Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimlerin Çalışma Statüsü ve Ekonomik Durumu Tespit Anketi Değerlendirme ve Talepler


  • Ocak 30, 2026
  • 179

2025 yılında, önce yönetmelik değişikliği, ardından yapılan yasal düzenlemelerle özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin çalışma statüsünde köklü bir değişikliğe gidilmişti. Şirket kurarak işverene hizmet satma biçimindeki 4/B’li çalışma modeli sona erdirilmiş; bordrolu ve güvenceli çalışma biçimi olan 4/A statüsü zorunlu hale getirilmişti.

Bu düzenleme, hekim emeğinin iş hukuku çerçevesine alınması bakımından önemli ve yerinde bir adım olmakla birlikte, uygulamada ciddi yapısal sorunların devam ettiği görülmektedir. İstanbul Tabip Odası tarafından gerçekleştirilen bu anket, söz konusu geçiş sürecinde hekimlerin yaşadığı fiilî durumları görünür kılmak ve özel sağlık sektöründeki emek rejimini bütünlüklü biçimde ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.

Ankete, İstanbul ağırlıklı olmak üzere Türkiye genelinden 1320 hekim katılmıştır.
Bu çalışma; özel sağlık kuruluşlarında hekimlerin ücretlendirilme biçimleri, hak ediş uygulamaları, ödeme süreçleri ve bu süreçlerin şeffaflığı açısından sahadaki gerçek tabloyu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Bulguların Ortaya Koyduğu Yapısal Sorunlar

Anket sonuçları, özel hastanelerde çalışan hekimlerin önemli bir bölümünün gelirlerinin sabit ve öngörülebilir bir ücret üzerinden değil; hastane yönetimleri tarafından belirlenen ve denetlenemeyen “hak ediş” sistemleri üzerinden saptandığını göstermektedir. Bu sistem, hekimler açısından güvencesizlik üretmekte; gelir belirsizliği, keyfi kesintiler ve tek taraflı uygulamalarla bir emek sömürüsü mekanizmasına dönüşmektedir. Bu süreçlerin şeffaflık, denetlenebilirlik ve öngörülebilirlik açısından ciddi sorunlar barındırdığı anlaşılmaktadır.
Ankette öne çıkan bulgular şunlardır:

• Özel hastanelerde çalışan hekimlerin üçte ikisinden fazlası, hak ediş hesaplama süreçlerinde şeffaf davranılmadığını ifade etmektedir.

• Hekimlerin üçte ikisinden fazlası, ay sonunda bilgisi ve onayı dışında yapılan tek taraflı kesintilerle karşı karşıya kaldığını belirtmektedir.

• Ankete katılan hekimlerin yaklaşık yarısı, hak edişlerini mevcut sistem üzerinden güncel, doğru ve denetlenebilir biçimde görüntüleyemediklerini belirtmektedir.

• Hekimlerin yaklaşık üçte biri, hak ediş ödemelerini zamanında alamadığını bildirmektedir.

Bu bulgular, sorunun münferit uygulamalardan değil, özel sağlık sektörünün benimsediği çarpık bir gelir ve ödeme rejiminden kaynaklandığını göstermektedir. Hekim emeğinin karşılığı, şeffaf olmayan, itiraz mekanizmaları kapalı ve tamamen işverenin inisiyatifine bırakılmış süreçlerle belirlenmektedir. Anket sonuçları, hekim emeğinin karşılığının belirlenmesi ve ödenmesi süreçlerinin şeffaf, izlenebilir, itiraz edilebilir ve karşılıklı mutabakata dayalı bir zeminde yeniden düzenlenmesi gerektiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Çalışma Statüsü Düzenlemesi ve Fiilî Uygulama Arasındaki Çelişki

Ankete katılan hekimlerin büyük bir bölümü, çalışma statüsüne ilişkin yapılan bu yasal düzenlemeleri yerinde bulmakta; iş hukukuna uygun, güvenceli bir çalışma biçiminin kendileri açısından önemli bir kazanım olduğunu ifade etmektedir.

Buna karşın, ankete katılan meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu, gelirlerinin büyük kısmını oluşturan ve o ay içinde yaptıkları işlemler üzerinden belirlenen “Hak ediş hesaplama” yönteminin şeffaf, izlenebilir ve itiraz edilebilir olmadığı görüşündedir. Hekimler; hak ediş hesaplama sisteminin belirsizlikten arındırılmasını, kriterlerin ve kesinti kalemlerinin standart ve anlaşılır biçimde tanımlanmasını, ayrıca ay sonu hak edişlerinin raporlanabilir şekilde görülebilmesini talep etmektedir.

Sonuç ve Açık Talepler

Ortaya çıkan tablo karşısında aşağıdaki taleplerin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur:

1. Tüm hekimler için 4/A statüsünün özel sağlık kuruluşlarında kâğıt üzerinde değil, fiilen uygulanması sağlanmalıdır. İş hukuku ihlallerine karşı Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetim ve yaptırım sorumluluğunu yerine getirmelidir.

2. Hak ediş sistemi, hekim aleyhine işleyen keyfi bir gelir mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır. Hak ediş hesaplamaları şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir hale getirilmeli; tüm kesintiler gerekçeli, belgeli ve yazılı mutabakata dayalı olmalıdır.

3. Ücret ve hak ediş ödemelerindeki gecikmeler normalleştirilemez. Hekim emeğinin karşılığının zamanında ödenmesi temel bir hak olup, ihlali yaptırıma tabi tutulmalıdır.

4. Özel sağlık kuruluşlarında, hekimlerin çalışma barışını ve sağlık hizmetinin sürekliliğini koruyacak adil ve şeffaf bir ödeme düzeni tesis edilmelidir.

5. İşverenin üstlenmesi gereken, 4/A statüsünden kaynaklanan prim ve vergi yükümlülüğünü hekimin hak ediş gelirinden kesinti ile karşılaması kabul edilemez. Bu durumu telafi etmek için hibrit çalışma düzeni (4/A+4/B) yani işverenin, hekimin gelirini bordroda düşük gelir gösterip, geri kalan hak ediş için şirket kurdurup, fatura keserek ödeme yöntemine zorlaması yöntemi yasal değildir.

6. 4/A çalışma statüsü ile çalışan hekimin, yüksek gelir vergisi ödemek suretiyle haksız gelir kaybına uğramasının önüne geçmek için gelir vergisi dilimleri yeniden düzenlenmelidir.

7. Kamudan emekli hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında 4/A statüsünde çalışmaları nedeniyle emekli maaşlarında yapılan ciddi kesintiler kabul edilemez. Şirket kurmaya zorlanmadan, güvenceli çalışmanın önündeki bu engel yasal düzenleme ile derhal kaldırılmalıdır.

8. 4/A statüsünde çalışan hekimlerin sigorta primlerinin, prime esas kazancın üst sınırından yatırılması kural haline getirilmelidir.

İstanbul Tabip Odası olarak, özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin emeğini değersizleştiren, güvencesizleştiren ve görünmez kılan tüm uygulamalara karşı sürecin takipçisi olacağımızı; hekimlerin özlük hakları ve çalışma koşulları için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu
İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonu

Anket Soruları İçin Tıklayınız.


Bu HABERİ Paylaş!