Hekimlerin sendikalaşması TTB ve odalarımız! - Ali Çerkezoğlu*


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2022
  • 49

Liyakatsiz yöneticilerin hekimler dâhil bütün çalışanların reel ücretlerini düşürüp ucuz emek cenneti olarak pazarladığı ve korkuyla yönetmeye çalıştığı ülkemizde, sürdürülebilirliği olmayan Sağlıkta Dönüşüm Programının “çöküş dönemi” hekimler açısından iklimi kara bir kışa dönüştürdü.

 

Liyakatsiz yöneticilerin hekimler dâhil bütün çalışanların reel ücretlerini düşürüp ucuz emek cenneti olarak pazarladığı ve korkuyla yönetmeye çalıştığı ülkemizde, sürdürülebilirliği olmayan Sağlıkta Dönüşüm Programının “çöküş dönemi” hekimler açısından iklimi kara bir kışa dönüştürdü.

Sağlıkta şiddette, soruşturmalarda, 5-10 dakikada bir verilen randevularda, yönetici mobbinginde hiçbir azalma olmazken; maaşların azlığı, güvencesiz ödeme olan performansın piyango gibi şanslı birkaç hastanede dağıtılabildiği, nöbet ücretleri dâhil toplam gelirin kira ve temel gıdaya yetmediği bir hekimlik ortamı, özellikle kamu hastanelerindeki genç uzmanların öfkesini gizlenemez hale getirdi. Şişirilmiş kontenjanların arttırdığı hekim ve uzman sayısı, deontolojiden uzak, şirket yöneticisi halini almış başhekimlerin tutumu, asistanlık eğitimindeki nitelik kaybı ve hepsinden önemlisi uzman olunduğunda da bu sorunların çözülebileceğine dair hiçbir ışık görülmemesi içten içe kaynayan bir sağlık ortamının harlanması olarak okunmalı. Bunlara ek olarak yüksek kur ve enflasyonun, alım gücüne vurduğu darbe, kaynamayı kazanı patlatabilecek bir buharlaşma aşamasına taşıdı. Kuşkusuz ne özel sektörde ne Aile Hekimliği sisteminde ne de OSGB’lere mecbur bırakılan işyeri hekimliğindeki ücretlerde bir rahatlıktan söz etmek mümkün değil. Ama kamu, devlet ve üniversite hastaneleri bu dönemin aşil topuğunu oluşturuyor.

Ülkeyi ve sağlık ortamını yönetenlerin bu hekim tepkisine ilk reaksiyonu, Pandemideki gerçekliği yok sayma tutumu ile benzer oldu. Hekimlerin ekonomik ve özlük haklarına dair talepleri için uzun süre derin bir sessizlik devam etti. Ta ki mızrak çuvala sığmaz olana, bugüne kadar sesini çıkarmamış binlerce hekim değişik biçimlerde reaksiyon göstermeye başlayana kadar. Aralık ayında Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanı arasındaki tuhaf diyalogla başlayıp Haziran ayında dağın fare doğurduğu yasa ile tamamlanan hekimlere yönelik “ücret düzenlemesi” hepimiz için öğreticiydi. Hekimlerin kendilerine yönelik bu samimiyetsiz ve hürmetsiz tutumun karşılığını vereceklerinden kuşkumuz yok.

Bu ortam birkaç ayda on binlerce üyeliğin konuşulduğu ve hekimlerdeki “hekimliğimiz vurgulansa” “diğer çalışanlardan farkımız öne çıksa” ve “siyaset dışı” ya da “hükümetle yakın temaslı bir hekim örgütü varlığında çaba sarf etmeden bütün haklarımızı alırız”, hayalciliğinin coşkusuyla sendikalara koştuğu bir tablo olarak da kendini gösterdi. Oysa kamuda 1990’lardan bugüne büyük bir emek ve mücadele geleneği taşıyan, birçok hekimin başkanlık dahil her kademesinde yer aldığı KESK’e bağlı SES ( Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) var. Madalyonun diğer yüzü olarak yine kamuda Memur-Sen’e bağlı   Sağlık-Sen diye hükümetin gölgesinde büyüyen, kısa zamanda yüzbinlerce üye yapan bir sağlık sendikası daha var. Ve  utanmadan sıkılmadan hekimler dâhil bütün kamu çalışanları için yıllık 5+5 ve 3+3’lük sözleşmelere güle oynaya imza atmış olmasına rağmen hala sendika olduğunu iddia edebilmesinde ve milyonlarca lira aidatını aldığı yüzbinlerce üyesiyle sendikacılık oyununa devam edebilmesinde herkesin payı var.

Tüm bu gerçekliğe rağmen mevcut Hekim/Tabip Sendikaları gündemdeki önemini koruyor. Çünkü hekimliğin özü “müdahale”dir. Daha çok küçük cerrahi girişimleri tanımlasa da müdahale kavramı fizik muayeneden, reçete düzenlenmesine kadar hasta iyiliği için gösterilen bütün çabalar için kullanılabilir. Buradan hareketle hekimler hastaya ve hayata müdahale eden, etmesi gereken insanlardır. Bu nedenle çoğu zaman eleştirilse de TTB ve Tabip Odası yöneticilerinin hayatın her alanına müdahil olmaları tercihten çok bir zorunluluğu ifade eder. Hekimseniz ve gerçek bir hekim örgütünü temsil ediyorsanız hastaya, hastalığa, antidemokratik uygulamalara, insan hakları ihlallerine, kadın düşmanlığına, gericiliğe, kent ve doğa yağmasına… müdahale etmek zorundasınız.

Tarihin ironisi mi? Yoksa hayatın öğreticiliği mi? demeli!  Ya da mücadele alanlarının da boşluğu affetmediği gerçeğini mi hatırlamalı? Hekimlerin sendikalaşma ile imtihanı sendika olmamasına rağmen sendika gibi hekimlerin ücret ve özlük hakları için sayısız paneller, sempozyumlar, Beyaz Yürüyüşler, Mitingler, GöREV’ler gerçekleştirmiş olan TTB ve İstanbul Tabip Odası için karmaşık duygular ve tuhaf bir atalet hissi ile birlikte yaşanıyor. Sorular havada uçuşuyor, cevaplar biraz karmaşık ve günceli yakalamaktan uzak kalabiliyor.

6023 sayılı yasa ile kurulmuş hekim meslek birliğini ve odasını, en az kırk yıldır hekimlerin sağlık hizmetinin toplumsal boyutundan aldıkları güçle, ücret-özlük hakları ve beraberinde emek-demokrasi-özgürlük ve barış mücadelesinin etkili parçası haline getirmiş bir gelenekten bahsediyoruz.  En zor dönemlerde “örgütlü emek, sağlıklı toplum” sloganını bütün sağlık kurumlarında dalgalandırmış olan bir örgütün, hekimlerin hangi sebeple olursa olsun bu sendikalaşma refleksini görmemesi ve içerdiği geri eğilimlere, acemi ve acele sonuç alma beklentisine rağmen süreci kapsayan ve yöneten bir inisiyatif kuramamış olması kabul edilemez.

Hekimler ve Sendika dosyasındaki bütün yazıları okuduktan sonra, sendikal mücadelenin özünün “sendika kurmak” olmadığını, bu süreçlerin asgari bir demokratik değerler sistematiğini, tutarlılığı, sürekliliği, özveriyi ve hepsinden önemlisi hükümetlerden–sağlık bakanlığından-sermayeden bağımsız olmadan, ama lafta değil gerçek manada ve hayatın her anında itiraz edebilme yeterliliğini ve cüretini göstermeden “sendikal mücadele” yürütülemeyeceğini hatırlatarak…

Bir kez daha bütün hekimleri, Tabip Odalarına ve sendikalara üye olmaya ve sağlık alanında hizmeti birlikte ürettiğimiz bütün sağlık ekip arkadaşlarımızı rakip değil dayanışma ve güç birliği yapacağımız mücadele arkadaşlarımız olarak görmeye davet ediyorum

*Dr., Hekim Sözü Yayın Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!