Metin Erksan ve Sevmek Zamanı-Fatih Adıbelli*


  • Hekim Sözü Eylül-Ekim 2021
  • 230

Metin Erksan bir kısım eleştirmenler tarafından görülmemiş olmasına rağmen bazıları tarafından Türk Sinemasının Lütfi Akad ve Yılmaz Güney ile beraber üç önemli yönetmeninden biri olarak gösterilmiştir. Bu yönetmenlerin en önemli ortak özellikleri  ulusal nitelikte evrensel filmler çekmiş olmalarıdır.

Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümü mezunu olan Erksan, Halide Edip’ten özel olarak Shakespeare dersleri almıştır, belki de bu alt yapı nedeniyle Hamlet‘i dünya tarihinde ilk kez “kadın” haline getirerek “Kadın Hamlet“i çekmiştir.

1952’de senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı “Karanlık Dünya/Âşık Veysel’in Hayatı” ilk çektiği filmdir. Bu film belgesel olmasına rağmen Türk sinemasının tamamı sansüre uğrayan ilk filmidir. Nedeni ise Türkiye’nin kötü tanıtılmasıdır.

1964’de çekilen “Susuz Yaz” ise yine aynı nedenlerle sansüre uğrar ve bu filmin yurt dışında gösterilmesi memleketin itibarına zarar vereceği gerekçesi ile uygun bulunmaz. Erksan bir rivayete göre filmi kaçak olarak yurtdışına götürür ve film Berlin Altın Ayı ödülünü kazanır. Bu Türk Sinemasının Uluslararası ilk ödülüdür.

Erksan, “Sevmek Zamanı” filmini bitirebilmek için kendi evindeki eşyaları satmıştır. IMDb* puanı 8,4 olan bu film, Türk Sineması’nın en önemli filmlerinden biri olmasına rağmen ticari gösterime yani sinemalarda gösterime girmemiştir.

Ekşisözlük’te film için yapılan yorumlardan birkaçı şu şekildedir:

  • “jean luc godard sait faik’i okuyup bir film çekmeye soyunsaydı “sevmek zamanı”nı çekerdi”,
  • “Ben seni değil fotoğrafını seviyorum” repliğinin tekrara girdiği film
  • Filmin esas oğlanı Halil “Kürk Mantolu Madonna daki Raif bey ‘in reerkarnatif hali” gibidir.
  • Az konuşma, çok yağmur, çok deniz, çok siyah, çok beyaz

Adada duvarlarını boyadığı bir evin salonunda asılı fotoğraftaki kadına âşık olan boyacı Halil’in (Müşfik Kenter) ve resmin sahibi Meral’in (Sema Özcan) öyküsü anlatılır. Meral bu durumu öğrenince şaşırıp ‘hala var mı böyle aşklar’ der. 

“Sevmek zamanı” konusu tasavvufta, divan edebiyatında işlenilen “suret-i aşk”ı ele alır. Doğulu bir hikâyede batılı anlatımların, doğu ve batı müzik formlarıyla desteklenir. Büyükada, İstanbul, udi bir derviş, dalgalı deniz, sandal, silah ve gelinlikle dolu imgeler cümbüşü ile dolu bir şölen. Diyaloglar az, kamera açıları muhteşem.

Kimi eleştirmenler Sevmek Zamanı’nda anlatılan hikâyeyi anormal bir adamın anormal davranışı olarak niteleyip dudak bükmüşlerdir. Kimilerine göre ise muhteşem bir hikâye olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme nereden baktığınıza bağlı olarak değişebilir elbette.

Filmin kötü âşık karakterini canlandıran kişi o yıllarda Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi olan Süleyman Saim Tekcan’dır. Yurdumuzun önemli ressamlarından biri olan Tekcan, İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin kurucusu ve öğretim üyesidir.

Filmin en önemli eksiğinin başrol oyuncusu Müşfik Kenter’in kendi sesinin kullanılmamış olması olduğu iddia edilir. Kenter’in kendisi de bu durumdan hoşnut olmadığını bir söyleşisinde belirtmiştir.

“Klişeler”den sıkılan seyirciler için Sevmek Zamanı iyi bir seçenek.

*Göz Hastalıkları Uzmanı, İTO Denetleme Kurulu üyesi.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!