Yenidoğan Skandalı Davasının Yeni Bir Duruşmasına Giderken


  • Mart 24, 2026
  • 62

Yenidoğan skandalına ilişkin davanın 8. duruşması, 24 Mart 2026 Salı günü görülecek. Aralık 2025’teki son duruşmada, 13 sanıklı ikinci iddianame ana dava dosyası ile birleştirilmiş, sanık sayısı 63’e yükselmişti. Duruşma sonunda verilen ara kararla üç sanığın tahliyesine, on sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmişti. Skandalın yargılaması sürse de bu skandalı mümkün kılan sağlık düzeni işlemeye devam ediyor.

Bu dava boyunca altını çizdiğimiz temel gerçeği bir kez daha hatırlatmak gerekiyor: Yenidoğan skandalı, yalnızca bazı sanıkların ya da bazı hastanelerin sorumluluğuna indirgenebilecek bir mesele değildir. Bu mesele; sağlığın kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasaya açılmasının, özel hastanelerdeki kâr baskısının, taşeronlaştırmanın, güvencesiz çalıştırmanın ve etkisiz denetimin ürünüdür.

Nitekim Türk Tabipleri Birliği’nin Şubat 2026’da yaptığı değerlendirmede de açıkça belirtildiği üzere, skandalın ardından kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun raporu sorunun kaynağını ortaya koymakta yetersiz kalmıştır. Raporda somut tespitlere yer verilmemiş, yapısal nedenler yeterince açığa çıkarılamamıştır.

Öte yandan, bu skandalı mümkün kılan kamuya ait nitelikli yoğun bakım yatağı yetersizliği, SGK’nin hastanelerden hizmet satın almak zorunda kalması ve özel sağlık alanındaki çalışma rejimi konusunda gerçek anlamda bir değişim yaşanmamıştır. Hekimlerin bordrolu (4/A’lı), güvenceli çalışma düzenine geçirilmesine ilişkin bazı sınırlı adımlar atılmış olsa da, Ocak 2026’da sonuçları açıklanan Türk Tabipleri Birliği Özel Hekimlik Kolu’nun yürüttüğü ve İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonu’nun destek verdiği anket çalışması, özel hastanelerde hekimler açısından güvencesiz, parçalı ve kuralsız çalışma biçimlerinin sona ermediğini göstermektedir.

Dahası, sağlık alanında mesleki denetimin güçlendirilmesi gerekirken, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu ile tabip odalarının Onur Kurulları, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından gerekli kanuni düzenleme TBMM’de yapılmadığı için yaklaşık bir yıldır ellerindeki dosyalar hakkında karar verememektedir.

İstanbul Tabip Odası olarak yarınki duruşmayı da takip edeceğiz. Bu skandalda sorumluluğu bulunan herkes elbette yargı önünde hesap vermelidir. Ancak gerçek adalet, yenidoğan skandalını mümkün kılan Sağlıkta Dönüşüm politikaları, kâr odaklı hastane işletmeciliği ve güvencesiz sağlık emek rejimi sona ermeden sağlanamayacaktır.

Bir daha benzer skandallar yaşanmasın isteniyorsa, sağlık hizmeti piyasanın değil halkın ihtiyaçlarına göre yeniden örgütlenmeli; bütçeden sağlığa ayrılan pay artırılmalı; kamusal, eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli bir sağlık sistemi inşa edilmelidir. Hekimlerin emeğini değersizleştiren, güvencesizleştiren ve parçalayan çalışma rejimine son verilmeli; insanca çalışma koşulları ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır. Öte yandan, bugün görülen davada sorumluluğu bulunan kişilerin adil bir yargılama sonucunda hak ettikleri cezaları almaları, suçu bulunmayan kişilerin aklanması ve davada çok sayıda tutuklu sanık bulunması nedeniyle yargılamanın “geciken adalet, adalet değildir” ilkesi gereği hızlı bir şekilde sonuçlandırılması öncelikli talebimizdir.


İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu


Bu HABERİ Paylaş!