Yaşasın Kadınlar - Süheyla Ekemen*


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2020
  • 779

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Gülsüm Kav Yaşasın kadınlar’da; kadına yönelik ayrımcılığın antropolojik olarak başladığı ön görülen M.Ö. 8. yy’dan günümüze kadın düşmanlığının tarihsel kökenini, nedenlerini, aslında şiddetin toplum ya da bireyin ‘öz’ünden değil ekonomiden ve üretim tarzının radikal değişiminden kaynaklandığını anlatıyor. Buna bağlı olarak da kadın mücadelesinde ana eksenin ‘eşitlik’ ve sınıf mücadelesi olduğunun altını çiziyor, adalet değil eşitlik! ‘Adalet müphem bir kavramdır, eşitlik ise ölçülebilir bir kavram. Kısacası ‘Eşitlik olmayınca şiddet olur’.

Kavramların önemini, neden ısrarla ‘kadın cinayeti’ tanımlamasının kullanılması gerektiğini anlatıyor Gülsüm Kav. Şiddetin bireysel bir sorun ya da bir hastalık olmadığı, sistemli ve politik olduğu, kavramlarla anlaşılabilir çünkü.

Kitapta 2010 yılında kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hangi koşullarda doğduğunu, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili uygulama alanında yaşanan sıkıntıları, 6284 sayılı yasanın içeriğini, aslında her ilerlemede ve adımda ne yazık ki bir kadın cinayetinin olduğunu görebiliyoruz. Bugün gelinen noktada kadınların ve ailelerin algılarının değiştiğini, devlet algısının da ancak mücadeleyle, sözleşmelerin ve yasaların tam uygulanmasıyla değiştirilebileceğini anlıyoruz. Dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddete karşı kadınlar birlikte mücadele ediyorlar ve de etmelidirler. Ve bu nedenledir ki hep birlikte Las Tesis’in şarkısını söyleyerek dans ediyorlar.

Bu kitap mutlaka her kadının, her erkeğin okuması gereken bir yol haritası. Bu yol haritası der ki; ‘gerçek bir etik tutum, özgecilik, kendinden başkası için bir şey yapmaktır’. Yine kitaptan öğreniyoruz her kadın cinayeti, şiddeti önlenebilir. Mücadele alanında hepimizin yapması gereken, yapabileceği çok şey var. Ereğimiz zorbalığın bittiği eşitlikçi bir dünya; Yaşasın Kadınlar!

*Dr., Hekim Sözü Yayın Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!