Kuzeyin incisi Beykoz: Hastanenin 60 yıllık mazisi… - Özer Çelik*


  • Hekim Sözü Temmuz-Haziran 2022
  • 907

Yeni kurulan cumhuriyet,1930’lu yıllarda sanayi hamlesi başlatır. Beykoz ve çevresi cumhuriyetin ilk kentli işçi sınıfının oluştuğu yerlerden birisidir. Bölge sendika hareketleriyle tanışır. Sendikacıların da yoğun gayretiyle SSK hastanesi açılır.

Beykoz’un marka değerine ulaşmış 3 fabrikası vardır. Beykoz deri kundura, Paşabahçe tekel fabrikası ve uluslararası üne kavuşmuş Paşabahçe şişe cam fabrikası. Hâl böyle olunca zamanın SSK kurumu, İstanbul’daki ikinci hastanesini tam da bu günlerde (1.8.1962) SSK Paşabahçe Hastanesi adıyla açar. Bugünkü Beykoz Devlet Hastanesi, ismiyle olmasa bile Paşabahçe’deki hastane binası ve verdiği sağlık hizmeti ile 60.yılını kutlamaktadır.
Beykoz neredeyse iki yüz yıllık sanayi havzası. Beykoz ve çevresi Tanzimat sonrası sanayileşme çabalarının görünürlük kazandığı ilk mekânlardan birisi. O dönem için öncelikle ihtiyaç duyulan mum, kâğıt, deri, cam gibi maddelerin üretildiği fabrikalar kurulur. Yeni kurulan cumhuriyet,1930’lu yıllarda sanayi hamlesi başlatır. Halat, deri - kundura fabrikalarının yanı sıra Paşabahçe’de kurulan şişe - cam ve tekel rakı fabrikaları ile Beykoz ve çevresi cumhuriyetin ilk kentli işçi sınıfının oluştuğu yerlerden biri olur. Bölge sendika hareketleriyle tanışır. Sendikacıların da yoğun gayretiyle SSK hastanesi açılır.
O yıllarda SSK Paşabahçe Hastanesi, uzmanlık eğitimi de vermektedir. 1971 yılında SSK Okmeydanı Hastanesi, 1972’de Göztepe SSK Hastanesi açılınca bu özelliğini yitirir. Tek yitirdiği bu olmayacaktır. Aslında 1970’lerde Beykoz sağlık açısından şanslıdır. 70’lerin başında Beykoz Devlet Hastanesi adıyla tepeüstü mevkiinde yeni bir hastane daha açılır. 2000’li yıllara kadar Beykoz iki ayrı hastanenin ve sanayinin olduğu bir ilçedir.
Beykoz’un simgeleri olan, babadan oğula mesleklerin devredildiği, Beykoz’un ekonomisini sağlayan, sosyalleşmenin aracı olan fabrikalar birer birer kapanır. Çevre kirliliğinden, rantabl olmamaya, maliyet hesaplarından, Beykoz’un turizm alanı yapılmasına kadar çeşitli nedenlerle kapılarına kilit vurulur. Bu kararların sosyal sonuçları beklendiği gibi ilerleyen yıllarda görülür. Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın yaptığı bir araştırma, bir zamanlar işçi kenti olan Beykoz da nüfusun %50’sinin sosyal yardımlarla geçindiğini ortaya çıkardı (2018). Beykoz 1990’lı yılların ortasına kadar dışarıdan göç alırken, dışarıya göç veren, SGK’lıların azaldığı, genç nüfusun azaldığı bir ilçeye dönüştü.
2005 yılında, çeşitli kurum ve kuruluşlara ait sağlık hizmeti sağlayan hastane ve benzeri oluşumlar sağlık bakanlığına devredilir. Artık ismi Paşabahçe Devlet Hastanesi’dir. 2009’da Paşabahçe Devlet Hastanesi ve Beykoz Devlet Hastanesi tek başhekimlik altında birleştirilir. Ana bina Paşabahçe Devlet Hastanesi olmasına rağmen, daha küçük hastane olan Beykoz Devlet Hastanesi’nin ismi, hastane ismi olarak belirlenir. İki hastanenin birleşimi ile bir süre, branşlarda doktor sayısı yeterli hale gelir. Ancak bu durum uzun sürmez.
Pandemi öncesinde başlayan ve sonrasında devam eden, meslektaşlarımızın istifa ve emeklilik gibi nedenlerle hastanelerden ayrılmaları; tüm Türkiye’de gerçekleşirken, Beykoz bundan fazlasıyla etkilenir. Ayrılan meslektaşlarımızın yerine uzun süre atama yapılmaz. Belirli branşlardaki sayılar iyice azalır. Kalan ekip, aynı yükü daha az kişiyle sırtlanır. Bu durum fiziksel ve ruhsal yorgunluğa neden olur. Döner sermayenin yetersiz oluşu, malpraktis çekincesi, zaman zaman görülen fiziksel ve sözel şiddet, nefes alma sohbet etme olanağı sağlayan kantinlerin kapanması çalışan meslektaşlarımızın, iş ortamından hoşnutsuzluğuna yol açar.
Tabip Odası temsilci odamızı kuruyoruz…
Bu süreç devam ederken, 2022 itibarıyla TTB öncülüğünde G(ö)REVler başladı. İstanbul Tabip Odası hastane temsilciliği seçimleri oldu. Hekimlerin bir araya gelme zorunluluğu arttı. Temsilci seçilince, hem üyelik işlemleri için hem de yukarıda bahsettiğim nefes alma, sohbet etme gibi insani gereksinmeler için başhekimden bir oda istemeye gittim. Yaptığımız sohbet sonrasında, başhekimimiz talebimi olumlu karşıladı. Yemekhane katında kapalı olan bir odayı bize tahsis etti. Buraya kadar her şey olumlu gidiyordu. Kapalı odayı açınca buranın kötü bir şekilde depo olarak kullanıldığını gördüm. Gördüğüm manzara moralimi bozmadı, en azından bir odamız vardı. Zaten bundan sonrası, Yeşilçam filmlerindeki mahalle dayanışması sahnelerini aratmayan imece usulü çalışmaya vesile oldu. Oda boşaltıldı, temizlendi, içine eşyalar bulundu. Kokunun giderilmesi için havalandırma işi en uzun süren iş oldu. Odanın hazırlanmasında emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına buradan bir kez daha teşekkür ederim.
İstanbul Tabip Odası ile temasa geçildi, kırtasiye malzemeleri ve tabela temin edildi. Arkadaşlara duyurular yapıldı. Yemekhanenin daha önce ayrılmış olan bir bölümü odanın kullanımına bırakıldı.
Sizleri de bekleriz, kapı kapalıysa, odanın anahtarı komşumuz terzi Bayram’da...
Aynıyla vaki...
- Mehmet (teknisyen şefi), tabela hazırlanıyor kapının üstüne mi asalım, yanına mı? Hangisi size kolay olur.
- Özer hocam, o fark etmez de yapıştırmalı olmasın, vidalı olsun.
- Yapıştırmalıyı takmak sizin için daha kolay olmaz mı?
- Hocam, yapıştırmalıyı çıkartmak daha zor oluyor.
- Daha tabelayı asmadan çıkartmayı niye düşünüyorsun?
- Hocam sizi buradan çıkartırlar, vidalıyı sökmek daha kolay.
- Mehmet, başhekimin onayı var, öyle bir şey olursa da direniriz.
-- Bu başhekim gider, yenisi gelir... Hocam, emir demiri keser.
Tabelamız vidalıdır...

*Dr., Beykoz Paşabahçe Devlet Hastanesi İstanbul Tabip Odası Temsilcisi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!