Kanun hükmü… - Yasemin Demirci*


  • Hekim Sözü Temmuz-Aralık 2023
  • 220

Bu sayıda benim de bir parçası olduğum, “Kanun Hükmü” belgeselinden basedeceğim. Ancak izleme önerisinde bulunamayacağım çünkü belgesel yasaklandı!

Belgeselin “Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamu görevinden çıkarılan doktor Yasemin ve öğretmen Engin’in ihraç sonrası gösterdikleri mücadeleyi anlatan bir belgeseldir.” şeklinde başlayan sinopsisinde bahsi geçen doktor Yasemin, malesef hukuksuzca işlerinden atılmış insanlardan biri olan benim. Ben 08.02.2022 tarihinde göreve iade edildim. Görevine iade edilen yüzde 20’lik dilimin içindeyim. Ancak, atılanların yüzde 80’i tam 8 yıldır açlığa mahkum edilmiş durumdalar.

15 Temmuz 2016’da yaşanan başarısız darbe girişimi sonrasında hükümetin uyguladığı politikalar ülkede gayri hukuki bir sürece yol açtı.  Darbe girişiminin ardından başlatılan operasyonlar ile yüzbinlerce insan hakkında hiç bir soruşturma, inceleme yapılmadan işinden ediliyordu. Toplum yararına çalışan insanların sesleri tamamen kısılıyordu ve o sırada; İşlerinden atılan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevi ile işlerini geri istiyor, direniyorlardı.

2017 yılında beni hastalarımdan ayırdıklarında, ailemden ilk olarak  ablamı aradım. Çok kalabalık bir yerdeydi ve sloganlar duyuluyordu. Nerede olduğunu sorduğumda “ Nuriye ve Semih için Kadıköy’de eylemdeyim” demişti. Günlerden cuma idi ve “ ben de KHK ile işimden atıldım abla” demiştim. Böylelikle benim KHK serüvenim, Kanun Hükmü belgeselinin yapımcısı ve yönetmeni ablam Nejla Demirci’nin de bu süreci kayıt altına alma  serüveni başladı.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kamuda göğüslediğim iş yükü ve kamu yararına olan katkımın beni kamudan kapı-dışarı ettiği düşüncesi sadece bende hakim değildi. Hastalarım da bu haksızlığı kendilerine yapılmış bir haksızlık olarak görmüş ve kamu yararına, “iyi hekimlik” anlayışını sahiplenmiş ve işime geri dönmem için mücadele vermişlerdi.

Kamu görevinden çıkarılmalara ilişkin hükümet yetkililerinin kamuoyuna yaptığı açıklamalar sürecin nasıl işlediğinin göstergesiydi. Yapılan şikayetler, kurum amirlerinin kanaatleri, kaynağı belirsiz istihbarat raporları, kişilerin sosyal medya hesapları, çeşitli sosyal ilişkileri neden olarak gösteriliyordu. Ancak en büyük hedef kamuda bir yol temizliği yapmak ve sağlığı hızla ticarileştirme yoluna bir başka yoldan katkı sağlamaktı. Hastalarım bunu görmüştü…

Muhalif sendikalara üye olmak da işten çıkarılma için yeterli nedenlerdendi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türk Tabipler Birliği üyesi olmanın suç sayıldığını hastalarıma bile yaşatmışlardı.  Sendikasız, güvencesiz, kimsesiz olmamızı, kendimizi ailemize dahi anlatamayacak durumda olmamız istendi. Ağaç kökü yememiz, birer sivil ölüye dönmemiz planlandı.

Bu süreçte sendikalı KHK’lılar, maddi manevi dayanışmayı yaşadı ve hala yaşıyoruz. Örneğin Engin öğretmen hala geri dönmüş değil ve Eğitim- Sen üyesi bir öğretmen…

Ancak KHK’lı olduktan sonra, sendikasızlığın bir KHK’lı için ne demek olduğunu anlayabildim. Sendikam, üyesi olduğum TTB ailelerimize bile moral verdiler.

İşte bizim hikayemiz olan Kanun Hükmü, büyük ölçüde direnme, muhalefet etme, itirazda bulunma, ihraç edilmiş kamu çalışanlarının ne tür aktif mekanizmalar üreterek hayatta kalmaya çalıştıklarını anlamaya, anlatmaya ve belgelemeye yöneliktir.

Önce yapımı yasaklanan ve yapımının tamamlanmaması için her türlü engel ile karşılaşan bu belgesel film gerilla çekim üsülü ile tamamlandı.  Sonraki süreçlerde, çekim zamanı yapılan bu yasaklamalara karşı yönetmen açmış olduğu davayı kazandı. Anayasa Mahkemesi “İfade Özgürlüğünün İhlali” kararını verdi. Bu kararı ciddiye alan Antalya Altın Portakal Film Festivali Kanun Hükmü’nü, belgesel filmi seçkisine aldığını ilan ettikten sonra olanlar oldu.

Filme konu olan ben ve öğretmen Engin, filmin yapımcısı ve yönetmeni Nejla Demirci, Kültür Bakanı, Adalet Bakanı, İç İşleri Bakanı tarafından hedef gösterilirken, Cumhurbaşkanı tarafından da TBMM açılış konuşmasına konu oldu. En nihayetinde 60 yıllık festival bizim mütevazi hikayemiz sebebiyle iptal oldu.

Film şimdilik yutdışında çeşitli festivallerde seyirci karşısına çıkıyor. Hatta iki de ödül almış durumda fakat ülkemizde ne zaman ve nasıl izleyici karşısına çıkar şuan bu konuda bir zemin yok bildiğim kadarıyla.

Zira 17.01.2024 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü bu eseri tescil etmeyerek. Filmin ticari dolaşıma ve gösterime sunulmasını uygun bulmamış.

Yapımından dağıtımına kadar her aşamada sansür, yasak ve engeller ile karşılaşan yönetmenin bu engeli de aşıp Kanun Hükmü’nü ülkemiz izleyicisi ile buluşturmasını dilerim.

*Dr., Hekim Sözü Yayın Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!