasında şunlar dile getirildi: “18.04. 2019 günü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesinin 3 tesla mr görüntüleme ünitesinde anestezi asistan hekimi bir meslektaşımızın yaralanması ile sonuçlanan bir iş kazası meydana gelmiştir.

Dr. Gamze Pirinç Şaşıoğlu, ünite içerisinde solunum sıkıntısı yaşayan bir hastaya müdahale etmekteyken dışardan getirtilen ve MR ile uyumlu olmayan aspirasyon cihazının MR tarafından çekilmesi sonucu dakikalarca MR ile aspirasyon cihazı arasında sıkışmış ve bunun sonucunda bacağında parçalı kırık meydana gelmiştir. Meslektaşımızın ayağı sıkışık halde kurtarılmayı beklerken dahi hastasına müdahale etmeye devam etmiş olması sağlık çalışanlarının fedakar çalışmasının bir örneğini göstermiştir. Buna karşılık olay yerine gelen hizmet alım firma sorumlusunun atlatılmış olan hayati riski önemsemez bir halde, cihazın uğradığı maddi hasardan bahsederek olayın mağdurlarını adeta suçlu gibi göstermeye çalışarak akla ve vicdana sığmayan bir tutum sergilemiştir. 

Kaza sonucu ayağını kaybetme riski ile karşı karşıya kalan Dr. Gamze Pirinç Şaşıoğlu Cerrahpaşa Ortopedi ekibi tarafından acil ameliyata alınmış olup ameliyat sonrası yatan hasta servisinde tedavisine devam edilmektedir.

Yaşanılan bu kaza ne kadar riskli ortamlarda çalışmak zorunda bırakıldığımızı ve buna dair alınan önlemler konusunda maalesef hala ne kadar yetersiz kalındığını bizlere bir kere daha hatırlatmıştır. Çalışanlar olarak öncelikle böylesi bir kazanın nasıl meydana geldiğinin açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz. Uygun olmayan cihaz kullanımından, ünite içerisinde uyarıcı güvenlik sınırı önlemlerinin olmamasına ve çalışanların eğitimi ile ilgili gerekenlerin yapılıp yapılmamış olmasına kadar pek çok soru mevcuttur. 

Kazanın gerçekleştiği yerin hizmet alımla çalışan bir birim olması ise ayrıca göz önünde bulundurulması gereken bir konudur. Sağlık alanındaki özelleştirmelerin geldiği son noktada kamu kurumları içerisine yerleştirilen bu firmaların pek çok örnekte sağlık hizmetinin niteliğinden ziyade karlılığı ön plana aldıkları bilinen bir gerçektir. Yaşadığımız bu üzücü kazanın bu açıdan da ayrıntılı olarak soruşturulması gerekmektedir. 

Çalışma ortamlarımızda alınan güvenlik tedbirlerinin herhangi bir basamağındaki bir aksamanın ne kadar ciddi sonuçlara neden olduğunu bir kere daha hatırlatıyoruz. Kaza ile ilgili takip edilecek hukuki sürecin takipçisi olduğumuzu bildiriyoruz. Başka kazalar yaşanmadan hastanemizde gerekli işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesini talep ediyoruz.”