ROPÖRTAJ: İskender Sayek ile Tıp eğitimi üzerine... - Yasemin Demirci*


  • Hekim Sözü Temmuz-Haziran 2022
  • 547

Soru 1: Hocam ülkemizde tıp eğitimi açısından çıtayı yükselten ve büyük katkıları olan bir akademisyensiniz. TTB’nin belli aralıklarla yayınladığı mezuniyet öncesi tıp eğitim raporu ile fiilen yürürlükte olan tıp eğitimi ne kadar örtüşmektedir?

Öncelikle bu söyleşi için teşekkür ederim. TTB’nin bundan önceki en son 2010 yılında yayınlanmış “Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi Raporları” var. Bu raporlar Türkiye’de tıp eğitiminin durumunu belirleyen önemli belgelerdir. Bu belgelerdeki bilgiler tamamen tıp fakültelerinin kendi verdikleri bilgilere dayanmaktadır. Biz de hiç yorum yapmadan bunları paylaştık. Dolayısıyla tıp eğitiminin durumunu ortaya koyan objektif değerlendirmeler idi ve o dönemde tıp eğitiminin durumunu yansıtmakta idi. Ancak bugün artık durumun çok farklı olduğuna inanıyorum. Tıp eğitiminde son 20-25 yılda çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler ışığında Türkiye’de de tıp eğitiminde değişime yol açmıştır. Bunun yanı sıra Covid -19 salgını nedeniyle tıp eğitiminde Türkiye’de ve dünyada önemli değişimler yaşanmış ve yaşanmaktadır.

Soru 2: Ülkemizdeki vakıf üniversiteleri ve buralarda yürütülen tıp eğitimini genel olarak değerlendirseniz bize neler söyleyebilirsiniz?

Ülkemizde bugün adı konulmuş 128 tıp fakültesi vardır. Ancak bunların 9 tanesi öğrenci almamaktadır. Bu 9 fakülteden ikisi de yurt dışında olacak biçimde planlanmış ve üçü devlet, dördü vakıf tıp fakülteleridir. Eğitim vermeyen bu tıp fakülteleri dışında 2022 itibariyle öğrenci alan tıp fakültesi sayısı 119 olup 33 tanesi vakıflara ait tıp fakülteleridir. Bu durumda Türkiye’deki öğrenci alan tıp fakültelerinin %27.7’si Vakıflara aittir. 2022 itibariyle Türkiye’de tıp eğitimi alan öğrenci sayısı ise 115 450’dir ve bunun 14 445’i vakıf tıp fakültelerindedir. Bu da öğrencilerin %12.5’unun vakıf tıp fakültelerinde olduğu anlamındadır.

Vakıflara ait 33 tıp fakültesinin 12’sinde Türkçe, 8’inde İngilizce ve 14’ünde hem Türkçe hem de İngilizce program vardır. Bunun anlamı 48 program yürütüldüğü ve bunların da %45.8’inin İngilizce program olduğu görülmektedir.

Vakıf tıp fakültelerindeki programların 6’sı TEPDAD (Tıp Eğitimleri Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) tarafından akredite edilmiştir.

Soru 3: Peki devlet üniversiteleri ile karşılaştırdığınızda vakıf üniversitelerinde yürütülen tıp eğitimi için ne düşünüyorsunuz?

Vakıf tıp fakültelerinde yürütülen tıp eğitiminin devlet tıp fakültelerinde yürütülen eğitimden önemli bir farkı yoktur. Son yıllarda uygulanan politikalarla devlet tıp fakültelerinde çalışan öğretim üyelerinin bir kısmının vakıf tıp fakültelerine geçtikleri görülmektedir.
Eğitimin niteliğini etkileyen bazı faktörler farklılık gösterir. Şöyle ki öğrenci sayıları vakıf tıp fakültelerinde daha azdır. Akredite olan tıp fakültelerini bir örnek olarak karşılaştırırsak akredite olan Vakıf tıp fakülterinde 2021 yılında YÖK Atlas bilgilerine göre öğrenci sayıları 176 ile 685 arasında iken İstanbul ve Ankara’da akredite olan Devlet tıp fakülterinde bu rakamlar 1968 ile 2825 arasında değişmektedir. Karşılaştırılan fakültelerde kabaca bir öğretim üyesine düşen öğrenci sayısı Vakıf tıp fakültelerinde 3’ün altında (sadece birinde 5) Devlet tıp fakültelerinde 5.09 ile 6.8 arasında değişmektedir. Tabii ki uygulamalarda bu rakamlar devlet tıp fakülterinde belirgin olarak daha yüksektir.

Vakıf tıp fakültelerine giren öğrenciler arasında önemli farklılıklar vardır. Vakıf tıp fakültelerine burslu olarak yüksek puanla öğrenci alınmaktadır. Ancak ücretli olarak giren öğrenciler ise vakıf tıp fakültelerinde oldukça düşük puanla tıp fakültesine girmektedir. Örneğin 2022’de en yüksek taban puan olarak 536.20 ile öğrenci alan bir tıp fakültesinin, ücretli olarak aldığı grupta taban puanı 427.53’tür. Aradaki fark 108 puan gibi oldukça büyük bir farktır. Başka bir fakültede en yüksek taban puan 500.86 iken, taban puan 414.69’dur. Burada da aradaki fark 86.17 puandır. Öğrenci niteliğindeki bu fark eğitim niteliğini de etkiler. Vakıf tıp fakültelerinde taban puan açısından değerlendirildiğinde en düşük devlet tıp fakülteleri ile aralarında 35-40 puan gibi bir fark mevcuttur.

Klinik eğitim açısından önemli farklardan bir tanesi vakıf tıp fakültelerinin hastanelerinin özel hastane özelliğinde olmasıdır. Kendi hastanesi olmayan vakıf tıp fakülteleri özel hastanelerle işbirliği protokolü ile anlaşmalar yapmakta ve klinik eğitimlerini bu hastanelerde yürütmektedir. Devlet tıp fakültelerindeki durum ise kendi hastanesi olmayan fakültelerin eğitimlerini Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yürütmeleridir.

Bunların yanı sıra, son yıllarda uygulanan politikalarla alt yapı ve olanaklar açısından devlet tıp fakülteleri çok etkilenmiş ve bazı vakıf tıp fakültelerindeki alt yapı ve olanaklar eğitim açısından daha güçlü duruma gelmişlerdir.

Soru 4: Sizce özellikle de son 20 yılda vakıf üniversitelerinin sayılarının bu kadar artmasının sebebi nedir?

Bu zor bir soru. Kesin bir bir şey söylemem çok mümkün değil. Ancak dünya genelinde de vakıf ya da özel tıp fakültelerinin sayılarının arttığı görülmektedir. Bu neoliberal politikaların etkisinin yanı sıra yerel politikalara da bağlıdır. Türkiye’de son 20 yılda uygulanan politikaların bunda önemli bir payı vardır diye düşünüyorum. Ayrıca özellikle İngilizce eğitimi vererek yurt dışından öğrenci çekebilmek için de fakültelerin açıldığını düşünüyorum.

 


Soru 5: İdeal tıp eğitimi nasıl olmalıdır?

Bu soru başlı başına bir söyleşinin tamamını kapsar. Kısaca belirteyim. Bence ideal tıp eğitiminde temel ilke öğrencinin eğitimin merkezinde olmasıdır. Öğrenci merkezli eğitim temel hedef olmalıdır. İkinci önemli olan nokta eğitimin çıktı temelli yeterliliğe dayalı olmasıdır. Üçüncü nokta tıp eğitiminin toplumun sağlık gereksinimlerini karşılamasıdır. Son yıllarda bu açıdan önerilen tıp eğitiminin sosyal (toplumsal) güvenilir (hesapverebilir) olmasıdır. Dördüncü nokta COVID-19 salgınının bize öğrettikleri kapsamında tıp eğitimi müfredatının aşırı yüklü olduğu ve gelişen teknolojinin tıp eğitiminde de kullanılacağıdır. Beşinci nokta tıp eğitiminin kendi kendine öğrenmeyi sağlaması ve bireysel öğrenmeyi kolaylaştıracak yöntemlerin kullanılmasıdır. Son ve diğerleri kadar önemli nokta tıp eğitiminin temel hedefi “iyi hekim” yetiştirmek olmalıdır. İyi hekimlik kavramının mesleki sorumluluklar kapsamında düşünülmesi önemlidir.

*Dr


Bu İÇERİĞİ Paylaş!