Tabip sendikaları neden kuruldu?-Nedim Uzun*


  • Hekim Sözü Mayıs-Haziran 2022
  • 44

Tabipler açısından ilk defa gelecek kaygısı ve korkusu yaşandığına hep birlikte şahit olduk. Bu süreçte tabiplerin haklarını savunacak, tüm tabipleri temsil kabiliyeti olan ve siyaset dışı bir sivil dayanışma platformuna ihtiyaç olduğunu gördük. Tabip sendikaları böyle bir ortamda ortaya çıktı.

 

Türkiye’de sağlık sisteminde bir paradigma değişikliğine gidilmesi gerektiği açık. Mevcut durumda altyapı ve teknolojik imkânlar anlamında başarılı, nitelikli insan gücü özellikle hekim açısından da avantajlı bir halde olmamıza rağmen sağlık sisteminin verimsiz çalıştığını görüyoruz. Hastaların isteklerine yönelik çalışan bir sağlık sistemi maalesef ülkemiz açısından sürdürülebilir değildir. Hekim merkezli ve bilimsel kanıtlara dayalı bir sağlık sisteminin inşa edilmesi gerekiyor. Önerdiğimiz sistemde sosyal, hukuki ve ekonomik kaygılardan uzak olan hekimler nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilecek, bilimsel kanıtlara dayalı iş ve işlemler sayesinde gereksiz tetkik,  tedavi ve israf önlenecek ve vatandaşlarımız kaliteli sağlık hizmeti alabilecektir. Günümüzde hekimler özlük hakları anlamında ücretli sınıf arasında en fazla mağdur olan gruptur. Sosyal açıdan tam iyilik hali olmayan tabiplerden kaliteli sağlık hizmeti sunmasını beklemek mantık dışı bir beklenti olur.

Genel anlamda hem meslek kuruluşumuz olan Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları hem de sağlık iş kolunda faaliyet yürüten sendikaların siyaseten araçsallaştırıldığına şahit olduk. Türkiye’nin ekonomik koşulları bozulunca hukuki ve sosyal (şiddet) açıdan baskı altında olan hekimlerin üzerine ekonomik kaygılar da yüklenmiş oldu. Tabipler açısından ilk defa gelecek kaygısı ve korkusu yaşandığına hep birlikte şahit olduk. Bu ciddi bir kırılmaya sebep oldu. Bu süreçte tabiplerin haklarını savunacak, tüm tabipleri temsil kabiliyeti olan ve siyaset dışı bir sivil dayanışma platformuna ihtiyaç olduğunu gördük. Tabip sendikaları böyle bir ortamda ortaya çıktı ve Tabip-Sen’i de bu ihtiyaca cevap vermek üzere her görüşten meslektaşımız ile hekim merkezli ve siyaset dışı bir çizgide faaliyette bulunmak için kurduk. Hobbes’un toplum sözleşmesi düşüncesine göre insanları toplum olmaya iten ana güç “gelecek kaygısı ve korkusu” dur. Gelecek kaygısı ve korkusu yaşayan tabipler kendi kaderlerini kendileri tayip etmek istiyor.

Bilindiği üzere ilk sendika Hekimsen Kocaeli merkezli, Hekimbirliği İzmir merkezli, Tabip-Sen de İstanbul merkezli olarak kuruldu. Bir sendika üzerinden tüm hekimlere ulaşmak mümkün olmadığı için bu ihtiyaca cevap vermek üzere üç sendika kurulduğunu düşünüyorum. Meselâ en son Tabip-Sen’i biz kurduk, sendikayı kurduğumuzda İstanbul gibi bir metropolde diğer iki sendikanın varlığı yok denecek düzeydeydi. Ayrıca üç farklı sendikanın olmasını hekimlerin demokratik temsiliyeti anlamında çok olumlu buluyorum.

Mücadele hattının tabiplerin hak ve talepleri ile sınırlı olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’nin bir çok sorunu bulunmaktadır. Biz her kuruluşun kendi üzerine düşen işlerle uğraşması gerektiğini düşünüyoruz. Mesela ben daha önce İstanbul Tabip Odası yönetimine aday olmuş birisiyim. Halen İstanbul Tabip Odası üyesiyim. Odamızın 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği kanununda amacı açık ve net bir şekilde tarif edilmiştir. Bir siyasi parti gibi güncel siyasi konularla ilgili eylem ve söylemlerde bulunması beni bir hekim olarak rahatsız ediyor. Her görüşten meslektaşımız var ve siyaseten bir mesleki kuruluşun taraf olması temsil meşruiyetine zarar vermektedir. Biz Tabip-Sen olarak, meslektaşlarımızın hakkını savunmak için meşru dairede hem iktidar hem muhalefet ile hem de karar alıcılar ile görüşüyoruz. Kendi argümanımız olan sağlıkta “hekim merkezli” paradigma değişikliği talebimizi dile getiriyor, kamuoyuna mal olması için çabalıyoruz. Siyaset dışı söylem ve eylemlerde bulunarak mücadelemizi devam ettiriyoruz. Bu konuda zorlandığımızı da ifade etmek isterim. Sendikalar o kadar siyaseten araçsallaştırılmış ki insanlar sizi bir kalıba sokmaya çalışıyor, siyaset dışı bir çizgiyi algılayacak reseptörlerin bazı meslektaşlarımızda henüz oluşmadığını görüyoruz. Tabip-Sen olarak hem hükümet yandaşı hem de terör örgütleri ile iltisaklı olmakla itham ediliyoruz. Bu akıl ve mantık ile bağdaşmayan ithamlar Tabip-Sen’in aslında siyaset dışı çizgisinin bir sonucudur. Bunun zamanla aşılacağını ve meslektaşlarımızın Tabip-Sen’e daha fazla teveccüh göstereceğini düşünüyoruz.

Tabip-Sen olarak Türk Tabipleri Birliği ile doğrudan bir ilişkimiz yok. İstanbul Tabip Odası yönetimi ile bireysel bazda görüşmelerimiz oluyor. Üzülerek ifade etmek isterim ki Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odalarının mevcut durumu ve tabiplerin temsili noktasında meşruiyetlerini yitirmesi aslında hekim sendikalarının varlık sebebidir. Keşke seçimlerin demokratik olduğu,   çok sesliliğin olduğu, siyaset dışı bir çizgide anayasal ve yasal amaçları doğrultusunda meslek kuruluşlarımız faaliyette bulunsa da biz bu sendikaları kurma ihtiyacı hissetmeseydik. Demokrasinin olmazsa olmazı sivil toplum kuruluşlarının da demokratik olmasıdır. Meslek kuruluşumuz olan Tabip Odalarına tüm meslektaşlarımızın üyeliğinin zorunlu olması gerektiğini, seçimlerde nisbi temsil yönteminin uygulanması gerektiğini ve çatı örgütümüz olan Türk Tabipleri Birliği’nin tüm hekimleri temsil kabiliyeti olan meslektaşlarımızın hakkı ve hukukunu savunabilecek bir güç merkezi olması gerektiğini düşünüyorum.

*Dr., Tabip-Sen Yönetim Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!