Başakşehir Çam ve Sakura Şirket Hastanesi’nde neler oluyor? - Güray Kılıç*


  • Hekim Sözü Eylül-Ekim 2020
  • 9759

PDF formatında okumak için tıklayınız.

Başakşehir Çam ve Sakura Şirket Hastanesi bugünlerde doktorlarının eylemleri ile gündemde. Uzun süredir ilk kez hekimler kitlesel olarak hastane koridorlarında yürüyüş yaptı ve bahçesinde alkışlı protesto eylemi gerçekleştirdi. Sonuç alınıncaya kadar eylemlerinin devam edeceğini ve diğer sağlık çalışanlarının da katılacağını bildiriyorlar.

Peki nedir “sağlığın merkez üssünde” hekimleri ve sağlık çalışanlarının harekete geçiren ve “artık bıçak kemiğe dayandı” dedirten?

Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi, 21 Mayıs 2020’de Japon Başbakan Abe ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıldı. 2 bin 684 yatak kapasiteli devasa hastanenin sahibi Rönesans şirketi ve finansör olan Japonlar. Sağlık Bakanlığı ise kiracı.
Alışveriş merkezi ile havalimanı terminali karışımındaki bu şehir (şirket) hastanesi kurulurken, diğer örneklerden farklı olarak İstanbul’da toptan taşınan ve böylece kapanan herhangi bir hastane olmadı. Peki doktor ve diğer sağlıkçı kadroları nasıl oluşturuldu? İki yol izlendiği görülüyor: İstanbul’daki birçok eğitim ve araştırma hastanesinden eğitici pozisyondaki hekimlere teklif götürülmüş; iyi bir çalışma ortamı ve ekipman ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden öğretim üyeliği vaadi yapılmış. Bir kısmı ise zorunlu olarak görevlendirilmişler. Yasaya aykırı olarak üç ay olması gereken geçici görevlendirmeyi bir yıldan fazla olarak bildirmişler. Ayrıca genç uzman ve pratisyen hekimlerin de devlet hizmeti yükümlülüğü ile atamaları yapılıyor.
Uzmanlık eğitimi ve ayrıca tıp eğitimi de vermesi planlanan bu devasa hastanede, hastalara tıbbi hizmet ve asistanlar ile tıp öğrencilerine eğitim vermesi beklenen hekim kadroları bu şekilde belirlenmiş oldu.

Pandemi koşullarında çalıştıkları hastanelerden bir kısmı gönüllü, çoğunluğu ise zoraki görevlendirilmeler ile İstanbul’un uzak bir köşesindeki bu hastaneye gönderilen hekimler, bugünlerde mutsuz ve huzursuzlar.

Buna yol açan bir dizi nedenin başında hekimlere vaat edilen ve en azından gelmiş oldukları hastanelerdeki kadar bile gelirin sağlanamamış olması geliyor. Bilindiği gibi uzun bir süredir hekimler gelirlerinin önemli bir kısmını döner sermayeden, performansa göre verilen ek ödeme ile sağlamaktalar. Çam Sakura Hastanesi’nde bu ek ödeme, Yönetmelikte mevcut olan “yeni açılan bir hastanede performansa bakılmaksızın 6 ay süresince tavandan ödenir” kuralına rağmen, Haziran ve Temmuz aylarında gerçekleşmedi. Ağustos ayında almaları gereken miktar ise beklenenden düşük olarak, Eylülün son haftasında verildi. Bundan sonra ne olacağı ise belirsiz. Performansa göre ödeme sisteminin genel olarak sakıncaları başka bir yazının konusu. Ancak diğer hastanelerden farklı olarak; yeni ve iddialı olarak faaliyete geçen bu sağlık tesisinde, başta hekimler olmak üzere çalışanların ücretlerinin en azından ayrıldıkları yerlerdeki ücretleri kadar olması gerektiği pek düşünülmemiş. Bunların yanı sıra hastanenin sahibi olan şirketin hastanedeki hakim tutumu ve iş görme tarzı, kiracı olan Bakanlığın temsilcisi olan Başhekim ve diğer yöneticilerin hürmetsiz ve iletişim kurmaktan uzak yaklaşımı, hastane mekanının anormal büyük oluşu, iş yoğunluğu vb. sorunlar da cabası.

Hastane yönetimi ile iletişim kuramayan ve sorunlarına yanıt bulamayan hekimler seslerini örgütlü olarak duyurmak için İstanbul Tabip Odası (İTO) ile iletişime geçip dertlerini anlatmak istediler. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Pınar Saip ve Yönetim Kurulu üyesi Dr. Güray Kılıç 11 Eylül 2020’de hastaneyi ziyaret ettiler ve hekimlerle buluşup yukarıda sözü edilen sorunları dinlediler, birlikte neler yapılabileceğini değerlendirdiler.

İTO yöneticilerinin Sağlık Bakanlığı’nın temsilcisi olan Başhekim Dr. Mehmet Emin Kalkan ile kısa bir görüşme yapma talebi ise gerçekleşemedi. Kamu hastanelerinde gözlenmeyen biçimde Başhekimlik makamına erişim için önce resepsiyon görevlisi ile görüşmek gerekti. Buradan bir üst kattaki başhekim sekreteri ile ancak telefonla iletişim kurulabildi. Öncesinde talep edilen randevulara yanıt alamadığımız gibi hastanede kısa bir görüşme yapma isteğimiz de gerçekleşemedi. Ve böylece kendisinin de üye olduğu bir meslek örgütünün yöneticileri olarak başhekimle sorunları konuşmamız mümkün olamadı.

Bu hürmetsiz ve iletişimden kaçınan yaklaşım hekimlere karşı da sergilenmektedir. Görüşme talepleri ancak, tepki gösterecekleri ve gerekirse topluca işi yavaşlatacakları tehdidi ile gerçekleşebildi. Hekimler, bu görüşmenin sonunda Ağustos ayı ek ödemelerini beklentinin altındaki miktarlarda alabilmişler ancak Haziran ve Temmuz ek ödemelerinin akıbeti ve bundan sonraki ödemelerin ne olacağı konusu belirsizliğini korumuştur.

Belli ki ne olacağını Başhekim de bilmemektedir. Çünkü öncelik hastanenin sahibi Rönesans ve Japon ortağına verilecek olan kira bedelinin karşılanmasında. Dolar kuruna endeksli kira ve hizmet bedellerinin karşılanması için hali hazırdaki hastane geliri yeterli gelmemekte ve Hazine’den gelecek garanti para beklenmektedir. Toplam 25 yıl sürecek bu yüksek bedelli ödemelerden sıra gelirse hekimler ve diğer çalışanların gelirinin büyük bir kısmını oluşturan ek ödemeler gerçekleştirilebilecek gibi görünmektedir.

Hekimler durumun farkında; mücadele etmeden hak alınamayacağını biliyorlar ve seslerini duyurmak istiyorlar. Bu nedenle “Artık yeter, bıçak kemiğe dayandı!” dediler; İlk olarak 5 Ekim, Pazartesi günü, ikinci kez de İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Küçükosmanoğlu ve İTO Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Güray Kılıç ve Dr. Osman Öztürk’ün de katılımıyla 6 Ekim Salı günü öğleyin saatlerinde B Bloktan başlayıp hastane içinde süren ve Başhekimlik binası önünde sonlanan yürüyüşler yaptılar, hastane bahçesinde alkışlı protesto eylemi gerçekleştirdiler. Ek ödeme taleplerinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayan ve çalışma güvenliği konusundaki sıkıntılarını belirten hekimler, haklı taleplerle gerçekleştirdikleri bu yürüyüşte bile baskı ve engelleme ile karşılaştıklarını, ancak yılmayacaklarını ve sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini bildirdiler.
İTO olarak gözümüz bu hastanenin üzerinde; yüreğimiz hekimler ve sağlık çalışanları ile birliktedir. Tüm olanaklarımızla bu haklı mücadelelerine destek olmaya devam edeceğiz.

*Dr., İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!