16 Ağustos seçimlerine giderken... - Pınar Saip*


  • Hekim Sözü Temmuz-Ağustos 2020
  • 441

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Nisan ayında iki yılımızı tamamladığımız halde COVID-19 salgını nedeniyle ertelediğimiz seçimimizi, koruyucu önlemlerimizi alarak, kaybettiğimiz meslektaşlarımızın acısı yüreğimizde 16 Ağustos’ta yapacağız. İstanbul Üniversitesi’nin, Şişli Hamidiye Etfal EAH gibi köklü geleneksel kurumlarımızın parçalandığı bir süreçle başlayan dönemimizi meslek birliklerinin kanunu değiştirilerek parçalandığı bir süreçle bitiriyoruz.

Yönetim Kurulu olarak geçtiğimiz dönem boyunca hekimlerin ekonomik ve özlük hakları, mesleki bağımsızlıkları, deontolojik ve etik değerleri, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimi, güvenli çalışma koşulları, bilim dışı tedaviler, şarlatan hekimler, tanıtım ve alan ihlalleri, şehir hastaneleri, performans sistemi, emekli ücretlerinin arttırılması, çevre sorunları, aşı karşıtlığı, haksız iş fesihleri gibi sağlığı ilgilendiren her konuda yetkili kurullarımız, komisyonlarımız ve meslektaşlarımızla birlikte sorunları dile getirdik, basın toplantıları düzenledik, emsal davalar açtık, çözümleri için mücadele verdik. Gücümüzü seçimlere katılan üyelerimizin %60’ının desteğinden, anayasa ve yasaların verdiği yetkiden, Odamızın 90 yılı aşkın güçlü geleneği, değerleri, amatör yöneticilik ruhu, çağdaş, laik, bağımsız ve demokratik yapısından aldık.

Yola çıkarken hedeflediklerimizin gerisindeyiz. Bu durumun bizden kaynaklanan nedenleri olmakla birlikte dönemin koşullarının, sağlıkta dönüşüm programının dayattığı performansa dayalı sağlık sisteminin neden olduğu değer erozyonu, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, umutsuzluk, tükenmişlik, güvencesiz çalışma koşulları, gelecek kaygısı ve korku iklimi ile ilişkisi çok daha fazla. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülke tabip odasının uğraşması gerekmeyen konular, kibirli yöneticiler nedeniyle engellenen dayanışmalar ve basın toplantıları, ilgililere sorulmadan sürekli değişen kanunlar/yönetmelikler, parçalanan taşınan köklü sağlık kurumları, KHK’larla sorgusuz sualsiz bir gecede görevlerinden uzaklaştırılan sağlık çalışanları….Biliyoruz ki adalet, liyakat ve demokrasi olmadan sağlıklı bir tababet de mümkün değil.

COVID-19 salgınına kadar ana gündemimiz bir iş güvenliği sorunu olan sağlıkta şiddet idi. Meslektaşımız Fikret Hacıosman’nın 2 Ekim 2018’de öldürülmesi sonrası sağlık meslek örgütleri, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar ve gazetecilerin katkılarıyla sağlıkta şiddete karşı nöbet eylemlerini gerçekleştirdik. Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümü olan 17 Nisan’da sağlıkta şiddet nedeniyle ölen meslektaşlarımız için anma törenleri düzenledik. Kongrelerde, hastanelerde güvenli çalışma konusunda eğitim toplantıları yaptık, sağlıkta şiddete uğrayan ve talep eden tüm meslektaşlarımızın davalarını üyemiz olsun olmasın üstlendik. Türk Tabipleri Birliği’nin tabip odalarıyla birlikte yıllardır sürdürdüğü sağlıkta şiddete karşı mücadelenin yeterli olmasa da bir kazanımı olan ‘’sağlıkta şiddet yasası’’ 15 Nisan 2020 tarihinde TBMM’de kabul edildi.

Meslektaşlarımız salgınla mücadele için canları pahasına büyük bir özveriyle çalışmakta, Cumhuriyet kurumlarının deneyimi sayesinde etkin çözümler üretmekteler. Dayanışmanın, bağımsız meslek örgütlerinin varlığı ve kamusal sağlık hizmetinin önemini yaşamakta olduğumuz COVID-19 Pandemisi gösterdi. Pandemi sürecinde İstanbul Tabip Odası olarak meslektaşlarımızın yanında olmaya, yaşanılan sorunları yetkililerle doğrudan iletişim, yazılı, sözlü, görsel ve sosyal medya aracılığı ile her türlü mecrada gündeme getirdik, getirmeye devam ediyoruz. İstanbul’da salgının başlangıcında İl Sağlık Müdürü ve İstanbul Büyük Şehir Belediye (İBB) Başkanı ile birlikte yapılabilecekler görüşüldü, sahadaki sorunlar iletildi. İBB Bilim Kurulu’nda görev yapıyoruz. Meslektaşlarımıza hukuki destek, bilgilendirme olanaklarını sağlıyor, kişisel koruyucu malzeme ihtiyaçlarının giderilmesi, güvenli çalışma koşullarının sağlanması yönünde yöneticileri uyarıyor, ihtiyacı olan meslektaşlarımıza maddi ve manevi destek vermeye çalışıyoruz. Hastane ve ASM ziyaretleri, saha anketleri, “COVID-19 Hekim İletişim Hattı”, bilgilendirme sitesi, webinarlar, kamu hastaneleri, özel hastaneler, birinci basamak sağlık hizmetleri ve işyeri hekimliği alanlarında yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerimizle ilgili kamuoyuna açıklanan raporlar, kayıplarımız için anmalar bunlardan bazıları... Bu faaliyetlerimiz sonucunda, COVID-19 nedeniyle kaybettiğimiz meslektaşımız Yavuz Kalaycı’nın çocukları için başlattığımız bağış kampanyasında en açık şekliyle gördüğümüz üzere, dayanışmaların büyümesi karşısında yetkililer sorumluluklarını hatırlamak zorunda kaldılar.

Mesleğin saygınlığını, bağımsızlığını, etik ve deontolojik değerlerimizi korumak için iki yıl boyunca 2200 tıbbi ihmal, hata, etik ve tanıtım ihlalleri iddialarını, halkı yanlış yönlendiren, meslek etiği dışı faaliyet ve söylemlerde bulunan meslek mensubu ile ilgili dosya incelenmiş, tamamlananlar Yönetim Kurulumuz ve/veya Onur Kurulumuz tarafından karara bağlanmıştır.

Bir yandan sorunlarla uğraşırken bir yandan da mesleki yetkinliğin geliştirilmesi için eğitimler, dayanışmayı güçlendirmek ve tükenmişliğimize çare olacak sosyal ve kültürel etkinlikler düzenledik. Mesleki yetkinliğin geliştirilmesi için Tıp İngilizcesi, Bilimsel Çalışma Planlama ve İstatistik, Bilirkişilik Sertifikası, İstanbul Protokolü, Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmeti, Sağlık Etki Değerlendirme kursları ve komisyonlarımız tarafından alanlarına yönelik düzenli toplantılar ve eğitim faaliyetleri yapıldı. Müstakbel meslektaşlarımız için karşılıksız ‘’Eğitim Bursu’’, mesleki hayatlarında karşılaşacakları sorunlarla ilgili bilgilendirme için ‘’İntörn Ziyaretleri’’, huzur evinde kalan meslektaşlarımıza ziyaretler gerçekleştirdik. Odamız bünyesinde, Türk Sanat Müziği Korosu, Basketbol Takımı faaliyetleri, İstanbul Kültür Gezileri, 14 Mart Haftası kapsamında fotoğraf yarışmaları, hekim sanatçılar sergisi, satranç turnuvası, ömürlerini hekimliğe adamış meslektaşlarımız için ‘’Hizmet Plaketleri’’, nitelikli çalışmaları teşvik ve takdir amacıyla tez ve bilimsel çalışma ödülleri verdik; edebiyat, şiir ve felsefe toplantıları düzenledik.

Ülkemizdeki salgın devam ederken, toplumun ve hekimlerin çok sayıda çözüm bekleyen sorunu varken barolarla başlayan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yetkilerinin azaltılması, seçim sistemlerinin değiştirilmesi gündemdedir. Farklı saikler ileri sürülse de seçim yoluyla iktidara yakın meslek birlikleri oluşturulamadığı için kanun değişikliği istenmektedir. Yasalar maalesef ilgili kurumların görüşleri alınmadan aniden gündeme getirilmekte, hızlıca parlamentoda onaylatılmaktadır. İnsan, çevre, hayvan ve sağlık haklarına ilişkin birçok olumsuz uygulama meslek örgütleri ve birliklerinin yürüttüğü yasal mücadelelerle engellenmiştir. Toplum sağlığı, hekim ve sağlık çalışanlarının haklarını savunduğumuz, sağlıkta ticarete ve performans sistemine karşı çıktığımız için iktidarın sağlık politikası ile çelişiyoruz. Sorunların görünür kılınması, sorumluların çözüm üretmeye, hesap vermeye çağrılmaları bağımsız odaların varlığı ile mümkün olabilir. İstanbul Tabip Odası ekonomik gücünü sadece üye aidatlarından alır; devletten, fonlardan, ticari kuruluşlardan destek almaması bağımsızlığını sağlayan en önemli faktördür. Meslek kuruluşlarının seçimleri iki yılda bir yapılır ve yönetim kurullarında aynı kişiler üst üste en fazla iki kez görev yapabilirler. İstanbul Tabip Odası tüm hekimlerin seçimler dışında da yönetime katılabilmeleri için çeşitli araçlar geliştirmiştir. Genel Kurul’dan sonraki en yetkili karar organı, seçilmiş kurullar, kamu ve özel bütün sağlık kurumlarında çalışan hekimler tarafından seçilen birim temsilcilerinden oluşan Temsilciler Kurulu’dur. Ayrıca farklı kurumlardan hekimleri bir araya getiren, sorunların beraber değerlendirildiği ve yanıt üretildiği tüm hekimlerin katılımına açık komisyon ve çalışma grupları mevcuttur.

Geçen yıl 14 Mart’ın yıldönümünde yaptığımız yüzlerce hekimin katıldığı 100. yıl yürüyüşünde de dile getirdiğimiz gibi hekimler bu topraklarda her zaman ülke sorunlarına duyarlı ve müdahil olmuşlardır. Üyelerimizi sorunlarımıza sahip çıkmak, halk sağlığını önceleyen bir sağlık sistemini savunmak, etik ve deontolojik değerlerimizi korumak için 16 Ağustos’ta Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak İTO seçiminde buluşmaya, kurul ve komisyonlarımızda yer almaya ve odamızı birlikte yönetmeye davet ediyoruz. Bu seçimlerin meslek odamıza yeni bir dinamiklik katmasını ve ivme kazandırmasını dileriz.

* İstanbul Tabip Odası Başkanı


Bu İÇERİĞİ Paylaş!