Yayın Kurulundan


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2020
  • 438

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Bir salgının içinden yeni sayımızla sizlerle birlikteyiz. Dosyamızda salgın ortaya çıkmadan önce dünya nasıl bir haldeydi, salgın sırasında dünyada ve ülkemizde neler yaşandı, Covid sonrasında nasıl bir dünya bizi bekliyordu, irdelemeye çalıştık.

3300 yıl önce, salgınlarla ilgili ilk yazılı belgelerde Hitit Kralı 2. Murşili, tanrılara yakarırken şöyle der; “Ben ise günah işlemedim. Böyle oluyor. Babasının günahı oğluna geçiyor…ben Fırtına Tanrısına… itiraf ettim. Babamın suçunu itiraf ettiğimden… bana tekrar acıyın. Salgını Hatti ülkesinden tekrar kovun……… bana ayrıca bir tazminat yüklerseniz, onu bana rüyada söyleyin. Onu size vereceğim” Görüldüğü gibi binlerce yıldır, insanlığın pandemiyle mücadelesinde değişmeyen şey, bilgi sahibi olunmadan yapılacak tüm tedavi ve önlemlerin yetersiz kalacağıdır. Salgının başlangıcında kimilerinin kelle paça ile korunma önerilerinde bulunduğunu, kimileri tarafından da “grip salgınında daha büyük bir şey değil bu canım, niye abartılıyor ki…” dendiğini unutmadık. Pandeminin bize neler öğrettiğini derleyerek, bilimden siyasete her yönüyle geniş bir dosya oluşturduk.

Halkın ihtiyaçlarından doğan kamusal birer kurum olan Odaların, salgın döneminde halka doğru bilgiyi ulaştırmada, salgın önlemlerine uyulmasında özellikle TTB’nin, ne kadar önemli rol oynadığı bir kez daha anlaşıldı. Bilim Kurulu’na ve Sağlık Bakanlığı’na yapılan eleştirilerin bir bir hayata geçirilmesi halkın Odalara güvenini pekiştirdi. Buna karşın artık muhalif seslerin susturulması amacıyla meslek örgütlerinin yapısı değiştirilmeye, yok edilmeye çalışılıyor.

Salgın ortamında getirilen infaz yasasında mahpusların yaşam ve sağlık hakkının korunması öncelenmemiştir. Devlet kendine karşı suçları kapsam dışında tutarak, katili, tacizciyi, gaspçıyı sokaklara salmış, gazetecileri, avukatları ve siyasi suçluları hapiste tutmuştur. Üstelik hapishane koşullarında salgınla ilgili bilgiler şeffaf olarak paylaşılmamaktadır. Zaman içinde sakıncaları daha net anlaşılacak ayrımcılık uygulanmıştır. Adaletsizliğin yüzünü tüm yönleriyle tekrar görmüş olduk. Hak savunucularının bu konuda yürütmüş olduğu çalışmaları sizlerle paylaştık.

Kadına yönelik şiddetin, ayrımcılığın tarihsel olarak incelendiği bugüne kadar sanılanın aksine şiddetin toplumun ya da bireyin “öz”ünden değil, ekonomiden ve üretim tarzının radikal değişiminden kaynaklandığını ortaya koyan Dr. Gülsüm Kav’ın “Yaşasın Kadınlar” kitabı üzerinde durduk. Zorbalığın bittiği eşitlikçi bir dünyanın, kendinden başkası için bir şey yaparak mümkün olacağını bir kez daha hatırlatmak istedik.

Bu sayımızda da sinema eleştirisi, bulmaca ve karikatür sayfalarımızı zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Salgın esnasında birçok sağlık emekçisi arkadaşımızı ne yazık ki kaybettik. Öğretim üyesi, uzman, pratisyen hekim, hemşire, sağlık teknisyeni, laborant, ATT değerli bir çok sağlık emekçisi mesleğini uygularken bu hastalığa yakalandı. Ülkede yetişmiş insana, bilime değer verilmezken, etik, ilkeli, iyi hekimlik değerleriyle, bu topraklarda yaşamaya yaşatmaya yemin etmiş bir mesleğin onurlu üyeleri olarak “hekim sözü” dergisinin bu sayısını yitirdiğimiz canların aziz hatıralarına adadık.

Fırtına Tanrısı rüyalarınızda görünürse, sağlık çalışanlarının insanlık için neler yaptıklarını anlatın…


Bu İÇERİĞİ Paylaş!