01.06.2026 Yaklaşırken: Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimler Nasıl Etkilenecek?


  • Mayıs 06, 2026
  • 69

24.07.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7557 sayılı Kanun ile 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da, özel sağlık kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden hekimler yönünden önemli değişiklikler yapılmıştır.

Nitekim;

  • Hekimlerin mesleklerini icra edebilecekleri sağlık kurum ve kuruluşlarının sayısı için daha önce“birden fazla” ibaresi yer alıyorken, bu ibare “en fazla iki” olarak değiştirilmiştir. Böylece, bu değişiklikten itibaren hekimler en fazla iki sağlık kuruluşunda çalışabilecektir.
  • Hekimlerin, özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde “5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak” (eski tabirle SSK’lı olarak) çalışacakları hükme bağlanmıştır.
  • Geçici madde ile bu değişikliklere uyum süresi getirilmiş; “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 12ncimadde hükümleri uyarınca verilen çalışma izinleri için 1/6/2026 tarihine kadar” yeni çalışma izni başvurusunda bulunmak zorunlu kılınmıştır. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayanların çalışma izinlerinin iptal edileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla özel sağlık kuruluşlarındaki mevcut çalışmaların, 01.06.2026 tarihine kadar yukarıdaki maddelere uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

“01.06.2026 Yaklaşırken: Mesleğini Muayenehanelerinde İcra Eden Hekimlerin Çalışma Hakları Nasıl Etkilenecek?” başlıklı yazımızda, mevzuat değişikliklerini mesleklerini serbest olarak icra eden hekimler yönünden ele almıştık. Bu yazımızda yasal değişiklikleri, özel sağlık kuruluşlarında (özel hastaneler, tıp merkezleri, poliklinikler, diyaliz merkezleri, saç ekim merkezleri vb) çalışan hekimler yönünden ele alacağız. Bu süreçte Hukuk Büromuza en sık yöneltilen soruları yanıtlamaya çalışacağız. Yine hekimlerce talep edilen örnek iş sözleşmesine de yazımızın ekinde tekrar yer vereceğiz;

Sık Sorulan Sorular

1219 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik ile hekimlerin, özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde “5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak” çalışacakları hükme bağlanmıştır.

5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendinde belirtilen sigortalılık, eski tabirle SSK’lı olmaktır. Özel sağlık kuruluşları, istihdam ettikleri hekimlerin 4/1-a bendi uyarınca sigorta girişlerini yaparak çalışma izni (personel çalışma belgesi) başvurusunda bulunacaktır. Bunun için öngörülen geçiş süresi 01.06.2026 tarihinde dolmaktadır.

1219 sayılı Kanun’a eklenen geçiş maddesi ile “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 12nci madde hükümleri uyarınca verilen çalışma izinleri için 1/6/2026 tarihine kadar” yeni çalışma izni başvurusunda bulunmak zorunlu kılınmıştır. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayanların çalışma izinlerinin iptal edileceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla özel sağlık kuruluşlarındaki mevcut çalışmaların, 01.06.2026 tarihine kadar yukarıdaki maddelere uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Hekimlerin sigorta işe giriş işlemlerinin yapılması, işe giriş bildirgelerinin düzenlenmesi ve EKİP sistemi üzerinden sağlık müdürlüğüne gönderilmesi sürecini özel sağlık kuruluşları gerçekleştirecektir. Ancak herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için işverenin gerekli düzenlemeyi yapıp yapmadığını kontrol etmekte fayda bulunmaktadır.

Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin ücretlerine karşılık serbest meslek makbuzu veya şirket faturası düzenlemeleri yaygın çalışma biçimiydi. Bu nedenle gerçekte muayenehaneleri bulunmamasına rağmen hekimler ikametgâhlarını adres olarak gösterip vergi açılışı yaparak makbuz düzenlemekteydi. Ya da şirket kuruluşu yaparak ücretlerine karşılık fatura vermekteydi. Netice olarak da hekimler, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi uyarınca sigortalı (eski tabirle Bağ-Kur sigortalısı) olmaktaydı.

2025 yılında mevzuatta yapılan değişiklikler sonucunda artık hekimlerin 4/1-b kapsamından çıkartılarak 4/1-a bendi kapsamında sigorta girişlerinin yapılması gerekmektedir. Ancak bunun için hekimlerin vergi kayıtlarını kapatmaları ya da şirketlerini tasfiye etmeleri zorunlu değildir. Bunlar açık olsa dahi özel sağlık kuruluşları, hekimlerin 4/1-a bendi kapsamında sigorta girişlerini yapabilir ve bu statüde çalışma başlatılabilir.

Bu noktada belirtelim ki özel sağlık kuruluşunda çalışan hekimlerin ücretlerinin bir kısmı için 4/1-a bendi kapsamında sigortalı yapıldıkları, ancak ücretin geri kalan kısmı için serbest meslek makbuzu veya şirket faturası istenmeye devam edildiği görülmektedir. “Hibrit çalışma” adı verilen bu çalışma biçiminin, 1219 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin ruhu ve gerekçesi ile uyumlu olmadığı açıktır.

Buna gerekçe olarak söylendiğinin aksine, hekimin ücreti gerek fiks olarak ödensin, gerekse prim/hakediş olarak ödensin, tümünün bordroya yansıtılması mümkündür. Ücretin sadece cüz’i bir kısmının bordroya yansıtılması, sigorta priminin düşük ödenmesi sonucuna yol açacaktır. Emekli aylıklarının yüksek olabilmesi için prime esas kazancın yüksek düzeyde olması ve sigorta priminin de buna göre ödenmesi önem arz etmektedir.

Emekli hekimler, 4/1-a sigortalısı (eski tabirle SSK’lı) olduklarında, emekli aylıklarının kesilmemesi için işveren tarafından yeniden sigorta primi ödemektedir. Bu prime, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) denilmektedir. SGDP ödendiği için hekimlerin emekli aylıklarından kesinti yapılmamaktadır. Ancak emekli aylığına eklenen “ilave ödeme” bu kapsamda değildir.

Bilindiği üzere Emekli Sandığı mensupları, emekli aylıklarının yanı sıra 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Ek 84. maddesi uyarınca “ilave ödeme” almaktadır. İlave ödeme, emekli aylığının içinde olmayan, SGK tarafından ödenmeyen, Hazine tarafından eklenen bir ödeme türüdür.

Ek 84. maddenin 5. fıkrasında; “Bu madde kapsamında ilave ödemeden yararlanacaklardan, sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışanlar dâhil herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışanların ilave ödemeleri, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren kesilir...” denilmektedir.

Dolayısıyla Emekli Sandığı mensubu emekli hekimler, 4/1-a sigortalısı olarak çalıştıklarında, ilave ödemeleri kesilmektedir. İlave ödeme, uzman olanlara (26.000) gösterge rakamının, uzman olmayanlara (20.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutara göre ödenmektedir. Bugün itibariyle bu tutar, uzman hekimler için 36.084-TL, pratisyen hekimler için 27.757-TL kadardır. Bu tutarlar memur aylıklarına yapılan zamla birlikte artmaktadır.

Bu noktada belirtelim ki Ek 84. maddenin yürürlüğe girdiği 2019 yılından bu yana, ilave ödeme alamayan çok sayıda Emekli Sandığı mensubu olmuştur. Bunların başında 4/1-a sigortalısı olarak çalışan işyeri hekimleri gelmektedir. Bu nedenle davalar açılmış, bu fıkranın eşitlik ilkesini ihlal ettiği anlatılmış, düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi talep edilmiştir. Ancak açılan davalar maalesef reddedilmiştir.

Konuyla ilgili bilgi için; İlave ödeme güncel bilgi notu

1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında hekimlerin çalışabilecekleri sağlık kurum ve kuruluşları,

“a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.”

olarak sayılmaktadır.

Son değişiklik ile 3. fıkraya ibare eklenmiş ve çalışma yerine sayı sınırı getirilmiştir. Buna göre; “Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla en fazla iki sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir”.

Bu değişiklik sebebiyle özel sağlık kuruluşlarında, vakıf üniversitelerinde ve muayenehanelerde meslek icra eden hekimler, artık en fazla iki sağlık kuruluşunda çalışabilecektir. Bu değişikliğe uyum için de son tarih 01.06.2026 olarak belirlenmiştir. Bu tarihe kadar mevcut çalışma izinlerinin (personel çalışma belgelerinin) bu kısıtlamaya uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda personel çalışma belgeleri iptal edilecektir.

Gerek Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde, gerekse Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te hekimlerin istihdamı için ruhsata esas branşlarda boş kadro bulunması gerekmektedir. Buna kadrolu çalışma denilmektedir.

Kadro dışı geçici çalışma ise şöyle tanımlanmaktadır: “Planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda daha kadro dışı geçici çalışabilir.” Buna göre bir özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışan hekim, bir başkasında kadro şartı aranmaksızın kadro dışı çalışabilmektedir.

Bunun istisnaları da mevcuttur:

  • “60 yaşını dolduran tabipler ile engellilik oranı en az yüzde 60 olan tabipler, kadrolu çalışma ve boş kadro şartı aranmaksızın iki özel sağlık kuruluşunda çalışabilir.”
  • “Ücretli veya ücretsiz izinli sayılarak yurtdışına gönderilen kamu görevlisi tabipler ile ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri bulunan tabipler hariç olmak üzere, yurtdışında en az iki yıl süreyle mesleğini icra eden tabipler, yurtdışından döndükten sonra altı ay içinde başvurması halinde Türkiye’de çalışmak üzere tercih edecekleri özel hastanede bir kereye mahsus olmak üzere kadro dışı geçici çalışabilir.”
  • “Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip olan ve yurt dışında mesleki faaliyette bulunan tabip ve diş tabipleri, bir yıl içinde toplamda altı ayı geçmeyecek şekilde Bakanlıkça uygun görülmesi halinde kadro dışı geçici olarak özel hastanede çalıştırılabilir.”
  • “1/1/2025 tarihi itibarıyla faal muayenehanesi olup başka bir sağlık kuruluşunda çalışmayan tabiplerin muayenehanelerini kapatması halinde aynı ildeki en fazla iki özel hastanede kadro dışı geçici olarak çalışmasına izin verilir. Bu tabiplerin yeniden muayenehane açmaları halinde bu madde kapsamında verilen kadro dışı geçici çalışma hakkı sona erer.”

Dolayısıyla şayet hekim 60 yaşını doldurmuşsa veya en az yüzde 60 oranında engelli ise iki özel sağlık kuruluşunda kadro dışı statüde çalışabilecektir. Diğer istisnai kategoriler içindeyse yine kadro dışı çalışabilecektir. Bu istisnaların içinde yer almıyorsa, bir özel sağlık kuruluşunda boş kadro bularak çalışması gerekmektedir. Bir kuruluşta kadrolu çalışan hekim, ikinci kuruluşta kadro dışı statüde çalışabilecektir.

1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında 2010 yılında yapılan değişiklikle, hekimlerin çalışabilecekleri sağlık kurum ve kuruluşları,

“a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.”

olarak sayılmıştır.

Dolayısıyla (b) fıkrası kapsamında SGK sözleşmesi bulunan bir özel sağlık kuruluşunda çalışan hekimin, ikinci çalışma yeri de bu kapsamda olmalıdır. Keza (c) fıkrası kapsamında SGK sözleşmesi bulunmayan bir özel sağlık kuruluşunda çalışan hekimin, ikinci çalışma yerinde de SGK sözleşmesi bulunmamalıdır.

12. maddenin 3. fıkrasında “Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir.” denilmiştir. Cümleden anlaşılacağı üzere, önemli olan hekimin branşında SGK sözleşmesi bulunup bulunmamasıdır.

Kısacası özel sağlık kuruluşunda çalışmak isteyen hekimin kendi branşı baz alınmaktadır; diğer branşlar için SGK sözleşmesi olup olmamasının bir önemi yoktur. 2025’te yapılan değişiklikler içinde bu konuda yenilik bulunmamaktadır.

Yan dal uzmanı hekimler yönünden 10 yılı aşkın süredir devam eden ana dalda çalışma kısıtlaması halen devam etmektedir. Gerek Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde, gerekse Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te “Yan dal uzmanlığı bulunanlar, Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan komisyonlardan uygun görüş alınarak ana dalda başlatılabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Sağlık Bakanlığı 2016 yılından bu yana prensip kararında değişiklik yapmamakta ve yan dal uzmanlarına özel sağlık kuruluşlarının ana dal kadrolarında çalışma izni vermemektedir. Özel sağlık kuruluşlarının yan dal kadroları ise son derece sınırlıdır. Dolayısıyla çalışma yeri bulmak çok güçtür.

Kısacası 2025’te 1219 sayılı Kanun’da, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te önemli değişiklikler yapılmış olsa da bu kısıtlama değiştirilmemiştir. Yan dal uzmanı hekimler, özel sağlık kuruluşlarında sadece yan dal kadrosu mevcutsa çalışabilecektir. Doğrudan ana dal kadrosunda çalışmaları Sağlık Bakanlığı’nın özel iznine bağlıdır. Bu kısıtlama, 60 yaşın üstündeki hekimler için de geçerlidir.

Bilginize sunarız.

İstanbul Tabip Odası

Hukuk Bürosu


Bu HABERİ Paylaş!