HEKİMLER VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI “BÜYÜK BEYAZ YÜRÜYÜŞ”TEYDİ Hiçbir yere gitmiyoruz, hakkımız olanı alacağız


  • Hekim Sözü Mart-Nisan 2022
  • 120

Hekimler ve sağlık çalışanları Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla kötü hava koşullarına ve yoğun kar yağışına rağmen coşkulu bir katılımla Kadıköy’de “Büyük Beyaz Yürüyüş”teydi.

Hekimler ve sağlık çalışanları Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla kötü hava koşullarına ve yoğun kar yağışına rağmen coşkulu bir katılımla Kadıköy’de Büyük Beyaz Yürüyüşteydi.

“Hiçbir yere çekip gitmiyoruz. Buradaydık, Buradayız, Burada Kalacağız” ve “Sağlıkta Şiddeti Durduracağız” pankartları taşıyan yüzlerce hekim ve sağlık çalışanı Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden başlayan yürüyüşte sık sık “Emek Bizim, Söz Bizim, Bu Memleket Bizim” sloganı attı.

İstanbul Tabip Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Ses İstanbul Şubeleri, Genel Sağlık-İş, Dev Sağlık-İş, Birlik Dayanışma Sendikası, İstahed, İsahed ve Tahud temsilcilerinin ve üyelerinin katılım gösterdiği etkinlikte “Herkes Bilsin Şiddet Varsa Hizmet Yok”, “Buradayız Hiçbir Yere Gitmiyoruz”, “Vazgeçmiyoruz Hakkımız Olanı Alacağız”, “Aile Hekimliği Ceza Yönetmeliği Geri Çekilsin”, “Asistan Hekim Köle Değildir”, “Nöbet Ertesi Ücretli İzin İstiyoruz” dövizleri taşındı.

Yürüyüşe DİSK Genel Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, KESK İstanbul Şubeler Platformu temsilcileri, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros ve HDP Milletvekili Musa Piroğlu ile çok sayıda yurttaş da katılarak destek verdi.

PİYASACI, ÖZELLEŞTİRMECİ, YAŞAM VE ÇALIŞMA KOŞULLARIMIZI GÖRMEYEN BU SAĞLIK SİSTEMİ İFLAS ETMİŞTİR

Coşkulu yürüyüşün ardından etkinlik Kadıköy İskele Meydanında konuşmalar ve katılımcı kurumların temsilcilerinin konuşmalarıyla devam etti.

İlk olarak Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı konuştu ve aylardır seslerini duyurmaya çalıştıklarını, yürüyüşlerle, forumlarla, nöbetlerle, görevden göreve koşarak taleplerini haykırdıklarını belirterek, “Haklarımız için sürdürdüğümüz mücadelede, 14 Mart Tıp Bayramı’nın, Büyük Beyaz G(ö)revimizin arifesinde, Büyük Beyaz Buluşmamızı, karanlığa inat beyaza kesmiş bir İstanbul’da gerçekleştiriyoruz bugün” dedi. Korur Fincancı konuşmasını “Köle olmayı reddediyoruz, hekimlik değerlerimize sahip çıkıyor, ‘Buradaydık, buradayız, burada kalacağız’ diyerek 14-15 Mart’ta Büyük G(ö)REV’e gidiyoruz.” çağrısıyla bitirdi.

Katılımcı kurumlar adına ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Dr. Osman Küçükosmanoğlu okudu. Açıklamada “Biz, topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak emeğimizle, bilgimizle, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayanan birikimimizle insanlara hizmet için çalışıyoruz.

Biz, yıllar içinde,

“Doktorları ağaca bağlayın da kaçmasınlar” diyen devlet başkanlarını da,

“Doktorların gözü doymaz” diyen kasaba siyasetçilerini de,

“Paracı doktorlar gürültü yapıyor” diyen sağlık yöneticilerini de gördük/görüyoruz.

Hepsi gitti, biz kaldık; mesleğimiz ve meslek onurumuz kaldı.

Bugün de hiçbir yere çekip gitmiyoruz.

Güçsüzlerin gücü, çaresizlerin çaresi olmak, ölümle ve hastalıklarla mücadele etmek, sağlık ve şifa dağıtmak için,

Dün, bugün olduğu gibi yarın da burada, bu topraklarda kalacağız.

Ne ülkemizden ne mesleğimizden ne hakkımız olanı istemekten vazgeçeceğiz.” sözleri dikkat çekti.

14-15 Mart’ta bütün illerde, bütün sağlık kurumlarında G(ö)REV’de olacaklarını söyleyen Küçükosmanoğlu’nun “Artık söz bizdedir! Taleplerimizden vazgeçmiyoruz! Hakkımız olanı alacağız” sözlerinin ardından, sırasıyla katılımcı kurum temsilcileri söz alarak konuştular.

SAĞLIK EMEKÇİLERİ SENDİKASI (SES) EŞ GENEL BAŞKANI HÜSNÜ YILDIRIM:

20 yıldır sağlık emekçilerini aramayan Sağlık Bakanı birden hatırladı. Çünkü sağlık emekçileri uzun süredir yürüttüğü mücadele ve pandemide verilen mücadele görülüyor. Haklarını arayan sağlık emekçilerinin sesi bütün toplum tarafından duyuldu. Koruyucu sağlık hizmetini temel alan kamucu bir sağlık hizmetinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini, özelleştirmelerin kaldırılmasını, özel hastanelere ödenen kaynakların kamuya aktarılması gerektiğini hep söyledik ve bugün geldiğimiz noktada ne kadar haklı olduğumuzu gördük. Sağlık emekçilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerine hakları olan insanca yaşayacak ücreti talep ettiğimiz için alanlardayız, şiddeti ortadan kaldıracak etkin yasalar çıkarılmadığı için alanlardayız, covidin meslek hastalığı olmasını istediğimiz için alanlardayız ve yıpranma payı istediğimiz için alanlardayız. Son olarak diyoruz ki, bu ülkede yıllardır mücadele eden sağlık emekçileri değildir gidecek olan. Haklarımızı alana kadar, bundan sonraki süreçte de eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.

GENEL SAĞLIK İŞ ADINA DENİZ KORKMAZ:

Çok uzun bir süredir haklarımızı almak için alanlardayız yollardayız. Biliyoruz ki duyması gerekenler bizi duyuyor, duyacak. Bugün şiddet haberlerde, televizyonda, dizilerde normalleştirilmeye çalışılıyor. Bizler de sağlık emekçileri olarak bundan payımızı alıyoruz. Yetkililere sesleniyoruz; bir an önce sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması gerekmektedir.

BİRLİK VE DAYANIŞMA SENDİKASI ADINA AHMET MAHLEPÇİ:

Sağlık Bakanı bir mektup yollamış. Biz 20 yıldır bu ülkede çalışıyoruz, ne mektuplar gördük. Ersin Arslan, Melike Yıldırım, Ömür Hemşire ölürken neredeydiniz? Hiçbir şey yapmadınız! Sağlıkta şiddet artık vakayi adiye haline geldi. Her hafta her yerden sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Ancak karışılığında mobbing, baskı ve sindirme görüyoruz. Asla sinmeyeceğiz ve mektubunuzu kabul etmiyoruz. Bu saatten sonra susmuyoruz, korkmuyoruz, geri adım atmıyoruz, hiçbir yere de gitmiyoruz...

DEV SAĞLIK İŞ BAŞKANI

  1. ARZU ÇERKEZOĞLU:

Sağlık Hizmetinin bir parçası olan ancak herhangi bir hak verileceği zaman sağlık çalışanı olarak görülmeyen işçi arkadaşlarımıza da Sağlık Bakanından aynı mektup geldi. Ancak dijital alanı mesgul eden bu mektupları yollamak yerine sağlık emekçilerinin, artık bütün toplum tarafından görülen sorunlarını çözmek için adım atılmalıdır. Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz; iktidar partisinin bir mensubu olarak meclis açıldığında sağlıkta şiddeti engelleyecek sağlıkta şiddet yasasını hemen çıkartın. Hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının emeğinin karşılığı olacak ücretlendirmeyi ve buna uygun bir yasal düzenlemeyi meclisten hemen geçirin. Sağlık alanında performansa dayalı ek ödemelerle değil emekliliğe yansıyacak kalıcı insanca bir ücretlendirme sistemini getirin. Bu ülkenin 84 milyon insanı için sağlığın, piyasanın konusu olmasından çıkartılarak herkes için ulaşılabilir, nitelikli ve parasız bir hizmet olmasını sağlayın. Sağlık işçilerini de diğer sağlık çalışanları gibi 40 saat çalıştıracak yasal düzenlemeyi meclise getirin. Anayasaya aykırı olan zorunlu emeklilikten vazgeçin. Sağık işçilerinin görev tanımlamasını yapın... Yani siz, sorunları çözecek, sağlık işçilerinin hakkını hukukunu ortaya koyacak ve güvenceleri olacak düzenlemeleri yapmakla yükümlüsünüz. Mektup yazarak sorumluluklarınızı yerine getirmiş olmazsınız. Biz haklarımızı yanyana omuz omuza mücadele ederek alacağımızı biliyoruz. Cevabımız; hiçbir yere gitmiyoruz ve mücadelemize devam edeceğiz.

İSTANBUL ECZACI ODASI BAŞKANI PINAR ÖZCAN:

Pandemiye karşı iki yıldır devam eden savaşta yitirdiğimiz arkadaşlarımızı anıyoruz bugün, beyaz yürüyüşümüzle tüm sağlık çalışanları olarak beyaz G(ö)rev’e gidiyoruz. İki yıldır canla başla çalıştık büyük bir mücadele verdik. Meslektaşlarımızı kaybetmek bizim için en zoru oldu. Bugün pandemide bir nebze olsun ışık görüyorsk bu canla başla çalışan sağlık çalışanları sayesindedir. Alınan her nefeste bu büyük ekibin emeği vardır. Ancak henüz herşey bitmiş değil. Sağlık bürokrasisini buradan uyarıyoruz, pandemi önlemlerini erken kaldırmanın gevşemenin faturası ağır olur. Bizler artık insanımızı kaybetmek istemiyoruz, sesimizi duyun. Ayrıca eczacılar olarak da bir kez daha sesleniyoruz, artık taleplerimizi görmezden gelmeyin. Vatandaş için her an ulaşılabilir olan ancak bugün çoğu gizli iflasta olan eczanelerimizin ayakta kalması için kararnameyi güncelleyin. Kamuda görev yapmış ve hala yapmakta olan meslektaşlarımıza da insanca yaşaması için özlük haklarındaki iyileştirmeleri hayata geçriin. Tüm sağlık çalışanları ve tüm vatandaşlar adına sesleniyoruz, bu ülke hepimizin.

VETERİNER HEKİMLER ODASI BAŞKANI MURAT ARSLAN:

Bir başka pencereden sağlık çalışanlarına görüntü vermek istiyorum. Yönetenler aslında hiçbir alanı boş bırakmıyor. Beşeri sağlık alanında meydana gelen tahribat aslında bütün alanlarda devam ediyor. Sağlıkta dönüşüm sisteminin altyapısını hazırlamak için her alanda sistemli bir şekilde tahribatı yayıyorlar. Sağlığın önemli bir bileşeni olan koruyucu hekimlik ve yeterli güvenilir gıdanın topluma ulaşması için emek veren veteriner hekimler üzerinde de aynı oyunlar oynanıyor. Önce ülkemizin taraf olduğu Cenevre Anlaşması’na aykırı olarak özel teşkilatlarımız kapatıldı. Böylece sağlık sınıfı dışından yetkisiz ve liyakatsız kişilerin koruyucu hekimlik ve sağlıklı gıdanın üretimiyle ilgili kurumların başına getirilmesiyle halk sağlığı riske atıldı. Veteriner hekimlerin pasifize edilmesi yetmedi özlük haklarımız yok sayıldı, sağlıkta şiddet yasası kapsamı dışında tutulduk. Ancak ülkemizin bize ve mesleğimize, bütün sağlık emekçilerine ihtiyacı var. Bu nedenle ülkemizde kalmaya üretmeye ve kamuoyuna gerçekleri söylemeye devam edeceğiz.

İSTANBUL DİŞHEKİMLERİ ODASI BAŞKANI

ALİ GÜRLEK:

20 yıllık sağlıkta dönüşüm programı ağız ve diş sağlığı hizmetleri sunum ve finansmanında başarısızdır. 132 kamu ağız diş sağlığı hastanesi açılmış 15 bin diş hekimi istihdam edilmiştir, ancak bu bina, malzeme alımı ve dişhekimi istihdamına rağmen toplumun ağız diş sağlığı göstergeleri Avrupa Birliği üyesi ülkelere göre hala çok gerilerdedir. Çünkü, diş ve diş eti hastalıkları önlenebilir hastalıklar olmasına rağmen bizim sistemimiz “olmadan engellemek yerine tedavi edici ve rehabilite edici” olarak kurgulanıyor. Yapılması gereken basit, kamu ağız ve diş sağlığı hizmetinin yanında 0-18 yaş aralığı ve 65 yaş üstü için tüm ağız diş sağığı hizmetlerinin özelde çalışan dişhekimlerinden hizmet alınmalıdır. Ayrıca kamusal destek olmayan tek meslek grubu olarak dişhekimlerine de üvey evlat muamelesi yapılmasından vazgeçilmelidir.

Etkinlik 14-15 Mart’ta G(ö)REV çağrısıyla son buldu.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!