İktidarlar gider halk kalır, halkın Odaları kalır - Süheyla Ekemen*


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2020
  • 617

PDF formatında okumak için tıklayınız.

İstanbul Barosu 1878 yılında, Türkiye Barolar Birliği 1969, İstanbul Tabip Odası 1929, Türk Tabipleri Birliği 1953, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 1954 yılında kuruldu. Tarihçeleri okunursa görülür ki Odalar halkın ihtiyaçlarından doğdu, halkın yararına inşa edildi. Anayasanın koruyucu maddeleriyle kuruldu ve özerkliklerine vurgu yapıldı, meslek erbabının kendi yönetimini kendisinin belirlemesi için odaların seçim sistemleri belirlendi. Şimdi gelinen noktada bazı odaların (ama bir gün hepsine sıra gelebilir) seçim süreçlerine müdahale edilerek meslek örgütleri yok edilmeye çalışılıyor. Neden?

Neden olmasın ki? Artık ekonomik ve siyasi anlamda tutunacak dalı olmayan, vergileri artırarak, ülkenin toprağını, doğal kaynaklarını satarak ayakta durmaya çalışan, pandemide bile çocukların, yaşlıların çalışmasından medet uman, köşeye sıkıştıkça zorbalaşan bir yönetim söz konusuysa elbette tüm muhalif sesler susturulmak istenecektir. Hiç kimsenin beceremediğiniz ekonomiden, hukuksuzluğunuzdan, yargısız infazlarınızdan, çiğnediğiniz insan haklarından, halka, halk sağlığına yaptığınız zararlardan söz etmesini istemezsiniz. Yanlışları görmek yerine gazetecileri hapse atabilirsiniz, sizin söyleyeceğiniz kelimeleri basan gazetecilere para verebilirsiniz, tüm tv kanallarında sizden ve ‘başarılarınız’dan da söz ettirebilirsiniz. Hatta bir kısım şakşakçı sanat ve bilim insanını bile satın alabilirsiniz. Ama yine de yapmamanız gerekeni yaptığınızda, yapmanız gerekeni yapmadığınızda karşınızda duracak, haksızlığa, hukuksuzluğa sessiz kalmayacak gücünü iktidarınızdan değil halktan almış olan Odalar olacaktır. Varoluşunu çıkan her muhalif sesi susturmaya dayandıran iktidarlarda, tek bir muhalif ses bile rahatsızlık verir. İşte o yüzden meslek örgütlerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını da susturmak gerekir.

Odalar yalnızca meslek erbabının değil halkın da sesidir. Çünkü odanın işi meslek erbabının mesleğini nasıl icra edeceğini belirlemek yada haklarını korumakla sınırlı değildir. Odalar her durumda ve herkese karşı halkın menfaatlerinin teminatıdır. Adil yargılanmak için ölüm orucundaki insanlara Baro’nun susması mümkün müdür? Seçimlerin doğru yapılmasından adil yargılanmaya, sosyal haklardan çalışma alanındaki yasal düzenlemelere, hukuk yaşamın her alanında vardır ve Baro bu ülkede hukuğun doğru uygulanmasının teminatıdır. Ekolojik dengeyi bozan, hiçbir yararı ispatlanamamış Kanal İstanbul gibi bir projeye TMMOB’un karşı çıkmaması mümkün müdür? Kadına yönelik şiddette, çocuk istismarında, işçi sağlığında, aşılamada, bilimde, pandemide, savaşta, afette, çevre kirliliğinde de hekimler susmayacaktır. Tabip Odası doğal olarak insan sağlığının, yaşamın, yaşamsal hakların tarafıdır, zaten onun için vardır, yanlış uygulamalarda halkın yanındadır, halktır. Odalar bu ülkenin en güvenilir kurumlarıdır, tarihleri iktidarlardan çok eskidir. Seçim sistemleri değiştirilerek iktidarın dili yapılmaya çalışılması boşuna bir çabadır. Hiçbir yazar kitaplarım okunmuyor diye kitapevini yakmaz. Ya kendini ya yazdıklarını değiştirir, okunabilir şeyler yazar yada daha iyisi bir daha yazmaz. Halkın örgütlerini halka karşı kullanamazsınız. Halkın özgür iradesinden üstün hiçbir iktidar yoktur çünkü. Bu kaybedilecek son kale değildir. Bu kale kaybedilmez, kaybeden siz olursunuz. Sizi doğru yolu bulmaya bir daha yazmamaya çağırıyoruz. İktidarlar gider halk kalır, halkın Odaları kalır.

*Dr., Hekim Sözü Yayın Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!