PANDEMİNİN 2. YILINDA HEKİMLER VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI: Pandeminin ağır sonuçlarının sorumlularını biliyoruz


  • Hekim Sözü Mart-Nisan 2022
  • 99

11 Mart 2020’de Türkiye’de ilk vakanın açıklanmasının ardından 2 yıl geçti.

Bugün tüm Türkiye’de TTB’nin ve sağlık emek meslek örgütlerinin çağrısıyla

Sağlık Müdürlükleri önünde “Pandeminin Ağır Sonuçlarının Sorumlularını Biliyoruz” başlıklı basın açıklamaları gerçekleştirildi.

 

Hava koşulları nedeniyle İstanbul’da İstanbul Tabip Odası ( İTO) Cağaloğlu binasında yapılan basın toplantısının açılış konuşmasını İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Küçükosmanoğlu yaptı.

Ekonomik krizle birlikte geçtiğimiz iki yıl pandeminin ağır sosyo-ekonomik koşulları olduğunu söyleyen Küçükosmanoğlu resmi olmayan rakamlara göre 250 bin vatandaşın hayatını kaybettiğini dile getirdi ve ortak basın açıklamasını okudu.

“…Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi rakamlara göre bile vefat sayısı 95 binin, gerçek rakamlar ise 250 binin üzerinde.

Her biri bir can. Her biri bir insan.  Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir dost, bir arkadaş, bir sevgili, bir çocuk! Her birinin acısını yüreğimizde taşıyoruz..

Korunması ve önlenmesi mümkün olan bir hastalık yüzünden öldüler….”

İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Ses İstanbul Şubeleri, Genel Sağlık-İş, Dev Sağlık-İş, Birlik Dayanışma Sendikası, İSTAHED, İSAHED ve TAHUD’un destek verdiği toplantıda hazır bulunan kurum temsilcileri söz alarak kısa konuşmalar yaptılar.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri adına Nezahat Altınsoy: Hem bugün pandeminin 2. yılının anmasını yapmak hem de 14-15 Mart’taki G(ö)rev eylemine tam destek vereceğimizi duyurmak için buradayız. Sendika olarak var gücümüzle mücadele alanında olacağız.

Birinci Basamak Birlik Dayanışma Sendikası adına Bilge Atlas Kaplan: Aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekimler ve aile sağlığı çalışanları pandemi sürecinde çok yoruldu. Özellikle filyasyon alanında çok çabaladık, bir sürü meslektaşımız ve çalışma arkadaşımız COVID sebebiyle hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Mücadeleye devam ediyoruz ve ısrarla kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. 14-15 ve ekstra 16 Mart’ta G(ö)rev’deyiz, mücadeleye devam edeceğiz.

Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası adına Ali Haydar Temel: Pandeminin başından beri aynı hikâyeyi düşünürüm. Kayık su aldıkça elindeki maşrapayla suyu boşaltan kayıkçı, delikleri tıkamasına rağmen su almaya devam eden kayığın suyunu boşaltmaya çabalarken diğer yandan da kayığı kayalıklara vurur. Yani biz de sağlıkçılar olarak maşrapalar elimizde suyu mu boşaltmaya devam edeceğiz, kayıkçıyı mı değiştireceğiz? Pandeminin başından beri hastanelerde bizler de bunu yaşadık. Artık yönetemediğimiz, baş edemediğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız. Finalde bize “Giderlerse Gitsinler” deniliyor. Bir aydır acil servislerimizde ağrı kesici yok. Ameliyatlar için malzeme bulunamıyor. Çalışma şartlarımız, geçim sıkıntımız, yoksulluk, enflasyon… Soru hep aynı, suyu mu boşaltalım kayıkçıyı mı değiştirilelim? Biz sağlıkçılar olarak bir mücadelenin içindeyiz. Önümüzde 3 günlük bir grev var ve örgütlenerek daha çok insanla hareket ederek yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.

Dev Sağlık İş Genel Sekreteri Erdoğan Demir: Pandemi süreci özellikle salgın boyunca işçi sınıfı hastalığı olarak yaygınlaşarak önümüze çıktı. Bu süreçte biz de konfederasyon olarak yaptığımız açıklamada pandeminin 2 yıl boyunca işçilere nasıl bir yük olduğunu anlattık. Geldiğimiz noktada sağlık emekçileri açısından baktığımızda özelinden kamusuna kadar birçok sağlık çalışanı arkadaşımızın olumsuz etkilendiğini yaşayarak gördük. Pandemi sürecinin yükünü sağlık işçileri sağlık emekçileri olarak çektik. Hastanelerde uğradığımız ayrımcılıkları gün yüzüne çıkarmaya gündeme getirmeye çalıştık. Performans ödemeleri bile hastanelerde ayrımcı bir şekilde uygulandı. Bizler bunun yanlış olduğunu ısrarla dile getirdik. Kaderimiz ortak; pandemi süreci her ne kadar bizi bölmeye çalışsalar da böyle olduğunu bir kez daha gösterdi. Sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu bir kez daha gördük.

Hayatını kaybeden birçok meslektaşımızın anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Bizler yan yana durduğumuz ve doğruları söylediğimiz sürece sağlık sistemini değiştirip dönüştürebileceğimize inanıyoruz. Bugün Sağlık Bakanlığı hükümet ve bu sağlıksız politikaları üretenler bir ayrımcılığı körükleseler, taleplerimizi görmezden gelseler de bizler daha güçlü bir inat ve kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. 14-15 Mart iş bırakma kararını sendika olarak biz de destekliyoruz.

İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Dr. Pınar Saip: Pandeminin 2. yılında meslektaşlarımıza ve sağlık çalışanlarına gösterdikleri özverili çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Çok yüksek sayıda sağlık çalışanını kaybettik, pek çoğu hastalanma pahasına sağlık hizmetini vermeye devam etti.

Pandeminin ilk günlerinde yapılan alkışların ne kadar sahte olduğunu iktidarın son söylemlerinde görmekteyiz. Maalesef önlenebilir bir hastalık sebebiyle, gerekli önlemler alınmadığı için, sağlık hizmetleri özelleştirilmiş olduğu için, birinci basamak sağlık hizmetleri tamamen yok edildiği için ve hızlı aşılama yapılamadığı için resmi rakamlara göre 95 bin ama gerçekte 250 binin üzerinde vatandaşımızı kaybettik. Hastalanan birçok vatandaşımız da maalesef belki de birçok hastalığa maruz kalacak.

Bizler bugün sadece algıyı yönettiklerini ama sağlığı yönetemediklerini haykırıyoruz. Bizleri koruyamadılar, güvenli sağlık koşullarını sağlayamadılar.

Bu sebeple 14-15 Mart’ta G(ö)rev’de olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Basın toplantısı destek veren DİSK ve KESK yöneticilerine teşekkürün ardından son buldu.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!