Asla umutsuz değiliz...


  • Hekim Sözü Temmuz-Haziran 2022
  • 92

İstanbul Tabip Odası seçimlerinin üzerinden yaz ve insanların dinlenme, tatil dönemine denk gelen beş ay geçti. Ancak hekim sorunları ne yazık ki ne dinlendi ne de tatile girdi.
Döneme yine şiddet damgasını vurdu. Her gün ülkenin her yanından fiziki, sözel çeşitli şiddet haberleri yağarken 6 Temmuz 2022 tarihinde Ekrem Karakaya, görev yaptığı Konya Şehir Hastanesi’nde katledildi. 7 Temmuz’da sorumluları belli olan bu önlenebilir ölüm karşısında hekimlerin haklı isyanı, valiliğin emriyle kolluk kuvvetlerinin her tür engellemesine rağmen görülmedik bir sel halinde İstanbul caddelerinden İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne, ülke genelinde Sağlık Bakanlığı’na aktı.
Yetmedi aradan henüz iki ay geçmişti ki 14 Eylül 2022 tarihinde bu kez güvenlik çemberimize bir bıçak saplandı. Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan yine bir cinayete kurban gitti.
Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez Kırmızı Pazartesi isimli romanında, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayeti anlatır. Ülkemizde sağlık alanında şiddetin vardığı nokta, önemli bir farkla budur. Önemli fark ise hekimlerin ve sağlık çalışanlarının bu gidişe izin vermeyecekleridir.
Dönemin ikinci önemli gelişmesi ise büyük bir müjde olarak duyurulan “ek ödeme yönetmeliği” oldu. Görünürde ekonomik bir rahatlama sağlayan bu yönetmelik, sağlık çalışanlarına giydirilen, dar gelen gömleğin biraz bol ve başka renginden ibaretti. Hem hekimler arası hem de sağlık çalışanları ile hekimler arasında eşitsizliklere yol açan, yine performansa dayalı, emekliliğe yansımayan, güvencesiz bir gelir artışı sağlıyordu. Oysa hekimler yıllardır gayet açık biçimde emeklerinin karşılığı olan, insanca yaşamalarına olanak sağlayan, güvenceli, emekliliklerine yansıyan, sağlığın bir ekip işi olduğunu göz ardı etmeyen bir ücret politikası isteklerini dile getiriyorlardı.
Halkın sağlığında kan kaybı anlamına gelen hekim göçü ise bu dönemde, yukarıda sayılan nedenlerle kıyaslanamayacak kadar arttı. Yurt dışına gitmek için gereken “iyi hal (good standing)” belgesi için bir önceki dönem yılda tüm ülkede 1400 genç hekim başvurmuşken, bu yıl sayı şimdiden 1600’ü aştı.
Olup bitenler ve temel kaygılarımız karşısında yetkililerin takındığı duyarsız tavır, bizi hekim haklarını savunmaktan ve toplumun sağlığı için gerekeni yapmaktan alıkoyamayacaktır.
Nitekim yönetim kurulumuz bu dönem içinde belirlediği planlar dahilinde hastanelerde, aile hekimliklerinde, işyerlerinde, özel hekimlikte hekim sorunları için çalışmakta, meslektaşlardan aldığı güçle akla, bilime ve vicdana dayalı politikalarını savunmakta; hekim adaylarına yönelik, onlara önderlik eden yol gösteren çalışmalarını sürdürmektedir.
Sağlığın yalnızca hastanelerde belirlenmediğini gayet açık seçik bilerek, bu ekonomik koşullar altında beslenemediği için gelişemeyen bebeklerden, yeterli bakım sağlanamayan yaşlılara kadar halkın her kesiminin sağlığı için çaba göstermektedir.
Yaşananlar karşısında asla umutsuz değiliz. Türk Tabipleri Birliği çatısı altında örgütlü tabip odaları başta olmak üzere sağlık meslek örgütleri, sendikalar ve diğer sivil toplum kuruluşları sıklaştırdıkları safları, yasalardan ve emeklerinden aldıkları güçleriyle ve halkın desteğiyle bu gidişe dur diyeceklerdir.


Bu İÇERİĞİ Paylaş!