Bazı insanlar iz bırakır... - Pınar Saip*


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2020
  • 1193

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Emin Darendeliler hocamızın 20 Mayıs günü ani ölümü, başta görev yaptığı İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü ve Radyasyon Onkolojisi camiası olmak üzere onu tanıyan herkesi sarstı, yasa boğdu. Bazı insanlar iz bırakır, kayıplarının acısı derindir. Emin Darendeliler bunlardan biriydi.

Ülkemizin akademi ve bilim dünyasının bu önemli ismi, İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü önünde 22 Mayıs günü yapılan törenle sevenlerinin gözyaşları ve içten konuşmalarıyla sonsuzluğa uğurlandı. Törene birlikte çalıştığı sağlık çalışanları, yetiştirdiği öğrencileri, asistanları, mesai arkadaşları, İstanbul Tıp Fakültesi (İTF) ve Onkoloji Enstitüsü öğretim üyeleri, İTF Dekanı, Hacettepe ve İstanbul Üniversitesi Rektörleri, Türk Radyasyon Onkoloji Derneği yöneticileri ve eşi Feyza Darendeliler katıldı.

Emin Darendeliler’in kaybı hem yakından hem uzaktan tanıyanları çok üzdü; çünkü o herkese dokunan, varlığı ile güven uyandıran, bilgeliği ile yol gösteren, öğretme aşkı ile dolu bir öğretim üyesi, etik değerlere sahip iyi bir hekim, ilkeli ve hassas bir insan, gerçek bir dost, keyifli bir arkadaş, adaletli bir yönetici, örnek bir eş, iyi bir babaydı.

Amasya’da 1955 yılında başlayan yolculuğu, ilkokul sonrası Beyoğlu’nun göbeğinde Galatasaray Lisesi’nde devam etti, ardından demir attığı Çapa yerleşkesinden demir almak zamanı gelene kadar hiç ayrılmadı. İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Radyasyon Onkolojisi asistanlığı dahil tüm akademik hayatı Onkoloji Enstitüsü’nde geçti. Bu süreçte kurumun yaşaması, gelişmesi için uğraştı, değer sahibi hekimler yetiştirdi.

Meslek yaşamında İstanbul Üniversitesi rektör yardımcılığından, İstanbul Tıp Fakültesi dekanlığına, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) başkanlığına kadar birçok makam gördü, hepsini yaparken iz bıraktı. Onu değerli kılan bu makamlar değil mütevazı kişiliği, insan sevgisi, hissettirmeden öğretmesi, sorgularken sorgulatması, hayat karşısındaki hassas ve onurlu duruşuydu. Makamlar geride kaldığında sıradan bir öğretim üyesi ve hekim olarak da hastalarına şifa, öğrencilerine ve meslektaşlarına ışık olmayı sürdürdü.

Temel bilimlerin klinik bilimlerle entegrasyonu, tümör konseylerinin oluşumu, tümör cinslerine göre polikliniklerin ayrılması, onkoloji hasta takip ve tedavilerinde standartların oluşturulması konularında önemli katkıları oldu. Onkoloji Enstitüsü eğitim programında yer alan seminer, vaka tartışmaları, literatür saatlerine hep hazırlıklı gelir, en yakıcı soruları sorar, sorgulatırdı. Onun katıldığı tümör konseylerinde kendinizi iyi bir hekim ve ekibin bir parçası gibi hissederdiniz. Kurucularından ve başkanlarından biri olduğu Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği’nin yeterlik, akreditasyon ve demokratikleşme süreçlerine önemli katkıları oldu.

Dostlarından en büyük dileği “saçmalamaya” başladığında onu uyarmaları ve çekilme zamanının geldiğini söylemeleriydi. Korktuğu senaryo oluşmadan herkese katkısı olduğu, sayıldığı, sevildiği bir dönemde aramızdan ayrılmış olması bizleri üzse de ona yakıştı.

Eksikliğini her zaman yüreğimizde olacak ve yetiştirdiği kuşaklar hekimlik değerlerini, deontolojiyi, öğrenme ve öğretme aşkını örnek alacaklar.

 *İstanbul Tabip Odası Başkanı


Bu İÇERİĞİ Paylaş!