İstanbul Tabip Odası Temsilciler Kurulu Şubat Ayı (2026) Toplantı Notları
- Şubat 13, 2026
- 19

İstanbul Tabip Odası (İTO) Temsilciler Kurulu (TK) şubat ayı toplantısı 3 Şubat 2026 tarihinde, saat 19:00'da, Türk Oftalmoloji Derneği Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantı TK Divanı adına Dr. Cemile Özdemir ve Dr. Utku Özgündüz tarafından TK üyelerine önceden gönderilen gündem çerçevesinde yönetildi.
- Yönetim Kurulu faaliyet raporu
- Vergi Diliminde Acil Değerlendirme Ve Eylem Planları
2a. TTB ve İstanbul Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası kapsamına alınması mümkün mü?
2b. 15 Şubat Eylemi
- Sağlık kurumlarından haberler
1- İTO Yönetim Kurulu Ocak 2026 Faaliyet Raporu
İTO Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç tarafından Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen faaliyetler Temsilciler Kurulu ile paylaşıldı, sorular cevaplandırıldı, katkılar alındı.
İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU OCAK AYI FAALİYET RAPORU İÇİN TIKLAYIN.
2- Vergi Diliminde Acil Değerlendirme ve Eylem Planları
Toplantının ikinci gündem maddesi kapsamında; temsilci ve komisyon üyeleri kürsüye davet edilerek dinlenildi. Aktarılan görüş ve bilgiler aşağıda yer almaktadır:
Toplantıda söz alan üyeler, gelir dağılımına bağlı eşitsizliğin ve mevcut ücret politikasının hekimler başta olmak üzere tüm maaşlı çalışanlar açısından temel bir sorun haline geldiğini vurgulamışlardır. Vergi gelirlerinin büyük bölümünün ücretli çalışanlardan elde edildiği, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yaklaşık %70 düzeyinde olduğu ifade edilmiş; artan vergi dilimleri nedeniyle reel ücretlerin gerilediği belirtilmiştir. 2000’li yılların başında verginin asgari ücrete oranı ile bugünkü oran karşılaştırıldığında belirgin bir artış olduğu, çalışanların fiilen zenginleşmediği halde daha yüksek oranlarda vergilendirildiği dile getirilmiştir.
Vergi affı uygulamalarının sermaye lehine işlediği ve vergi adaletini zedelediği yönünde görüşler dile getirilmiş; bu durumun emekçiler açısından yapısal bir eşitsizlik yarattığı ifade edilmiştir. Enflasyon oranlarının açıklanış biçimine yönelik eleştiriler de yapılmış; açıklanan veriler arasındaki ciddi farkların ücret ve vergi politikalarını doğrudan etkilediği belirtilmiştir.
Emekliliğe yansımayan parçalı ücret sistemi ve prime esas kazancın düşüklüğü, birçok katılımcı tarafından geleceğe dönük hak kaybı olarak değerlendirilmiştir. Planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi kapsamında yaklaşık %3 oranındaki kesintinin çalışanların gelirinden yapılacağı ve bu kaynağın sigorta şirketlerine aktarılacağı yönünde eleştiriler dile getirilmiştir. Emekliliğe yansıyan tek parça ücret talebinin sürdürülmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
2007 yılında kaldırılan KDV iadesi uygulamasının ücretliler açısından önemli bir kayıp yarattığı hatırlatılmış; sermaye sahiplerinin giderlerini vergiden düşebilmesine karşın ücretli çalışanların benzer haklardan yararlanamamasının eşitsizlik oluşturduğu ifade edilmiştir. Eğitim gibi temel harcama kalemlerinin vergi iadesi kapsamına alınmasının talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Toplantıda yaklaşan eylem ve etkinlik takvimi hakkında da bilgilendirme yapılmıştır. 15 Şubat tarihinde hem Aile Hekimleri Komisyonu’nun hem de Deprem Çalışma Grubu’nun eylem gerçekleştireceği; 22 Şubat’ta ise Özel Hekimlik Kolu tarafından serbest hekimlik hakkını ortadan kaldıran düzenlemelere karşı bir hekim buluşmasının organize edildiği ifade edilmiştir. Bu etkinliklerin duyurusunun yapıldığı ve katılımın güçlendirilmesinin önemli olduğu belirtilmiştir.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar, kentsel dönüşüm nedeniyle bazı ilçelerde sağlık kurumlarının yer bulamaması ve çalışma koşullarındaki ağırlaşma toplantıda dile getirilen başlıklardandır.
Kamuda çalışan diş hekimlerinin örgütsel zayıflığı ve özlük haklarına yönelik baskılar da ayrıca vurgulanmıştır.
Özel sektörde çalışan hekimlere yönelik “har(a)ç” uygulamaları ve özelde kadroya getirilen kota sınırlamalarının mesleki özerkliğe müdahale olduğu ifade edilmiştir. İstanbul’da yaklaşık 5.000 özel sektörde çalışan hekimin bulunduğu belirtilerek, bu düzenlemelerin geniş bir kesimi etkilediği vurgulanmıştır. Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanı tarafından yapılan açıklamalarla muayenehane hekimliğine karşı merkezi bir politika hattının başlatıldığı ve bu yaklaşımın çeşitli düzenlemelerle sahaya yansıdığı dile getirilmiştir.
Katılımcılar, muayenehane hakkının korunmasının yalnızca muayenehane hekimlerini değil; özel hastane hekimleri ve kamu hekimleri açısından da bir güvence niteliği taşıdığını ifade etmiştir. Muayenehaneciliğe yönelik müdahalelerin hem neoliberal sağlık politikalarının bir sonucu olduğu hem de büyük özel hastane zincirleri lehine güç yoğunlaşması yarattığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Mevcut tabloda hekimlerin birbirlerinin sorunlarına yeterince sahip çıkmadığı, kamuda çalışanların özelde yaşanan sorunlara, özelde çalışanların kamudaki hak kayıplarına karşı zaman zaman duyarsız kalabildiği tespiti yapılmış; bu durumun aşılması için birleşik ve dayanışmacı bir mücadele hattına ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır.
İşyeri hekimliklerine geçmişte getirilen harç uygulamalarının bugün muayenehane hekimlerine yönelik düzenlemeler açısından bir öncül örnek oluşturduğu belirtilmiş; bu tür uygulamaların zaman içinde genişleyebildiğine dikkat çekilmiştir.
Vergi ve ücret politikasının 14 Mart programında ana gündem maddelerinden biri olması gerektiği ifade edilmiş; ancak 14 Mart’ın yalnızca bu başlığa indirgenmemesi, tıp eğitimi ve çalışma koşulları gibi daha geniş sorun alanlarının da ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. İstanbul’daki ücret ve vergi meselesinin Türkiye genelindeki emek mücadelesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Önümüzdeki genel seçim sürecinde ücret meselesinin toplumsal gündemin merkezinde yer alacağı, bu nedenle 14 Mart’tan itibaren bu başlığın politik bir hat olarak işlenebileceği dile getirilmiştir.
Öneriler kapsamında; vergi oranlarının sabitlenmesi veya düşük sabit oran (%10–15 bandı) talebinin dillendirilmesi, vergi dilimi artışlarının reel ücret kaybı yaratmayacak biçimde düzenlenmesi, emekliliğe yansıyan tek parça ücret sisteminin savunulması, prime esas kazancın artırılması, KDV iadesinin yeniden gündeme alınması ve dolaylı vergilerin azaltılması yönünde kamuoyu oluşturulması önerilmiştir. Ayrıca vergi ve ücret politikaları konusunda bir çalışma grubu oluşturulması; vergi uzmanlarının katılımıyla panel düzenlenmesi, üyeler ve sağlık çalışanlarına yönelik bilgilendirici eğitim programı hazırlanması; kısa video ve görsel materyallerle konunun görünür kılınması önerileri dile getirilmiştir.
Sonuç olarak toplantıda söz alan katılımcılar, vergi, ücret ve serbest hekimlik hakkı başlıklarının birbirinden bağımsız değil; mesleki özerklik, emeklilik hakkı ve sağlık sisteminin yapısal dönüşümüyle bağlantılı ortak bir mücadele alanı olduğunu ifade etmişlerdir. Bu başlıkların kısa süreli kampanyalar olarak değil; orta ve uzun vadeli, birleşik ve dayanışmacı bir örgütlenme hattı çerçevesinde ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.
3- Sağlık Kurumlarından Haberler
- Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Hastanede kart basımı yoluyla mesai kontrolü uygulaması başlatılmıştır. Online poliklinik açılması ile ilgili bazı branşlara resmi yazı gönderilmiş olup sürecin şu an için netleşmediği ve sürüncemede olduğu ifade edilmiştir.
- Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi: Bazı branşlarda online poliklinik uygulaması başlatılmıştır. Özellikle ceza infaz kurumları ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde yürütülen bir uygulama süreci bulunduğu belirtilmiştir.
- Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi: “Surtime” poliklinik uygulaması yaygınlaştırılmaya çalışılmakta ve fiili bir dayatma söz konusu olmaktadır. Poliklinik ekranlarına günlük olarak eklenen randevu/EVU uygulamaları nedeniyle muayene sürelerinin asgari sürenin altına düştüğü ve bunun hastaların nitelikli sağlık hizmetine erişimini engellediği ifade edilmiştir.
- Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi: Gün içerisinde randevusuna yetişemeyen hastalar için kontrol amacıyla ek poliklinik saatleri açıldığı ifade edilmiştir. Ancak kontrol randevusu sisteminin gerçek kontrol ihtiyacı dışında açık yaratarak iş yükünü artırdığı ve suistimale açık durumlara neden olduğu belirtilmiştir.
- Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Surtime poliklinik uygulamasına yönelik dayatmanın devam ettiği aktarılmıştır.
- SGK Anadolu Yakası Temsilciliği Yasal izinleri ile ilgili hukuki mücadelenin sürdürüldüğü belirtilmiştir.
Divan Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu tarafından tabip odasında seçim süreci yaklaşırken demokratik usullerin sürdürülmesi açısından Temsilciler Kurulu’nun önemine dikkat çekildi. Temsilciler Kurulu’nun sahayla doğrudan ilişki kurabilen bir yapı olarak hekimlerin örgütlenmesinde ve tabip odası üyeliğinin güçlendirilmesinde önemli bir araç olduğu vurgulandı. Hekim kimliğinin toplumcu ruhunun korunmasının gerekliliğini ifade etmiş; vergide adalet, vergi dilimi sorunu ve emekli hekimlerin yaşadığı sorunlar gibi başlıkların birbirinden ayrı değil, iç içe ve bütünlüklü ele alınması gereken meseleler olduğu belirtildi. Ayrıca 18 Nisan tarihinde Taksim’de İstanbul Barosu’nun salonunda yapılacak Genel Kurul ile 19 Nisan’da Zeytinburnu’nda gerçekleştirilecek tabip odası seçimleri hatırlatıldı.