Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Aile Hekimleri Lehine Karar Verdi

Aile hekimlerinin zorunlu cumartesi nöbetleri ve iş bırakma eylemlerine ilişkin davalar uzun yıllara yayılan bir seyir izledi. 

2014 yılında başlayan hukuki süreçte nihai bir aşamaya ulaştık. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, sağlık meslek örgütlerinin kararına uyarak 03.01.2015 tarihli ilk cumartesi nöbetine katılmayan aile hekimi adına açtığımız davada, ihtar puanı cezasının iptali yönünde karar verdi. 

24.06.2019 tarihli kararda; zorunlu cumartesi nöbetlerine katılmama eylemi, örgütlenme hakkı ve sendikal özgürlükler kapsamında değerlendirildi ve ihtar puanı cezasının iptal edilmesi gerektiği belirtildi.  

Ne olmuştu?

11.09.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Torba Yasa, ASM çalışanlarına “aile sağlığı merkezlerinde ve toplum sağlığı merkezlerinde nöbet görevi” getirdi. Bu uygulamaya kısaca “cumartesi nöbeti” adı verildi. Bu uygulamaya karşı aile hekimleri, aile sağlığı elemanları ve sağlık meslek örgütleri uzun ve kararlı bir mücadele yürüttüler. Nöbetin gündeme geldiği ilk günden itibaren buna itiraz ettiler; nöbete katılmama eylemi gerçekleştirdiler. Bu süre zarfında nöbete katılmayan ASM personeli hakkında tutanaklar tutuldu ve ihtar puanı cezaları verildi.

Gerek Hukuk Büromuz, gerekse diğer sağlık meslek örgütleri tarafından bu cezaların iptal edilmesi talebiyle idare mahkemelerinde davalar açıldı. Başlangıçta açılan davaların çoğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alınarak sendikal faaliyet ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında cezaların iptal edilmesiyle sonuçlandı. Ancak temyiz mercii olan Danıştay 5. Dairesi’nin 2015/4490 E. sayılı dosyada 14.09.2015 tarihinde verdiği karardan sonra olumlu sürecin seyri değişti. Daire, niçin önceki kararlardan farklı bir karar verdiği konusunda hiçbir gerekçeye yer vermeyerek, örgütlenme özgürlüğünü yok sayan bir karara imza attı. Bu karardan sonra idare mahkemeleri de davaları aile hekimlerinin aleyhine olacak şekilde sonuçlandırdılar.

Ret kararlarına karşı kimi dosyalarda temyize, kimilerinde ise istinafa başvurduk. Zira 20.07.2016 tarihinden sonra bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçti ve davaların bir kısmı için temyiz yolu kapatıldı. Bu nedenle de aile hekimlerinin davalarının eski tarihli olanlarında temyiz yoluna başvurabildik. Yeni tarihli davalarda ise istinaf mahkemesi olarak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurmak durumunda kaldık. Maalesef İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne götürdüğümüz olumsuz kararlar için istinaf süreci hızla ve aleyhe sonuçlandı. Temyiz edebildiğimiz davalarda ise Danıştay 2. Dairesi, mahkemelerin verdiği ret kararlarını bozdu. Bozma gerekçesi, davaların esasına ilişkin değil, usule ilişkindi. 2. Daire, “ihtar puanı cezalarının usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan verildiği” gerekçesiyle aile hekimleri lehine karar verdi. 

Dolayısıyla ortaya bir hukuk garabeti çıktı. Aile hekimlerine nöbet tutmadıkları için verilen ihtar puanı cezalarına ilişkin davalarda; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi istinaf sürecinde aleyhe karar verirken, Danıştay 2. Dairesi temyiz sürecinde lehe kararlar verdi. Konusu, sebebi, hukuki argümanları aynı olan davalar taban tabana zıt şekilde sonuçlanmış ve bu şekilde kesinleşmiş oldu. 

Danıştay İDDK Kararı Ne Diyor?

03.01.2015 tarihli ilk cumartesi nöbetine katılmayan ve aynı dönemde İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi olan Dr. Hakkan Hekimoğlu’na verilen ihtar puanı cezasının iptali için açtığımız dava, İstanbul 13. İdare Mahkemesi tarafından 29.02.2016 tarihinde reddedilmiş ve bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştuk. Danıştay 2. Dairesi de 14.06.2017 tarihinde “ihtar puanı cezalarının usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan verildiği” gerekçesiyle, yani usule ilişkin bir gerekçeyle mahkeme kararını bozmuştu.

Ne var ki İstanbul 13. İdare Mahkemesi, bozma kararına karşı ilk kararında ısrar etti ve yine davanın reddine karar verdi. Bu kararı da temyiz etmemiz üzerine dava dosyası bu kez üst kurul olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na gitti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise 24.06.2019 tarihinde temyiz talebimizi kabul etti ve İstanbul 13. İdare Mahkemesi’nin haksız kararını bozdu. Üstelik bu kez usulden değil, esasa yönelik bir kararla. Bozma kararında; 

“…olayda sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesine gelince; kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendikalar tarafından, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve çıkarlarının ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesi ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla aldıkları kararlar uyarınca kamu görevlilerinin toplantı, gösteri ve iş bırakma eylemlerine katılmalarında demokratik bir toplumda herhangi bir sakınca bulunmadığı; anılan eylemlerin AİHS'nin 11. maddesi kapsamında korunması gerektiği açıktır.

Temyize konu kararın incelenmesinden; İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, 10 No'lu Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı tarafından, üyesi olduğu sendikanın "nöbet uygulamasını" protesto etmek amacıyla aldığı karar doğrultusunda 03/01/2015 tarihindeki haftasonu nöbetine icabet etmediği gerekçesiyle beş ihtar puanı ile cezalandırılmasına tecziyesine karar verildiği; anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmıştır. 

Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının göreve gelmeme nedenini oluşturan sendika kararının amacı; aile hekimlerine hafta sonları için getirilen zorunlu nöbet uygulamasına ilişkin olup, bu durumun kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve çıkarları ile bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşıdığı açık bulunduğundan, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

denilerek sendikal haklar ve örgütlenme özgürlüğü vurgulandı.

Böylece 2014 yılından bu yana devam eden yargı sürecinin sonunda, aile hekimlerinin iş bırakma/nöbete katılmama yolundaki eylemlerinin hukuka uygun olduğu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından saptanmış oldu. 

14.11.2019

İstanbul Tabip Odası

Hukuk Bürosu

Karar için tıklayınız.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası