14 Mart Tıp Haftası Kapsamında İstanbul’da Geleneksel Büyük Hekim Yürüyüşümüzü Gerçekleştirdik: Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!
- Mart 10, 2025
- 570
Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) “Başka Bir Sağlık Sistemi, Başka Bir Hekimlik Ortamı Mümkün” şiarıyla başlattığı eylem programı 14 Mart Tıp Haftası kapsamında İstanbul’da düzenlediğimiz Geleneksel Büyük Hekim Yürüyüşü ile devam etti.
Şiddetsiz, güvenli ve güvenceli bir sağlık ortamı için; eşit, ulaşılabilir, ücretsiz nitelikli sağlık hizmeti için; karanlığa inat bilimin, emeğin, dayanışmanın, birlikte üretmenin ışığını büyütmek için 9 Mart 2025 Pazar günü Haydarpaşa Numune Hastanesi önünden Kadıköy İskele Meydanı'na yürüdük.
İstanbul Tabip Odası ev sahipliğinde, TTB Merkez Konseyi’nin ve farklı illerden tabip odalarından hekimlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz “Geleneksel Büyük Hekim Yürüyüşü”müz Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlediğimiz basın açıklamasıyla devam etti.
Eylemde konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap şunları söyledi:
“Sağlık sisteminde büyük sorunlar yaşıyoruz. TTB olarak yıllardır uyarısını yaptığımız önerilerimiz gerçekleşmediği için bu ülkede sağlık sistemi çökme noktasına geldi. Bunu hepimiz yenidoğan skandalıyla net bir şekilde gördük. Büyük sorunlar var çünkü bu sorunları yaratan yanlış sağlık politikaları var. Bu ülkede 20 yıldır sağlığı bir meta haline getiren, sağlığı özelleştiren, temel bir insan hakkı değil, alınıp satılan bir meta haline getiren politikalar uygulanıyor. Bu politikaların getirdiği halk sağlığı açısından tam bir tahribattır, yıkımdır. Bu ülkede geçen sene insanlarımız 1 milyar kez neredeyse hekime başvurmuşlar. Yani bir kişi yılda on iki kere hekime başvurmuş. Bunun ortalaması gelişmiş ülkelerde sadece altıdır. Basit, önlenebilir hastalıklardan bebeklerimizi kaybediyoruz. ‘Sağlıkta Dönüşüm Politikası’ dediğimiz, sayıya bakan, niteliğe hiç bakmayan politikalar yüzünden bu ülkede kalp krizi geçiren bir insanın birinci ayın sonunda sağ kalma olasılığı Avrupa’nın çok altında. Biz bunu hak etmiyoruz çünkü bu ülkede yeterince kaynak ve fedakârca çalışan, işini çok seven hekimler ve sağlık emekçileri var…”
İTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu eylemde söz aldı. Dr. Küçükosmanoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Tek başına sağlık sisteminin düzeltileceği bir ortamın aslında çok da gerçekçi olmadığını, ülkenin toptan, tüm alanlarda bir düzenlemeye, düzelmeye ihtiyacı olduğunu, büyük sorunlar yaşadığımızı söylemek istiyorum. Demokrasi, barış, laiklik ve adaletle ilgili iyi bir ortamda güvenli, güvenceli hekimlik yapabileceğimizi, iyi hekimlik yapabileceğimizi söylemek istiyorum. Maalesef bu ortamlardan çok uzaktayız. Yaşadığımız otoriter, tek adam rejiminin baskıcı uygulamaları nedeniyle biz de nefes alamıyoruz. Görüyoruz; daha dün akşam 8 Mart yürüyüşünde kadınlara yollar kapatıldı, barikatlar kuruldu. Kadınlar bu barikatı yıktılar ama demokratik haklarının bir kısmını kullanmaktan zorla alıkonuldular. Bazı arkadaşlarımız gözaltına alındı. Biz bu tabloyu çok sık yaşıyoruz. Benzer bir tablo da İstanbul Barosu hakkında yürütülen görevden alma davası. Seçimle gelen bir kurul ancak seçimle görevinden uzaklaşabilir. Demokrasinin gereği budur. Siyasi iktidar hem siyasi rakiplerine hem de her türlü toplumsal muhalefete karşı yargıyı sopa olarak kullanmaktan vazgeçmiyor. Komşumuz Suriye’de bir iktidar değişikliği oldu. Dünün cihatçı çeteleri takım elbise giyerek adil bir yönetim oluşacağını söylediler ama görüyoruz ki orada bir mezhep savaşına yol açacak şekilde, oradaki alevi ve hristiyan azınlığa karşı bir katliama giriştiler. Hükümet bu kanlı olaylara karşı sessiz. Bu da bize laikliğin ne kadar önemli bir şey olduğunu gösteriyor. Biz demokrasi istiyoruz, barış istiyoruz, laiklik ve adaletin sağlanmasını istiyoruz; eşit özgür bir ülkede hep beraber bunları başarabileceğimize inanıyorum.”
Emek-meslek örgütlerinin temsilcilerinin de konuşma yaptığı eylemde okunan basın açıklamasıysa şöyle:
Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!
Ülkemizde sağlık alanında çok büyük sorunlar yaşanıyor. Yıllardır uygulanmakta olan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen sağlık politikası iflas etmiş durumda. Dünya Bankası’nın dayattığı bu program sağlığı devlet tarafından karşılanması gereken temel bir hak olmaktan çıkarıp alınıp-satılan bir meta haline getirdi. Sağlık sistemini toplumun sağlık düzeyini yükseltecek, sağlık ihtiyaçlarını karşılayacak bir kamu hizmeti olarak değil sermaye sahiplerinin para kazanabileceği bir sektör olarak kurgulamıştır. Yeterince para getirmeyen koruyucu hizmetler bir kenara bırakılmış, bütün olanaklar, daha karlı olan tanı, tedavi hizmetlerine kaydırılmıştır. Bugün merkezi devlet bütçesinden sağlığa ayrılan payın %75’i tedavi edici hizmetlere harcanmaktadır.
Kamu sağlık kuruluşları ASM’sinden 3. Basamak hastanesine kadar taşeron, kamu-özel işbirliği, hizmet alımı gibi uygulamalarla kamu sağlık kuruluşları işletme mantığıyla yönetilmeye başlamış, ticarethaneye dönüşmüştür.
Verilen teşvikler, SGK’dan hizmet alımı ile özel sağlık sektörü kamu kaynakları ile büyütülmüş, yenidoğan skandalında gördüğümüz gibi bazı hizmetler kamu hastanelerinden çok özel hastanelerde verilir hale gelmiştir.
Bunun politikaların halk sağlığına etkileri de yıkıcı olmuştur. Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmemesinin ortaya çıkardığı önlenebilir hastalıklar artmıştır. Türkiye artık boğmacadan bebeklerin öldüğü, yüzlerce kızamık vakasının görüldüğü, kronik hastalık ve kanserlerin geç tanı aldığı, önlenebilir nedenlerle ölümlerin arttığı bir ülkedir. Türkiye’de kalp krizi veya felç geçiren bir hastanın bir ayın sonunda hayatta kalma olasılığı Avrupa’daki bir hastadan çok daha düşüktür.
Sağlıkta dönüşüm programın hekimler ve sağlık çalışanlarına getirdikleri de düşük ücretle, güvencesiz olarak, aşırı iş yükü ve şiddet tehdidi altında güvensiz ortamlarda, mobbing baskısına maruz kalarak, meslek değerlerine saygı duyulmadığı koşullarda çalışmak olmuştur. Her gün bu koşullar nedeniyle tükenen, çareyi başka mesleklere geçmekte, hastayla karşı karşıya gelmeyeceği branşlara kaymakta veya yabancı ülkelere kaçmakta arayan hekim ve sağlık çalışanlarıyla karşılaşıyoruz. Ülkemiz sağlık sistemi yetişmiş eleman gücünü sorumsuzca harcar hale gelmiştir.
Özetle mevcut sağlık sistemi halkın sağlık sorunlarını çözmediği gibi hekimleri ve sağlık çalışanlarını her anlamda tüketmektedir.
Oysa ülkemizin sağlık alanındaki bilgi birikimi, maddi olanakları ve insan gücü halkın sağlıklı ve mutlu olduğu, sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını aldığı ve en iyi hizmeti sunduğu bir sağlık sistemini kurmaya yeterlidir. Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkündür!
Türk Tabipleri Birliği olarak yıllardır sağlık sistemindeki eksikleri, hataları, uygulanan sağlık politikalarının yanlışlarını bilimsel raporlarla, düzenlediğimiz toplantı ve sempozyumlarla ortaya koyduk, kamuoyunu ve yetkilileri uyarmaya çalıştık. Eleştirmekle, uyarmakla kalmadık bugün geldiğimiz çöküş noktasına gelinmemesi için akıl ve bilimin yönlendiriciliğinde yapılması gerekenleri de hep dile getirdik. Çözüm önerilerimiz maalesef sağlığı yönetenler tarafından dikkate alınmadı. Dünya Bankası finansmanı ile hazırlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı ısrarla uygulanmaya devam edildi. Yenidoğan bebeklerimizin öldüğü son skandaldan sonra artık bu politikaların iflas etmiş olduğu herkes tarafından görüldü. Artık bebeklerin ölmeyeceği, ameliyat masalarında hastayla pazarlıkların yapılmadığı, başka bir sağlık sistemini kurmanın zamanıdır.
Türk Tabipleri Birliği 23 Kasım 2024’te düzenlediği Genel Yönetim Kurulu’nda bu konuyu ele almış ve ülkemiz için sağlık üzerinden para kazanmayı değil sağlığı merkeze alan, halkın sağlıklı ve mutlu olacağı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hak ettiği değeri göreceği bir sağlık sisteminin nasıl kurulabileceğine ilişkin çözüm önerilerini ve yol haritasını hazırlamak üzere çalışma grupları oluşturmuştur. Dokuz ana başlıkta konunun uzmanı hekimler, akademisyenler, farklı alanlardan ilgili bilim insanlarından oluşturulan çalışma gruplarımız üç ay boyunca çalıştılar ve TTB’nin uzun yıllara dayanan büyük birikimini de kullanarak “başka bir sağlık sistemi”nin temel unsurlarına ilişkin önerilerini hazırladılar.
14 Mart haftasında ayrıntılı olan bu çalışmaların sonucunda önerdiğimiz Başka Bir Sağlık Sistemi’nin ana hatlarını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Yarın öğlen İstanbul Tabip Odası’nda düzenleyeceğimiz basın toplantısında Başka Bir Sağlık Sistemi’ni anlatmaya başlayacağız. Bundan sonraki haftalarda her bir başlığa ilişkin önerilerimizi yaratacağımız farklı platformlarda hekimler, sağlık çalışanları, sağlık emek-meslek örgütleri, sağlık yönetimi alanındaki akademisyenler, çeşitli toplum kesimlerinin temsilcileri, ilgili bilim insanları ve sağlık yöneticileri ile paylaşarak ülkemize yakışan bir sağlık sistemini hep birlikte şekillendirmek ve hayata geçirilmesini sağlamak istiyoruz. Şüphesiz ki emek ve zaman gerektiren, “zor” bir işin altına girdiğimizi biliyoruz. Ancak ülkemizin kaynaklarına, Türk Tabipleri Birliğinin birikimine, kadrolarına, mesleğine yürekten bağlı on binlerce meslektaşımıza ve halkımızın sağ duyusuna güveniyoruz. Halktan, hekimlerden ve tüm emekçilerden yana başka bir sağlık sistemi mümkündür ve bunu hep birlikte başaracağız.
İSTANBUL TABİP ODASI
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ





























