Yönetim Kurulundan Hazırlıksızlığın bedeli...


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2020
  • 529

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Siyasi iktidar bugünlerde meslek örgütleri üzerinde yeni bir operasyona hazırlanıyor.
Oyların yüzde 25’ini alarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, oyların yüzde 52,6’sını alarak Cumhurbaşkanı olan AKP Başkanı Tayyip Erdoğan’a göre oyların yüzde 70’ini alanların tabip odalarını yönetmesi antidemokratikmiş. Seçimler “nispi temsil”le yapılmalı; yıllardır iktidarın bütün desteğine rağmen hekimlerin oylarıyla seçimleri kazanamayan yandaşlar da Yönetim Kurullarında yer almalıymış.
Taslaklar henüz ortaya çıkmadığı için ne olacağını bilemiyoruz ama asıl amacın hekim örgütlerini etkisizleştirmek, hekimlerin ekonomik, özlük hakları taleplerini susturmak olduğunu biliyoruz.
İstanbullu hekimlerin her ahval ve şeraitte İstanbul Tabip Odası’na sahip çıkacaklarından ve iktidar yanlılarına geçit vermeyeceklerinden kuşkumuz yok.
***
Yıllardır kamu sağlık sistemini yerden yere vuran politikacılar hiç hicap duyuyorlar mı bilmiyoruz ama bugünlerde yurt dışında “Türkiye’nin koronavirüse karşı büyük başarısı” diye övündükleri sağlık kurumlarının arasında tek bir özel hastane olmadığını, hepsinin kamu hastaneleri olduğunu görüyoruz.
Oysa, bir zamanların Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın söylediklerini hatırlıyor musunuz? Kamu hastaneleri ne kadar da hantal, ne kadar da verimsizdiler. Kaynak israfından başka bir işe yaramıyorlardı. Zaten doktorlar da hastane yönetiminden ne anlardı?
Çare belliydi. Sağlık Bakanlığı hizmet sunumundan çekilmeli, yönettiği hastaneleri elinden çıkarmalı; “kürek çeken değil, dümen tutan Bakanlık” olmalıydı. Hastaneleri de başhekimler değil CEO’lar yönetmeliydi. Bu arada Çapa ve Cerrahpaşa da acilen bölünmeli, kıymetli arazilerine el konulmalı, yerlerinden yurtlarından sökülerek şehir dışına taşınmalıydı.
Hedef, elinde tek bir hastanesi bile olmayan bir Sağlık Bakanlığı, köklerinden koparılmış tıp fakülteleri, piyasanın vahşi koşullarına terkedilmiş bir sağlık sistemiydi.
Neyse ki bütün bu girişimler akamete uğratıldı. Yoksa şu vahim Korona günlerinde halimiz ne olurdu?
***
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Japonya Başbakanı Şinzo Abe tarafından hizmete açıldı. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir hastanenin açılışında Japonya Başbakanı’nın ne işi var diye soracak olursanız, belli ki “Parayı veren hastaneyi açar!” kuralı işliyor. Hep söylüyoruz; Kamu Özel Ortaklığı Modeli “yerli ve milli” bir proje değil, yeni tip bir kapitülasyon modelidir.
Pandemi “bahanesi”, sahra hastanesi “gerekçesi” ile AKP’nin gözdesi Rönesans Holding’e yaptırılan Yeşilköy ve Sancaktepe Acil Durum Hastaneleri de hizmete açıldı. Hastanelerin hangi “acil durum”lar için kullanılacağı ise hala bilinmiyor.
***
COVİD-19 ilk olarak geçtiğimiz yılın sonunda ortaya çıkmış, Mart ayının ortalarında hastanelerimizi tsunami gibi vurmuştu. Aradan geçen iki buçuk aylık sürede gerekli hazırlıklar yapılmamış, gerekli önlemler alınmamış; hekimler, sağlık çalışanları yeterli maske, önlük, eldiven gibi en basit kişisel koruyucu ekipman bile temin edilmeden en ön cepheye sürülmüştü. O hazırlıksızlığın ve yanlış politikaların bedelini şimdilerde canlarımızla ödüyoruz.
Dr. Murat Dilmener, Dr. Tahir Bababeyli, Dr. Uğur Ertuğrul, Dr. Salih Cenap Çevli, Dr. Sinan Kakı.
Son iki ayda yitirdiklerimizle birlikte İstanbul’dan COVİD-19 nedeniyle kaybettiğimiz meslektaşlarımızın sayısı ne yazık ki on dört oldu.
Hepsini saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!